BIST 1.411
DOLAR 8,70
EURO 10,40
ALTIN 497,52
YAZARLAR

Hangi Ayasofya daha değerli?

Önümüzdeki günlerde laik ve seküler kesim bu durum üzerinde Müslümanları vurmaya kalkarsa hiç şaşmam.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Ayasofya camii, ibadete kapalı olduğu 86 yıl boyunca Müslümanlar için adeta bir motivasyon kaynağı oldu. Ancak maalesef bugün ibadete açıldıktan sonra 86 yıllık motivasyon kaynağının hak ettiği değeri görmediğini çok acı bir şekilde müşahede ediyorum/z.

İçimden “Acaba Ayasofya camisine yazık mı ettik?” diye geçmiyor da değil!

Çok değil bundan yaklaşık beş yıl önce ümmet olarak Ayasofya camii ile yatıyor Ayasofya camisi ile kalkıyorduk.

Pazar sabahı namazlarında Ayasofya Camii Meydanı’nda toplu olarak namaz kılıyor, Ayasofya camisinin yeniden ibadete açılması için meydanda basın toplantıları düzenliyor ve yöneticilerimizi bir an önce Ayasofya camisini asli hüviyetine kavuşturmaları çağrısı yapıyorduk.

Köşe yazarlarımız makalelerinde Ayasofya camisinin İslam dünyası için önemini anlatan yazılar kaleme alıyor, Ayasofya camisinin ibadete açılması için halkla röportajlar yapılıyor, sivil toplum kuruluşları Ayasofya camisinin ibadete açılması için imza kampanyaları düzenliyordu.

Sosyal medya üzerinden ise hemen hemen herkes Ayasofya camisinin ibadete açılması için çektiği özlemi dile getiriyor, Fatih Sultan Mehmet’in vakfiye senedinin boy boy resimlerini paylaşıyor, Fatih’in bedduasını dile getiriyorduk.

Ayasofya camisi olmadan geçen günümüz yoktu yani neredeyse.

Hatta bazı “cesur yürekler” her şeyi göze alarak haksız yere müzeye çevrilmiş olan Ayasofya camisi içerisinde seccadeleri serip namaz kılıyordu.

“Ayasofya yeniden cami olmalı” nidalarımız her gün arşa yükseliyordu adeta.

Tabiri caizse Ayasofya camisi ile yatıyor, Ayasofya camisi ile kalkıyorduk.

Ayasofya camisi bu milletin adeta ortak noktası ve motivasyon kaynağı idi.

Ancak bugün gelinen noktada 86 yıllık heyecanımızı çok çabuk yitirdiğimizi görüyorum. 86 yıllık hasret bu kadar çabuk bitmemeliydi.

Heyecanımız bu kadar çabuk sönmemeliydi.

86 yıldır beklediğimiz Ayasofya camisinin açılmasının müthiş etkilerini yaşayamadık ve yaşatamadık maalesef.

Üstelik Ayasofya’nın camii olmasının etkilerini uluslararası arenaya da taşıyamadık. Cami kültürü üzerinde bir türlü cem olamadık.

Diğer İslam ülkelerinde Ayasofya’nın camii olmasının önemini anlatamadık. Bırakın diğer ülkelere anlatmayı kendi içimizde bile bu konuda bir birlik ve beraberlik sağlayamadık maalesef.

Acaba Ayasofya camisini kısır siyasi çıkarlarımıza kurban mı ettik? Cemaatler ve STK’lar arası rekabete kurban mı ettik? diye sorasım geliyor.

Çok değil daha 4 ay önce büyük bir coşkuyla ibadete açılan Ayasofya camisi bugün o coşku ve sevince hasret hale bile geldi maalesef.

Sanki adeta Ayasofya camisinin büyüsü bozuldu da cazibesini kaybetti.

Daha önce de dile getirmiştim: 15 Temmuz resmî tatil ilan edildi. Her yıl dönümünde millî ruh yeniden canlanıyor.

24 Temmuz Ayasofya’nın yeniden cami hüviyeti ile ibadete açılışı, fethin yeniden yükselişi.

24 Temmuz Ayasofya fetih günü "Ayasofya Camii Günü" olarak resmî ilanı hak ediyor.

Her yıl fetih coşkusu yaşatılarak ve her ay farklı program ve etkinlikler yaparak bu şuuru ayakta tutmalıyız.

Şimdi geriye bakıp bir düşünüyorum da sanki ibadete kapalı olan Ayasofya camisi daha değerliydi ve daha çok ilgi görüyordu. Müslümanları bir arada tutan harç gibiydi, milleti birbirine kenetleyen bir zincirdi, aynı duygu, aynı heyecan ve aynı dava etrafında kenetleyen bir yapıtaşıydı.

Önümüzdeki günlerde laik ve seküler kesim bu durum üzerinde Müslümanları vurmaya kalkarsa hiç şaşmam. “Ayasofya Ayasofya dediniz, hani nerde duruşunuz, şuurunuz, heyecanınız?” derlerse bunun tek sorumlusu bizleriz.

Hiç karşı tarafa çemkirip hakaretler etmeyelim.

Zannımca yazık ettik Ayasofya’ya ve şuuruna…  

Yorumlar 9 yorum