YAZARLAR

Devletin motor gücü…

Eğer gelecek nesillere bir şeyler bırakmak istiyorsak (toplum olarak bu gidişle bırakamayacak gibi duruyoruz!) bir an önce...

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Niye biz her yıl hep aynı konularıtartışıyoruz?

Tüm dünyanın kabul ettiği uluslararasıkurumlarda başkan düzeyinde bizden bir yönetici niyeyok!?

Eskiler “rical” yani “değerliinsan” yetiştirirken biz niye “işportaadamı” bolluğunda boğuluyoruz!

Toplumsal bir bilinç değişimine ihtiyacımızvar. 

200 yıldır yokluğunu hissettiğimiz kaliteliinsan sorununu bugün de yaşamaktayız.

Bilimsel buluşlara imza atan, yeni icatlar yapankaç tane bilim adamımız var? 

Kaç tane Nobel ödülü almış bilimadamımız var?

Uluslararası arenada söz sahibi kaç taneprofesörümüz var?

Uzun zamandır yazılarımda yukarıdaki cümleler çerçevesindeülkemiz ve milletimiz için bazı serzenişlerde bulunuyorum.Serzenişlerime yönelik olumlu-olumsuz reaksiyonlar geliyor. Herkeskendince müsebbip tespit edip nedenini söylemeye çalışıyor lakinherkesin atladığı asıl sebep zikredilmiyor!

Burada biraz duralım ve geçmiş geleceğinaynasıdır düsturu ile tespitler yapmaya çalışalım.

Dinamizmini her alana ve her coğrafyaya taşıyabilmiş olanOsmanlı Devleti en az dört yüz sene dinamikkalabilmiştir.

Büyük başarılar için örnek verilmek gerektiğinde hemen herkesinhemfikir olduğu Osmanlı Devleti, kuruluşundanitibaren yaptığı bütün büyük hamlelerin kaynağınıimanından, inancından, dininden alarak dinamik kalmış vedinamizmini her alana yaymıştır.

Devlet ve otorite denkleminde bu sonucu ele aldığımızdagörüyoruz ki; İslâm dinamik bir unsur ve özlediğimiz kuvvetkaynağı olarak çok net bir şekilde karşımızda.

Osmanlı’nın bir kızıl elması vardı: “İlayiKelimetullahı tüm cihanda payidar kılmaktı.”

Osmanlı bu amaç uğrunda inançlarının gereğinigetirerek zamanının süper gücü olmayı başarmıştı. Toplum vedevletin nabzı bu amaç uğrunda birlikte atıyor, hem toplumhem de devlet bu amacı gerçekleştirmek için üzerine düşengörevi bihakkın yerine getiriyordu.

Kızıl elma ülküsünü yerine getirmek içinOsmanlı toplumu ve devletinin itici gücü her zaman “din”tandanslı olmuştur.

Toplum dini değerler üzerine yaşayıp evlatlarını bu temeldeyetiştirirken devlet de kanun ve nizamını şeriattan yani dindenalıyordu.

GELECEĞE BİR ŞEYLER BIRAKMANIN YOLU…

Bugünlerde hep kalkınmadan ve direniş ile birlikte diriliştenbahsediyor, her alanda teyakkuz durumunda olmamız gerektiğinden demvuruyoruz.

Amenna… Bunda hepimiz hemfikiriz.

Ama bunu gerçekleştirmek için başvurduğumuz kaynaklarda sıkıntıvar. Yaklaşık 400 yıldır (300 yıl Osmanlı’nın son dönemi, 100yıl da Cumhuriyet dönemi) sıkı bir batımukalliyetçiliği içinde yeniden süper güç olmaya,kızıl elma ülkümüze ulaşmaya çalışıyoruz!

Ama maalesef bir arpa boyu yol aldığımız söylenemez…

Tarihimizde net olarak önümüzde duran kuvvet kaynaklarını ihyaedebilirsek başarılı olacağımız aşikâr. Dini ve tarihikuvvetin desteği ile eğitim, bilim, ekonomi, teknoloji üzerineeğilmişliğimiz milli bir vücut oluşturacak ve Allah da bizimleolacaktır.

Şu ya da bu modele gerek duymaksızın eğitim, kültür, ekonomi veteknolojik sistemlerimizle kalkınmamız hem anlam kazanacak hem desağlıklı sonuca ulaşacaktır.

Dini, tarihi ve bunlardan kaynakla yaşatılmaya çalışılangeleceğimiz ihya ola ola büyüyecektir.Ekonomistler, eğitimciler, siyasetçiler; din adamları vesosyologlarla el ele hadiselere yaklaşmalıdırlar.

Dini ve sosyal bünyeyi nazara almadan kalkınmaya kalkışmak, tekkanatlı bir uçakla uçmaya benzer ki bunun sonunun hezimet olacağınıen ebleh olanlar dahi bilir.

Devlet liderimizin milleti ve ülkesi için vatanı eskisigibi seküler kişiliklere bırakmamak için bütün zamanı veşahsiyetiyle bedel ödediği ortadır.

Eğer gelecek nesillere bir şeyler bırakmak istiyorsak(toplum olarak bu gidişle bırakamayacak gibi duruyoruz!)bir an önce dini ve sosyal bünyeyi nazara alan politika veprojeler geliştirerek toplum olarak da bedelödemekten kaçmaksızın sahiplenen bir tavırsergilemeliyiz.

SOSYAL MEDYA TAKİBİİÇİN


Yorumlar2 yorum