YAZARLAR

Bak, akademisyen kardeşim; Bilim/sanat’ta bir tek doğru vardır?!...

Doğruları paylaşarak; nitelik değil, nicelik kazanmalıdır…

Nisan-Mayıs-Haziran  ve Ekim-Kasım-Aralık aylarıüniversitelerin/özel-kamu kurumlarının, çeşitli adlarlayaptıkları  toplantılarının yoğunlaştığı dönemlerdir;Kurultay-Sempozyum- Çalıştay v.b. Şimdi bazı konulara bir kez dahadeğinmek istiyoruz;

1/ Biz yıllar önce, bu konuda bir yazı yazmıştık, amadeğişen olmadı. Bu demek değil ki, ben yazdım, mutlakadeğişmeli…Elbette hayır, ama, uygulamalara bakınca (Mayıs 2017),bir soru olarak karşımıza şu çıkıyor; “bilim/sanat kurumlarında,özellikle unvan almış arkadaşlar, doğru terimler/terminoloji veyaptırımlar varken,  neden hala yanlışı devamettiriyorlar?!..

Ve, kimse de;  “yanlış yaptınız, etik kurallaraaykırı” demiyor!...

Linkini verdiğim bu yazıyı okuduğunuzda, artık;kurultay-sempozyum-çalıştay-panel v.b. çalışmaların yanlışyapılması mümkün değil zannediyorsunuz…Ama, bizde mümkün!...

2/ Bildirilerde; bildiri başlığının uzun veanlaşılmazlığı, daha önce çok yapılan konuların seçilmesi, gereklitaramanın yapılmaması nedeniyle, -yeni bulunmuş gibi- sunulmuşkonuların tekrar gönderilmesi, v.b. konular; tüm hızıyla devamediyor. Bununla ilgili olarak üç ayrı yazı yazmışız…

 

3/ “Bilim kurulu” tamlamasının eksik olduğunu, YÖK’ünve sanat kurumlarını bünyesinde taşıyan üniversitelerin, tümyazışmalarda “bilim/sanat kurulu, bilimsel/sanatsal toplantı,bilim/sanat insanları” kullanılmasında  ısrar eden (YÖK’ekullanmaya başladığı için  teşekkürler), ilk defa hazırladığımsempozyumlarda kullanan kişiyim…Ama doğruyu “genele” yaymaktazorlanmaya devam ediyoruz…

4/ Bilim/sanat kuruluna yazılan yüzlerce isimkonusu…Yukardaki linklerde bununla ilgili gerçeklerdevar…Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da yapılacak bir sempozyumabaşvurmuş, konu ile ilgili bir saat ayarlanırsa 15-30’ lık biruygulama yapabileceğimizi de  yazmıştım.  Sonuç olumsuzgeldi, ancak bana telefon edip, uygulamayı şöyle/böyle yapabilirmiyiz? gibi bir soru sordular. Dedim ki; benim bildirimi kabuletmediniz, uygulama onu daha iyi açıklayacak/örnekleyecekti, ayrıdüşünülemez. Sonra, bilim kurulunda ismi olan bir arkadaşlaberaberken, konu açıldı, anlattım, “size geldi mi, bildiriözetleri” dedim. Cevap; bize hiçbir şey gelmedi, bildirileri kimkabul etti, onu da bilmiyoruz!…Yani; 40-100 kişi yazılıyor; sonrakendi aralarında üç-beş  kişiyle bildirilerdeğerlendiriliyor…Olmaz!, bu, kesinlikle  etik değil…(Hakemlidergilerde aynı durumda) Rahmetli Erol Büyükburç olsaydı şöylederdi; Bilim/sanat kurulu üyeleri saksı değildir!..

Bizler, İstanbul Türk Müziği Günleri/Festivalisempozyumlarında, bilim/sanat kurulu üyelerini az tutuyor, her senekonuya göre isimleri değiştiriyor, özet dosyasını bütün üyeleregönderiyoruz, %50 kabul gören bildiri sahibine kabul yazısınıgönderiyor, nitelik değil nicelik kazansın istiyoruz ki, biz siviltoplum kuruluşu MÜZDAK’ız..Yani, bir STK olarak, bu kadar işi cidditutarken, üniversitelerin  sulandırmasını hayretlekarşılıyoruz….

5/ Son yıllarda, kurumlarda moda olan, ama, halamisyon ile vizyonu doğru bilmiyoruz. Konservatuarlarla ilgili Ekim 2015’te yazı yazmıştım, hiçbir şey değişmedi. Vizyon/misyonbölümü, hikaye anlatma yerleri değildir…

Üniversiteler ve konservatuarlar  örnek olmasıgerekirken, birbirine uymayan uygulamalar mevcuttur. Aynı anlayıştabirleşmek çok mu zor? Hala oryantasyonun ne olduğunu bilmedenkullanan kurumlarımız vardır.

Şimdi; elbette her kurumun misyonu (içinde bulunulandurum, olgu, varoluş, toplumun kuruma bakışı, kapsadığı/temsilettiği yer demektir.) ve vizyonu (gelecekte varmak istediği hedef,kurumun geleceği/amaçlarıdır.) vardır. Bu, ana sayfadabelirtilmelidir, elbette doğru olarak!..

Mesela, Hacettepe Ün., ana sayfada misyon ve vizyonolmalıdır. (Misyon: araştırma öncelikli birÜniversite olarak, evrensel değerler ışığında verdiği eğitimle;bilim, teknoloji ve sanat alanlarında üstün nitelikli, değişime vegelişime açık, sorgulayıcı bireyler yetiştirmek, ürettiği bilgi,hizmet ve teknolojiyi toplum yararına sunmaktır.Vizyon: İlham verici bir dünya markası olan;öğrencisi, personeli ve mezunu olmaktan gurur duyulan; değişime vegelişime liderlik eden bir üniversite olmaktır.)

Maalesef yanlış bir vizyon/misyon anlatımı olmuş. Buyanlış durum, nerdeyse  bütün üniversitelerde geçerlidurumdadır.

Üniversitenin; kendi bünyesinde bulunan Fakülte,Yüksekokul, Konservatuar v.b. birimlerle ilgili açıklayıcı/toparlayıcı bir vizyon/misyon yazması yeterlidir. Ayrıca; fakülteve yüksek okullarının misyon/vizyon yazmasının gereği yoktur.Diyeceksiniz ki; konservatuarlar 1982’den sonra üniversitelere bağlandığı için özel yerleri var, anlaşılması lazım,onlar misyon/vizyon yazmalılar. Ama, değerliarkadaşlar,konservatuarın yanında; her bölüm için misyon/vizyonolur mu? Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Uludağ Ünivesitesi;Vizyon:Kaliteli eğitimi ile tercihedilen,  nitelikli bilimsel araştırmalar yapan, yenilikçiliğive girişimciliği ile refah artışına katkı sağlayan üçüncü nesilüniversite olmaktır.”(Doğru) , “Misyon: Bilimselve mesleki bilgi birikimi ile tercih edilen bireyler yetiştirmek,nitelikli ve özgün bilgi üretmek, ürettiği bilgi sayesinde tümsektörlerle işbirliği yaparak kalkınmaya katkısağlamaktır.”(Yanlış) gibi yazarken, Konservatuarında, misyon/vizyon yerine; özgörev/uzgörüş (doğrusu uzgörü olacak)yazılmış!...Bu kelimeleri Pamukkale Ün.,Karamanoğlu Mehmet BeyÜn.,Hacettepe Ün.,Adnan Menderes Ün., Dicle Ün., Siirt Ün., IşıkÜn. de kullanıyor…

Kısaca, en kolay işlerde birleşemiyoruz (çünküistemiyoruz), sonra da; “bilim/sanat bu ülkede neden gelişmiyor”diye soruyoruz…

Tam bir tezat!…

Alanımızda;  olması gerekenleri, yanlışuygulamaları  yazınca, idari görevde olup, yanlışta ısrar edenarkadaşlarımız, yazdıklarımı kendilerine söylenmiş sayıyorlar,karşı tavır alarak küçülüyorlar. Oysa; sorun benim değil,kendilerinin sorunu ve o koltuğa oturunca görevlerinin veakademisyenliğinin  gereği…Bilim/sanatta yanlışvarsa,düzeltmek  en doğru yol.

Ben; “şahsi bir şey yazmıyorum, çirkin bir dilkullanmıyorum, sadece kurumlar ortak anlayışlarda buluşsun”diyorum, çünkü; kurumlar devam ediyor, ama kimseye kalmıyor,anlayın artık!…Mademki  akademisyensin, doğruyu kabul edecek,değiştireceksin…

Çözüm basit… Yeter ki, idareci arkadaşlar, kendikurumlarında; “görevlerine sadık olsunlar ve işlerini  doğruyapsınlar”,  o kadar… İdarecilik; yan gelip  yatma yerleri değildir.  Küsmekle, ötekileştirmekle başarılıolunmuyor!...

Hedef koymak lazım… 2017’de 2023-2073 hedef alınmalı  ve  artık –ben demeden- karar verilmeli;

“Saygın, güvenilir,  seviyeli, paylaşımcı,ulusal/uluslar arası sanat kurumlarıyla yarışan/rekabet eden,kaliteli etkinlik ve üretimleri ile kitleleri peşinden sürükleyen,önemli salonlarda ücretli konser verebilecek seviyeye gelen,etkinliklerinde protokolu getirebilen,   bulunduğuyörenin ve milli/evrensel müziğin sesi olan, derlemeleri  ile öne geçen”  bir düzene geçecek miyiz,

Yoksa her geçen gün, birbirine benzeyen,farklı/seçkin mezunlar veremeyen, saygınlığını ve düzeyini kaybeden bu düzene devam mı edeceğiz?

Son söz: Biliyor ve inanıyorum ki, “Bir insan için,olmazsa olmaz değerler; “vicdan, fazilet, inanç, sadakat, plan,paylaşım, üretimdir.”

Yorumlar