Eleştirilmesi Gerekenler Alkışlandığı Zaman...

Hedefi ne olursa olsun, çözüm önerilerinin kenarından köşesinden dahi geçmeden yapılan eleştiriler, aslında mevcut durumdan örtülü bir memnuniyeti ifade eden teşekkür biçimidir ve Aytmatov’un ifadesi ile “Gereksiz eleştiri sadece gizli bir hayranlıktır.”

Murat Cahid Kuvvet muratcahid@hotmail.com

Ayyuka çıkmasından dolayı farkına varamadığımız fakat rahatsız edici derecede bir eleştiri ortamında yaşıyoruz. Dünya görüşü ne olursa olsun, hemen herkes; metro, otobüs, vapur, kahve, iş yeri ya da okulda, neredeyse her yerde, her şeyi eleştirecek kadar maharetli ve malzeme sahibi.  

Yaşıyor olduğumuz bu eleştiri merkezli hayatta, kendi düşüncelerimizin özgünlüğü kadar politikleşmiş bir haldeyiz. Apolitik dediğimiz kişiler ise eleştirel düşüncelerini beyan etmedikleri sürece, herkes kadar politik olacaklarının farkında dahi değiller.

Yalnızca kurum ya da kişilerle ilgili eleştirilerimiz değil, kendi hayatımızla ilgili düşüncelerimiz de güvercin sevenler derneğinin kuruluş amaçlarında yer alamayacak kadar ciddiyetsiz ve hayatı ıskalayan bir yapıya sahip. Hedefi ne olursa olsun, çözüm önerilerinin kenarından köşesinden dahi geçmeden yapılan bu eleştiriler, aslında mevcut durumdan örtülü bir memnuniyeti ifade eden teşekkür biçimi. Aytmatov’un ifadesi ile “Gereksiz eleştiri sadece gizli bir hayranlıktır.”

Topyekûn halde hayatın politikleşmesinin bir silahı olan eleştiriyle, insan ilişkilerinin hedef alındığı, talihsiz bir devre şahitlik ediyoruz. Bu durumdan rahatsızlık duyanlar olduğu gibi oldukça memnun kalanlar da var.

Rahatsızlık duymamıza vesile olanlar; eleştiri oklarını karşısındakinin durumunu gözetmeden, acımasızca ve “Ya Hak!” demeden fırlatanlar. Memnun kalmamıza ve sevinmemize vesile olanlar ise çatışmaları bir kenara bırakıp; dostane, yapıcı ve insan olmanın eksikliğini tamamlayacak kadar eleştirmeyi bilenler.

***

İnsanın eksik yanını tamamlamak, kutsal bir görevdir ve onun bir adı da dostça eleştir(ebil)mektir. Bu nedenle eleştiri, tadında ve dozunda yapıldığı sürece bir dosta şifa kaynağı olabilir. Çünkü insan, başka bir insanda kendi suretini görecek kadar benzer mahiyette yaratılmıştır. Bu minvalden bakınca rahmetli Teoman Duralı Hoca’nın “Dünyanın çok yerini gezdim, insan her yerde aynıydı.” cümlesi, söylediklerimizin sağlamasını yapmak için yeterli olacaktır.

Peki, insan dünyanın her yerinde aynı insan ise nasıl oluyor da eleştiri oklarının hedefi olması lazım gelenler sebepsiz bir alkışa mazhar olabiliyor?

Evet, tarihe baktığımızda eleştiri oklarının hedefi olması lazım gelen, yaşama becerisi çok gelişmiş bazı figürler, yaptıkları manevralarla bir anda alkışların odağına yerleşebilmiştir. Hayatın debdebesini, hatta bir insanın yaşadığı ya da yaşayacağı tüm zorlukları dahi göz önünde bulundursak bunun için çıkardan daha geçerli bir sebep bulamayız. Fakat bizim için sevindirici olan şu; bu insanlar ‘alkışların odağına’ yerleşmiştir, ‘gönül otağına’ değil.

Mevlana, “Kendinizi geliştirmek için öyle çaba harcayın ki, başkalarını tenkit etmeye zamanınız kalmasın!” der. Tekâmül yolculuğumuza bu noktadan başlayabilirsek, eleştirinin faydalı ve etkili olması için hem kalbin hem de dilin temiz ve samimi olması gerekliliği de gün yüzüne çıkmış olur.