Arayıştan, kayboluşa; veba, korona ve Google.

Murat Cahid Kuvvet muratcahid@hotmail.com

Tarihin, savaşlar arasına sıkışan salgın hastalıklar sayfalarını karıştırdığımızda, insanın ve toplumun olumlu ya da olumsuz pek çok değişim geçirdiğini görmek mümkün. Bu çerçeveden bakınca, geçmişin çaresizlik ve kısıtlı imkânları arasında yaşanan salgın hastalıklar, bireylerin yaşamlarıyla ilgili büyük ve ciddi sorular sormasına neden olması bakımından oldukça dikkate değerdir. Örneğin, vebanın neden olduğu acı ve çaresizlik insanların, görünen nesnelerin ardındaki gerçeklik, sonsuzluk ve tevhide ulaşma yönündeki ruhî tecrübe olan mistisizme yönelmesine neden olmuştur. Aynı zamanda veba, insanın tabiatı tahrip ve tahrif ettiği, ekolojik dengenin bozulmaya başladığı bir zamanda ortaya çıkarak insan - tabiat ilişkisinin sorgulanmasını da gerektirmiştir.

Geçmişe nazaran daha girift ve pamuk ipliğine bağlı olan günümüz toplumsal yapısına, korona virüsün de ciddi ve kalıcı etkiler bırakması kuvvetle muhtemeldir. Bunun nedeni salgınların, sadece insanı değil toplumu, tabiatı ve diğer canlı türlerini etkileyecek kadar güçlü; insanın ise geçmişe nazaran bir o kadar zayıf olmasıdır. 

İnsan olarak doğmak, kendi tercihlerimiz dışında gelişen bir süreç olmasına rağmen; insan kalabilmek, tamamen kendi çabamızla ilişkilidir. Bu nedenle insanı insan yapan değerleri muhafaza edebilmek, tarihin her anında olduğu gibi günümüzde de zor ve meşakkatli olmuş, salgın hastalıklar da bu duruma tuz biber ekmiştir.

***

Yaşadığımız salgın hastalık, kabuğumuza çekilmemize neden olurken aynı zamanda bizi daha bireyselci yaparak ve bir insanın nefes almasına ancak yetebilen küçük mutluluklara göz dikerek, bireyi ve toplumu büyük bir değişime zorlamaktadır.

Eskimemiş eskiyi ararken, korona virüsün hemen öncesinde gözlerimizin içinin parladığı sohbetleri hatırladığımızda, büyüğü ve küçüğüyle iki yıl öncesine özlem duyan insanlara dönüştüğümüzü görmek insan için oldukça yıkıcı. On yaşındaki çocuklarımızın ‘nerede o eski bayramlar’ söyleminin, insanı sarsmayacak kadar basit bir cümle olduğunu kim iddia edebilir ki? Pandemi nedenli bireysellik, kabuğa çekilme ve bencillik, kısaca insanın insandan uzaklaşması, toplumsal sorunlarımızın ve eskisi kadar mutlu olmayışımızın ana nedeni olmayacak kadar küçük bir sorun değil.

Bu açıdan bakıldığında, veba salgınıyla yaşıyor olduğumuz korona virüs musibetini kıyaslamak sonuçları bakımından oldukça dikkate değer. Virüs karşısındaki çaresizliğimiz, dinimizi ve yaradan karşısındaki konumumuzu anlamaya kâfi gelmediği gibi tabiat karşısındaki sorumsuzluğumuzu da sorgulatmadı. Daha trajikomik olan ise bu tespiti Google trend aramalardan çıkaracak kadar toplumdan uzak ve korona virüsü dahi tüketecek kadar dünyevileşmiş olmamız. 

İnsanoğlunun yaşadığı/yaşayacağı tüm felaketler, bildiğimiz ya da henüz bilmediğimiz tüm sonuçlarıyla insanı ve toplumu dönüştürmeye, değiştirmeye devam ediyor. Sonuç itibariyle başına ne gelirse gelsin, hangi musibeti yaşarsa yaşasın, insanın vazgeçemediği tek bir şey var; tüketmek! Bazen tabiatı, bazen bir eşyayı, bazen de başka bir insanı…