Aile yılı
Bismillahirrahmanirrahim
Sanatçı toplumda kötü giden bir hususiyeti gözlemlediğinde eline bir megafon alıp aman böyle yapmayın diye insanları uyarmak da bir yol olmakla beraber deli muamelesi görmemek için başka yollar dener. Derdini kitaplarla, romanla, şiirle, hikâyelerle anlatmaya çalışır.
Türk Dünyası sanatçısı ve aydını bu açıdan bakıldığında bizimkilerden daha namuslu.
Mesela geleneksel aile değerlerinden kopuşu görüp tiyatro yoluyla toplumu defalarca uyaran bir düzine Türkistanlı sanatçı yazabilirim buraya.
Bunlardan birisi de TÜRKSOY Genel Sekreteri ve Kırgız Halk Yazarı Sultan Raev…
Raev; çağdaş bir bilge, yetiştiği topraklara âşık bir vatansever…
Kaleme aldığı eserlerde, özellikle dramalarında özelde Kırgız genelde Türk Dünyası ailesini sorguluyor, kadın ve erkekteki rol değişimlerini mercek altına alıyor… Kültür ve gelenekten kopuş, modern ilişkilerdeki “kendini sev” masalı arkasına saklanan bencilliğe ışık tutuyor.

Raev’in “Ak Leylek” drama kitabına giren üç eserinden ikisi “Ak Leylek” ve “Ah Kızlar Ah” bu çerçevede yazılmış ve dünyanın birçok tiyatrosunda sahnelenmiş eserler.
Tekerlekli sandalyeye mahkûm dedesini, bakıcıya ya da huzurevine terk ederek hayatının aşkı Erik için Amerika’ya gitmek ikliminde kalan bir genç kızın hikâyesi “Ak Leylek”
Çünkü Kırgız erkekler kadın ruhundan anlamıyor. Çünkü geleneğin kendisi ve modern kültürün dikte ettiği “önce kendini sev” masalı çatışmasında ortaya çıkacak sonuç ya Erik ya da kedilerle bitecek.
Raev bu filmi izledi.
Bu acı dolu sonun milletini götüreceği yeri anladı ve kalemi ile buna engel olmaya çalıştı.
Bu yazıda sözünü edeceğim ikinci drama “Ah Kızlar Ah” ise bir yurt odasında geçiyor. Genç kızların kendi ayakları üzerinde durmaya çabalarken yaşadıkları bocalama, günümüzde sosyal medya üzerinde tanışmanın öncülü olan gazete ilanları üzerinden tanışma, kürtajla aldırılan bir bebeğin annesinin rüyalarına girmesi, babası belli olmayan bir çocuğun köydeki anne ve babaya nasıl açıklanacağı ıstırabı… Eski ve yeninin barışmaya çalıştığı ama beceremediği, geleneklerin ayaklar altına alındığı bir toplumun hazin sonu ve buna dur demek isteyen bir yazar…
“Ah Kızlar Ah” dramasında sahne kararır, ince bir notadan başlayan keman sesi salonu doldurur. Öne çıkan kadın karakterlerden birisi seyircilere bakarak şu cümleleri söyler:
“Ben ne yaptım? Ne yapmış olabilirim? Yaşadığım zamandan bana ne kaldı? Muhtemelen bu soruların cevabını bulamayacağım. Şimdi köydeki evime en son ne zaman gittiğimi bile hatırlamıyorum. Yalnız seyahat etmek beni rahatsız ediyor. Neden "Hâlâ evlenmedin mi?" sorularını duymak zorunda kalayım ki? "Zavallı kız, hayatta hiç şansı yok ama çok iyi bir kızdı." Çünkü insanlar bana acıyarak beni küçük düşürüyor, bu da kendimi kötü hissetmeme neden oluyor ve kendimi nereye koyacağımı bilemiyorum. Hayır! Bana acıyan insanlardan nefret ediyorum. Bu acıma kalbimi delip geçiyor, ruhumun en ücra köşelerine kadar işliyor... Hayır! Hayır! Hayır! Her zaman gururlu olmak istiyorum ama bazen kendimi nasıl küçük düşürdüğümü fark etmiyorum...”
Aile Yılı diyorduk.
Çocuklarımıza ibret aynası niteliğindeki bu mükemmel eserlerin sahnelenmesi ve “Aile Yılı” çerçevesinde liselerde, üniversitelerde düzenlenecek özel tiyatro günleri ile izletilerek sanatın ve bir sanatçı olarak Raev’in “Aile Yılı”na yardım etmesine izin verilmeli.
Sultan Raev, milletinin ve Türk Dünyası’nın derdiyle dertlenen, bunu eserlerinde işleyen ve çıkış yolları arayan bir fikir adamı, yol gösterici bir bilge, ortak Türk Dünyası kültürünün yetiştirdiği en önemli sanatçılardan biridir.