YAZARLAR

Tarımsal Üretimde Kendi Kendine Yetebilirlik

Nasıl anlaşılmalı? Nereden başlamalı?

Muhammet Şakiroğlumsakiroglu@gmail.com

Tarımsal açıdan kendi kendineyetebilirlik, 2007-2008 küresel gıda krizi ilebirlikte dünyanın bir çok bölgesinde ve uzun zamandır da Türkiyekamuoyunda tartışılan bir konu. Kendi kendine yetebilirlik, bazenulusal şeref ile ilişkilendirilebildiği gibi kırsal kalkınmanınsağlanması olarak ekonomik gelişme kapsamında dadeğerlendirilmekte. Son zamanlarda daha sık karşılaşılan küreselgıda arzı dalgalanmalarının ülkede gıda sorunu olarak ortayaçıkmasını engelleme ya da bu dalgalanmaların enflasyona ve diğerekonomik dengelere yansımasını azaltmaya dönük bir çözüm stratejisiolarak da karşımıza çıkmaktadır, kendi kendine yetebilme ideali.Ekonomik ve politik yönünün yanında, daha önce birkaç yazıdadeğindiğim gibi, konunun aynı zamanda ulusal güvenlik ile dedoğrudan bağı var. Ayrıca, ulusal muhalefet tarafındangiderek artan dozda vurgulanmaya başlanan tarımsal üretimdedışa bağımlılık ile ilgili, Cumhurbaşkanlığı seviyesinde debir iyileştirme sinyali geldi.   Türkiye’de sonzamanlarda yaşanan değişikliklerin analizine geçmeden önce, teknikaçıdan kendi kendine yetebilirliğin günümüz global zirai/ticaridünyasında ne anlama geldiği ve bu fenomene rasyonel olarak nasılyaklaşılması gerektiğini özetleyelim.

Bir ülkenin ihtiyaç duyduğu tüm gıdayı kendi topraklarındaüretme ve ithalatı sıfırlama olarak anlaşılan ve tartışılan kendikendine yetebilirlik, ne doğrudur ne de gerçekçidir. Dünyanın enotarşik ülkesi Kuzey Kore’de bile bu mümkün değildir. Kuzey Korebile belli oranlarda gıda ithalatı yapmaktadır. Bazı ülkelerinteorik olarak ithalatı sıfırlayarak gıdada kendine yetebilirliğimümkün olsa bile, bu tercih edilebilir değildir. Çünkü bütünüyleizolasyona dayalı kendi kendine yetebilirliğin çok yüksek birekonomik maliyeti vardır. Bu ekonomik maliyetin karşılanmasıdüşünülse bile sosyal açıdan sürdürülebilir değildir. Zira sadeceüretilebilenin tüketilebilmesine dayalı bir sosyal düzeni imaetmektedir. Dolayısıyla herkes için cazip bir konuşma konusu olsada “hadi gel köyümüze geri dönelim”metaforu ile açıklanabilecek izolasyonist yaklaşım, sosyal açıdanmakul bir gelecek perspektifi değildir. En basit bir doğalfelaketin kıtlıklara sebep olacağı zayıf bir sistemdir.

Ancak bu, ulusal tarım sistemleri tamamıyla küresel tarımticaretinin dinamiklerine terk edilebilir demek de değildir.Çünkü her ülke, en nihayetinde tarımsal üretim için bir dizi tedbiralmakta ve kendi çiftçisinin rekabet gücünü arttırmaktadır. Buamaçla ithalatta kotalar ve içerde üretimi ve rekabeti arttıracakdesteklemeler yoğun olarak tatbik edilmekte. Böylesi biruluslararası sistemde tarımsal üretimin temini ve sürdürülmesidevletin asli görevidir.  

O halde, tarımsal üretimde ve kendi kendine yetebilme ile ilgilidaha mantıklı ve rasyonel bir tanımlama ve hesaplama olmalıdır. Bukonuya kafa yoran araştırıcıların ortaya attığı kaloribazlı hesaplama, en kullanışlı yöntemlerden biridirve uluslararası kuruluşlar ve akademi tarafından yoğun olarakkullanılmaktadır. Bu hesaplamaya göre bir ülkenin tüm nüfusununtükettiği besin, kalori cinsinden hesaplanır ve ülkenin üretimi ilekarşılaştırılır. Bu sayede bir ülkenin tarımda kendineyetebilirliği ile ilgili bir sayısal puan elde edilir.  Busayısal puan üzerinden kendi kendine yetebilirlik konusunda somutbir tartışma yürütülebilir. Toplam tarımsal üretimde, hayvan yemiolarak kullanılan tarımsal üretim ile bozulup tüketilmeyecek olangıda oranları düşüldükten sonra, kişi başına düşen net günlüktüketime uygun kalori değerleri hesaplanır. İnsanlarda ortalamakişi başına günlük enerji ihtiyacının 2500 kkal olduğuüzerinde uzlaşılmıştır.  Nüfusunun her ferdi için bu değeriüretebilen ülkeler/bölgeler, kendi kendineyetebilir kabul edilmektedir.  Ancak, üretilentüm kalorinin yine ülke içerisinde tüketilmesine gerekyoktur. Üretilen tarımsal ürünün bir kısmı ihraç edilip bununyerine başka ürünlerin ithali kendi kendine yetebilirlik için birsorun oluşturmamaktadır. Bu da şu demektir, tarımda kendi kendineyetebilirlik, izolasyonist parantezden kurtarılarak ithalat ihracatdengesinin üzerinden tartışılabilir. Yani bir ülkenin tarımsalaçıdan kendi kendine yetebilmesi hiç tarım ürünü ithalatı yapmamasıdemek değildir.  Nitekim tarım ürünlerinde en büyük ihracatçıülkeler (ABD, Çin, Fransa, Almanya ve Hollanda) aynı zamanda tarımürünü ithalatında da önde giden ülkelerdir. Dünyadaki en büyüktarım ürünü ihracatçısı olan ABD (78 milyar dolar) aynı zamandadünyanın en fazla gıda ithal eden 3. ülkesidir (50 milyar dolar).Ancak, burada en önemli unsur toplam tarımsal dengeye bakıldığındanet 28 milyar dolarlık bir fazlası vardır. Asıl yoğunlaşmamızgereken nokta da budur.

Türkiye’de tarımsal üretim dinamiğini somut verilerle birliktebu paradigma ile değerlendirelim.. 

Yorumlar