BIST 14.588
DOLAR 44,86
EURO 52,82
ALTIN 6.966,26

Saatin Tik Takları Arasında Saklı Bir Sır: Zaman İçinde Zaman

Geçenlerde İmam Gazali’nin o meşhur menkıbesine rastladım yine, hani o kısacık ömre koca bir kütüphane sığdıran dev adam...

Sormuşlar ona: "Bu kadar işi, bu kadar ilmi nasıl sığdırdınız şu fani hayata?" diye. Cevabı, modern dünyanın o hırslı "zaman yönetimi" kitaplarına taş çıkaracak cinsten:

"Ben Allah’tan dua ederken zaman içinde zaman istedim. O da bana lütfetti..."

Ne kadar derin bir cümle değil mi? Bizim her gün "yetişemiyorum," "vaktim yok," "gün yetmiyor" diye hayıflandığımız şu çağda, Gazali aslında bize bir anahtar uzatıyor. Ama bu anahtar saatin zembereğini değil, kalbin kapısını açıyor.

Vaktin Bereketi mi, Saatin Hızı mı?

Bizler zamanı, tüketilip biten bir kağıt para sanıyoruz. Harcadıkça biten, bittikçe bizi telaşlandıran bir şey... Oysa tasavvuf bize bambaşka bir şey fısıldıyor: Berekât-ı Vakit. Yani vaktin sahibiyle barışmak. Eğer niyetimiz halis, attığımız adım Hakk’ın rızasına uygunsa; o daracık dakikalar bir bakmışsınız genişlemiş, bir umman olmuş.

Eskiler buna "Tayy-i Zaman" derlerdi. Zamanın dikeyine genişlemesi... Bir düşünün; sevdiğinizle geçirdiğiniz o bir saat nasıl da bir an gibi geçiverir? Ya da bir acıyı beklerken o bir saniye nasıl bir yıl gibi uzar? Demek ki zaman dediğimiz şey, aslında ruhumuzun o anki "hali." Gazali’nin istediği o "zaman içindeki zaman" aslında ruhun o anki genişliği, gönlün ferahlığıydı.

Gönül Daralınca Zaman da Daralır

Şimdi bakıyorum da etrafımıza, hepimiz bir yerlere yetişme telaşındayız. Ama aslında kaçırdığımız şey gideceğimiz yer değil, geçtiğimiz yolun kendisi. Çünkü gönlümüz dağınık. Kalbimiz bin bir parçaya bölünmüş; sosyal medya, dünya telaşı, gelecek kaygısı derken... Kalp bu kadar parçalanınca, zaman da paramparça oluyor haliyle.

Gazali bize diyor ki; "Dua edin, isteyin." Ama bu sadece dille edilen bir dua değil; her işe "Bismillah" diyerek o anın hakkını vererek edilen bir eylem duası. O vakit, saatin yelkovanı yine aynı hızda döner belki ama senin ruhun o dilimin içine sığmayacak kadar çok güzellik sığdırır.

Kısa Hayata Çok Şey Sığdırmak

Ömür dediğin aslında bir nefeslik mesafe. Ama o nefesi kimin için, ne niyetle aldığın o ömrün çapını belirliyor. Eğer biz de hayatımızdaki o "darlıktan" şikayetçiysek, belki de durup biraz Gazali gibi "istemeyi" öğrenmeliyiz. Kendi çabamızla, kendi hırsımızla değil de; "Vaktin Sahibi"nin inayetiyle hareket etmeyi...

Gönlümüzü geniş tutalım ki vaktimiz de genişlesin. Unutmayın, bereket çoklukta değil, o anın içindeki huzurda gizlidir.

Niyazımız o ki; Allah hepimize o "zaman içindeki zamanı" yaşatsın, ömrümüzü kağıt üstündeki rakamlarla değil, gönlümüzdeki derinlikle ölçsün.