Kurt kışı geçirir, yediği ayazı unutmaz
“Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.” Bu söz, haksızlıklardan ve kötülüklerden ders çıkaran insanı anlatır. Hele ki yaşananlar, uğruna yıllar verilen davaya zarar vermişse…
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın fon krizine ilişkin sözleri her geçen gün sertleşiyor. Krize karışanları “açgözlü parazitler” diye niteliyor, “safralardan kurtulacağız” diyor. Yanlış yapanlarla ve nefsine yenik düşenlerle yolların ayrılacağını, hareketin güçlenerek yoluna devam edeceğini söylüyor.
Siyasette asıl sınav, işler yolundayken değil kriz anında verilir. Erdoğan, liderliği bir zamanlar “Lider taşın arkasına saklanmazsa millet dağın arkasına saklanmaz” sözüyle tarif etmişti. Bugün de bir kriz karşısında kamuoyunun önüne çıkıyor ve sorumluluk üstleniyor. Ancak güçlü sözler, somut adımlarla karşılık bulduğunda güven verir.
17 Eylül’de 131 fonun tasfiyesine karar verildi. 8 Ekim’de ise olağan tasfiye kapsamındaki 17 fonda yatırımcılar için ilk ödemeler başladı. Bu iki süreci birbirine karıştırmamak gerekiyor: 131 fonun tasfiyesi ve ara ödeme düzeni ayrı bir süreç; başlayan ilk ödemeler 17 fonu kapsıyor. Kamuoyuna açıklanan plana göre olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlarda, net yatırım tutarı üzerinden en fazla 1 milyon liraya kadar ara ödeme öngörülüyor.
Madoff vakası da sıkça örnek gösteriliyor. Bernard Madoff’un kurduğu dolandırıcılık düzeni 2008’de çöktü. ABD Adalet Bakanlığı, Aralık 2024’te yaptığı açıklamada son dağıtımla birlikte mağdurların kayıplarının yüzde 93,71’inin karşılandığını bildirdi. Bu sonuç kısa sürede değil, yıllara yayılan varlık tespiti ve geri kazanım çalışmalarıyla elde edildi.
Türkiye’deki sürecin daha hızlı ve adil ilerlemesi mümkün olabilir; bunun için şeffaflık şart.
Erdoğan’ın “Çürüyen kol kesilip atılır” sözü de bu nedenle önem taşıyor. Fon vurgununda adı geçen eski Sağlık Bakanlığı bürokratı Osman Arıkan Nacar, Özata Denizcilik yöneticisi İskender Balcı, adı anılan AK Partili bakanlar ve milletvekilleri hakkındaki iddialar, kimseye ayrıcalık tanınmadan incelenmeli. İddialar bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı; hukuka aykırılık varsa ortaya konmalı, yoksa bu da aynı açıklıkla duyurulmalı.
Fatma Betül Sayan Kaya’nın, Erdoğan’ın ABD seyahati dönüşünde uçakta Cumhurbaşkanı’yla bu konuda görüşmek istediği, ancak görüşmenin kabul edilmediği ve kendisinden parti görevlerinden istifa etmesinin istendiği aktarılıyor. Ancak istifa, soruşturmanın ya da hesap verme yükümlülüğünün yerini tutmaz. Sorumluluğu kanıtlananlar siyasi ve hukuki sonuçlarla yüzleşmelidir.
Kriz yalnızca yatırımcıların kayıplarından ibaret değil. Denetim mekanizmalarının nasıl işlediği, uyarıların zamanında değerlendirilip değerlendirilmediği ve sorumluluğun nerede başladığı da açıklığa kavuşturulmalı. Borsa İstanbul ve Sermaye Piyasası Kurulu dâhil ilgili kurumların rolü incelenmeli. Rüşvet, nüfuz ticareti ya da kurumlar içinde örgütlü usulsüzlük bulunduğuna ilişkin iddialar varsa, bunlar söylenti düzeyinde bırakılmamalı; delilleriyle araştırılmalı.
Bürokratik sorumluluk siyasi sorumluluğu gölgelememeli; siyasi sorumluluk da yalnızca bürokratlara yüklenerek geçiştirilememeli. Faturayı yalnızca AK Parti’ye ya da Sayın Erdoğan’a kesmeye çalışanlar kendi görev ve ihmallerini açıklamak zorunda. Aynı şekilde, sorumluluğu yalnızca bürokratlara yıkarak işin içinden çıkmak isteyenler de kamuoyunu ikna edemez.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Devlet Denetleme Kurulu, Borsa İstanbul ve SPK içindeki olası usulsüzlüklere ilişkin iddiaları kararlılıkla soruşturmalı. Para hareketleri, ilişkiler ve karar süreçleri delilleriyle ortaya çıkarılmalı. Organize biçimde hareket eden bir çıkar çevresi tespit edilirse, hukuk içinde gereken yapılmalı.
Sorumluluğu bulunan hiç kimse faturayı AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kesip kenara çekilemez. Krizin bütün yükünü Erdoğan’ın sırtına bırakıp görevden ayrılmayı yeterli görenler yanılıyor. Kim bu yapının içindeyse, cesaretini paradan mı yoksa iktidar içindeki odaklardan mı aldıysa, bunun yanıtı soruşturmayla ortaya çıkarılmalı; hırsızlık ve yolsuzluk yaptığı kanıtlananlardan hukuk önünde hesap sorulmalıdır.
Millet, Borsa İstanbul ve SPK’nın görevini gereği gibi yapıp yapmadığını, Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu iradenin sonuç verip vermediğini görecek. Erdoğan’ın yıllarını verdiği davanın güvenini koruması; sözlerin arkasından şeffaf soruşturmanın, hesap verebilirliğin ve mağduriyetlerin hakkaniyetle giderilmesinin gelmesine bağlı.