YAZARLAR

Karizmatik Dünya Lideri Erdoğan(!)

Başbakan kendisinden beklenen (!) o yapıcı/birleştirici konuşmayı asla yapmayacağının sinyallerini aslında vermişti.

Kuzey Afrika gezisini tamamlayıp Türkiye’ye dönen Başbakan kendisinden ziyadesiyle beklenen tavırla, şarkılar, şiirler, sloganlar eşliğinde ‘gümbür gümbür’ çıkarmasını yaptı. Hayırlı olsun.

Televizyonlara kitlendik.

Derdimiz geziydi…

Derdimiz; ‘üç beş’’ güzel söz işitmekti…

Derdimiz; birleştirici/yapıcı sözler işitmekti…

Derdimiz; vallahi de/billahi de ,başımızın okşanmasıydı…

’‘Gezi hakkında nekelam edecek?’’ diye heyecanlı bekleyişimiz neticesinde sükut-u hayale uğradığımız, kafasını bize değil, dünyaya çeviren, hayli ‘’Narsist’’ bir Başbakan konuşması izledik, kaldık biz de boynumuz bükük, üvey evlat misali…

Erdoğan’ın konuşmasını dinledikten sonra, gözümün önünde her bir ayrıntının paramparça olduğunu, gezi direnişçilerini hakikaten çapulcu gören bir Başbakanın, dünya liderliğine oynayan Başbakanın ,uzağa bakarken tam önünde ki ayrıntıyı/sorunu hiçe sayan, halkın o kesimini tamamen uzağına almayı hatta kaybetmeyi göze alan, etrafında ki kalabalığa çok güvenen bir Başbakanın ihtirasları beni korkuttu diye tamamlarım ben bu cümleyi…

O artık ‘’Ben bir dünya lideriyim’’ mesajı veriyor.

Başbakan kendisinden beklenen (!) o yapıcı/birleştirici konuşmayı asla yapmayacağının sinyallerini aslında vermişti.

Çünkü o öncesinde ‘’üç beş çapulcu/ayyaş’’ dünkü konuşmasında ‘’Vandal’’ dediği kesimi zaten ciddiye almadı/almıyordu…

Özellikle şunu belirmek isterim ki;

Şu an okuduğunuz yazıyı yazmadan az evvel yazdığım ve çöpe attığım makalemde, gezi parkında direnen zeki, aydın, modern, esprili, entelektüel, eğitimli, yabancı dil bilen, siyaseti eğlenceli hale çeviren, benimle beraber büyük kitlelerin hayranlığını kazanmış gezi çocuklarını, gezi gençliğini yazmıştım sizlere ve ben onları çok sevmiştim.

Onların, jenerasyonunu, özgür birey olma savaşını, yaptıkları protestoların zenginliğini, rengini, müziğini, üslubunu, yaptıkları enformasyonları ve dahi dezenformasyonları, yeni Türkiye yaratma çabalarını, ortak ruhlarını sevdim.

Ben bu apolitik olan siyasete yeni bir ivme kazandıran, apolitik olmanın da bir nevi politik bir tavır olduğunu hatırlatan bu gezi gençliğini çok sevdim, çok şey öğrendim(dik) onlardan.

Ve benimle beraber, sanatçısı, yazarı, çizeri, yabancı medyası, bu ruhu gördü ‘’biz bunları dikkate almalıyız, bu direniş tesadüf değil, burada ezici birçoğunluk var, burada samimiyet var’’ deyip onlara katıldılar.

Ama Başbakan bunu göremedi, görmek istemedi.

Başbakan ‘’aba altından sopa’’ gösterdi

Başbakan, ‘’Siz varsanız biz de varız’’ dedi

Başbakan; gezi direnişcisi için, provokatörler, vandallar dedi ama kendi taraftarı; ‘’Yol vergidelim,Taksim’i ezelim’’ diye ortalığı inletirken ‘’Yapmayın, onlarda bizim vatandaşımız, onlarda bizden, biz bir bütünüz, bölünmeyin sevgili halkım’’ demedi.

Ne yazık ki Erdoğan; kendine karşıt olan kesimi asla kazanmak derdinde değil.

Ha! yarın öbürgün ‘’Beğenmeyen bu ülkeyi terk etsin’’ derse, büyük bir göç başlarsa, sizi bilmem ama ben hiç şaşırmam sayın okuyucu…

Bana göre;

Erdoğan o çok istediği,’’Dünya lideri’’ olma hayallerine belki ulaşabilirdi…

Ammaaa, gözünü kırpmadan, kendi halkını karşısına alan, kazanmak için kılını kıpırdatmayan Başbakanımız bundan sonra ancak ve ancak o çok güvendiği yüzde ellinin lideri olmanın ötesine geçemeyecektir.

Çok yazmak istemiyorum, Başbakanın konuşmasının hemen ardından refleksim budur.

Sonuç itibarıyla anlamayanlara:

‘’Bu vatan BİZİM’’ değil Başbakanım!

Hepimizin…

‘’Ateşkes’’ demediniz, devam dediniz…

Ben 31 Mayıs milattır diyorum ve susuyorum.

Yorumlar