YAZARLAR

Kanserli kızın feryadı içimi acıttı!

Çaresizlik, sesini duyuramamak, kimsesiz olmak, hayat da kalmaya çalışmak…

CERN’İn basına yaptığı en son açıklamayı okumuşsunuzdur. Der ki; ‘’Tanrı parçacığı vargibi’’(Hep beraber aaaaaa yapabiliriz! )

CERN’in yaptığı bu açıklama, dünyada her alanda siyaset (ve siyasete bağlı komedi) olması gerektiğinin altını çok güzel çizmiyor mu?

Bizler bu şifreleri çözmek için kafa patlatmıyor muyuz?

Sizleri bilmem ama benim etrafım komplo uzmanlarıyla dört duvar misali…

Neyse….

CERN’in büyük sponsorlar karşılığında yaptığı araştırmalarda, geldiği nokta;

‘’Tanrı parçacığı vargibi’’, yani şaka gibi.

Bir gün umarım, çok yakınımda bulunan CERN’de yapılan sözümona deneylerde, havaya uçmamayı umarak, Sayın Bülent Arınç’ın, Avrupa’da yaşayan Türklerden istenen yüksek askerlik bedeline bir çözüm üretileceğine dair açıklamalarına değinmek istiyorum…

Daha esası; açıklamamalarına(!)

Sayın Arınç; Avrupalı Türk’ün bedelli askerlikle ilgili şikayetlerini dile getirip, yaptığı açıklama da son noktayı şöyle belirliyor;

‘’Ben de dövizli askerlik ve buna bağlı bazı konularda notumu aldım’’

‘Sayın Arınç size sesleniyorum; ‘’ben de not aldım’’

Şayet bu bedel karşılığında Avrupalı Türk’e askerlik tamamen kaldırılacak. Ki; ‘’Askerlik yapıyor mış gibi’’ cümlesini kullanarak, bunu teyit eden Arınç’a sözüm;

‘’Bu bir çözüm değildir. Vatanında bir ay da olsa askerlik yapmak isteyen binlerce Türk genci vardır.

Çözüm kesinlikle, 10 000 Euro gibi çok yüksek bir bedelin aşşağı çekilmesidir. Nokta.

Ben dilenci değilim…

İnternette video çok nadir izlerim. Videonun haberini okumak tercihimdir. Ama bazen, bir güç beni ‘’bunu izlemelisin’’ diye dürter.

İşte bu o videolardan…

Kemoterapi tedavisi gören kanser hastası kızın feryadı…

İzlerken; çok samimiyim yutkundum ve tüylerim diken diken oldu.

O Bakan adına utandım. Hani bazen başkaları için utanırsınız ya, herkesler yaşamıştır bu duyguyu, işte öyle oldum.

Üniversite öğrencisi genç kız, kanser hastası ve kemoterapi tedavisi görüyor. İlaçlarını yurt dışından getirmekte zorluk yaşıyor ve bunun için Bakan Erdoğan Bayraktar’dan yardım istiyor.

Videoyu izlemeyen, haberi okumayan duyarlı okuyucum; Bakan Bayraktar; ilaçlarının yurt dışından temini için yardım isteyen kanser hastası genç kıza arka fonda Ezan eşliğinde ne yapıyor biliyor musunuz?

Kızın eline para tutuşturuyor.

Şöyle diyor;

‘’Al işte bunu parayla kızım ( eline para tutuşturuyor) başka ne yapacağım. Onları sen kendin al. Al onu al! Cebinden düşürme. Orada epey para var’’

Cebine para konulmasına içerleyen genç kız, Caminin önünde Bakanın çıkmasını bekliyor ve feryat ediyor;

‘’Ben dilenci değilim!!!’’

Bakana parayı geri veriyor gözyaşlarıyla ve ekliyor ‘’Bakanım insanlık konusunda birkez daha hayal kırıklığına uğradım, çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda’’

Bir kez izledim… Daha sonra bir kez daha ve bir kaz daha…Çok kez izledim…

İzledim çünkü; Bakanın belki de yanlış anlaşılmış olacağı ihtimalini de es geçmek istemedim.

İzledim çünkü; arada başka konuşmalarında var olacağı ihtimali üzerinde durdum.

Bakana komplo yapılmış olabileceği ayrıntısı üzerinde durdum, etrafımda teori uzmanlarını dinlemekten geldiğim son noktaya dayanarak…

İnanmak için her ihtimali değerlendirdim.

Daha doğrusu inanmamak için…

Sayın Bakanım, çok uzatmak istemiyorum. İçim acıdı benim, hem de ziyadesiyle…

Kanser hastası kızın size son sözlerini asla unutmayın…’’Siz çaresizliği hiç tatmamışssınız’’

Çaresizlik, sesini duyuramamak, kimsesiz olmak, hayat da kalmaya çalışmak…

İşte bunlar varya hepsi ama hepsi insanoğluna özgü durumlar…

Benim içim bunları yazarken hala acıyor. Ya siz?

Türkiye’de yetişen Türk’ün Avrupa’da ‘’ben neymişim be yaaa’’ komedisi.

Bu konu önem arz ediyor. Çok çiziktirmeyeceğim ama aslını izah edeyim. Bu traji komediyi pek yakında detaylı yazacağım.

Efenim; Türkiye’de yetişen bir Türk’le Avrupa’da yetişen Türk arasında farkları madde madde yaz deseler size bin tane madde çıkarabilirim.

Ama bugün sadece şunu ifade etmek istiyorum. Avrupa’da büyüyenler bilirler ki; herkes her şey olamaz. Ve olmak için eğitim lazımdır, tecrübe lazımdır, birikim lazımdır. Herkes kim olduğunu çok iyi bilir ve duracağı yeri…

Türkiye’de yetişenler, kısa yoldan ‘’Ün, şöhret, para, meslek’’ ne varsa onun peşinde koşarlar.

Gram abartmıyorum, isteyen itiraz etsin. Sağolsunlar, bunları bana hatırlatanlar oldukça çok…

Avrupa kültürünü almışları ve sessizliklerini ve geride durmalarını saflık olarak addeden uyanıksporlar, burada sadece uyanıkspor olarak varlıklarını koruyabilirler.

Ben onlara CERN’in basına verdiği demeçle seslenmek istiyorum;‘’Siz burada vargibisiniz’’ (istisnalar hariç, alınmak yok)

Bu biiiiir…bu yazının devamı gelecek...

Yorumlar