YAZARLAR

Ankara yanıyor La Bebe!

Durakta bekleyenleri oldukça Behzat Ç. yoluna bir şekilde devam edecek belli.


Yapmacıklığın tavan yaptığı yapımlarla dolu ekranlar. Sadece ekranlar değil elbette...

İnsanların, ilişkilerin, şehirlerin yapmacıklığı yanında ekranlara taşınan aslında "olanın" gerçekliğini temsilden öte gitmiyor.

Onun için belki de insanın "sahici" gördüğü ne varsa tutkuyla sahiplenmesi. 
 
Ve onun içindi Behzat Ç. amirimin bu kadar sevilmesi.
 
Kaypaklıklar içinde bir "duruşu" olan her şeye özlem duyuşlardı, yasaklamalara inat Behzat Ç.'ye sahip çıkmak.
 
Sevmek ya da sevmemek değildi mesele. 
 
Ankara'nın kıyısından köşesinden geçmiş, suyundan içmiş,

belki bir gece vakti Ankara'nın ayazını yemiş, dostluklar edinmiş, kavgalara karışmış,

saat 10 deyince bir şehrin nasıl uykuya yattığına tanıklık etmiş,

soğuk ve ağır bürokratik havasının içinde ille de sıcacık bir duygu yakalamış,

arkadaşlarına "lan oğlum, la bebe..." diyerek cümlesine başlamış,

biraz uzunca kaldıysa bir arabanın içinden son ses fırlayan " Angara'nın bağları" na ya da muadili bir oyun havasına maruz kalmış,

gece hayatına rast geldiyse "pavyon alemine" az çok bulaşmış,

Tunalı'da Sakarya'da bir iki tur atmış herkes için ayrı bir anlamı vardı Behzat Ç.'nin.
 
Elbette daha ötesi de vardı...
 
Ülke gündemine paralel geçen konuları, herkesin kenarda köşede tartıştığı olayları, polisiye kovalamacanın yanında günlük hayatın akışını hiç teğet geçmedi Behzat Ç. 
 
Bu sahici duruş onu diziler arasında fenomen yaptı ama seyir halinde olduğumuz bu otobüs "öz hakiki muhalefeti" bir dizi üzerinden bile kaldıramadı. 
 
Durakta bekleyenleri oldukça Behzat Ç. yoluna bir şekilde devam edecek belli. Kasım ayında gösterime girecek "Ankara Yanıyor" sinema filmi bunun bir göstergesi.
 
Peki adam akıllı "hooppp kaptan nereye?" diyen herkesi otobüsten atarlarsa bu yol nereye varacak la bebe?



Yorumlar