Zarfın içinde bana 50 lira gönderen güler yüzlü adam

İstanbul'a yeni gelmişim. Kars'tan İstanbul'a.. "Abi" bizim orada ağabeye derler, küçükler büyüklere "Abi" diye hitap eder. Türkiye gazetesinde yıl 1985. Herkes birbirine "Abi" diyor. Yaş fark etmiyor. Çok şaşırmıştım. İnsanların akraba olmamalarına rağme

Hadi ÖZIŞIK hadi.ozisik@internethaber.com

Türkiye gazetesinin Erzurum Temsilcisi Mahmut Sağırlı ile anlaşamamıştık, Kars'a geri dönmek zorunda kalmıştım 1984 yılında... 

Kars'ta bir fabrıkada çalışıyordum gazeteciliğe başlamadan önce. Eski işime dönmek istedim ama, o şansımı yitirmiştim. Tam ben umudumu yitirmiştim ki, İstanbul'dan bir mektup aldım. Mektubu gönderen kişi, Enver Ören'di. Zarfı açtım, içinde 50 lira para ve bir de pusula:

-Sevgili kardeşim seni İstanbul'a bekliyorum!

                       ***

Mehmet Beytül beni karşıladı İstanbul'da... Enver Abi'ye götürdü... Gülen bir adam karşıladı:

-Hoşgeldinnnn!

-... ?

Kapıya kadar uğurladı.. 

Türkiye'nin Cağaloğlu'ndaki binasında, yüzü gülen bir başka dost karşıladı.

Kemal Çapraz!

İlk şefim...

                    *** 

Bir taş ocağı haberi yapmıştım. Birinci sayfada yayımlanmıştı. 

Haber müdürümüz Fuat Bol çağırdı.

Azarladı yaptığım haberden ötürü.

Taşocağının sahibi arkadaşıymış.

Kemal Çapraz yurt dışındaydı hatırladığım kadarıyla.

Fuat Bol, arkadaşından özür dilememi istedi.

Ben direnince, kovuldum :)

Çok kısa bir süre Bulvar gazetesi muhabirliği...

Ve sonrasında Behiç Kılıç'ın istihbarat şefi olduğu  Günaydın'da çalışma dönemi.

                 *** 

Yıl 1991...

Demirel bir resepsiyon veriyordu.

Dolmabahçe'de karşılaştım Enver Abi'yle:

-Hadi, Günaydın daha mı çok para verdi bizden ayrıldın?

Tam cevap verecektim, Demirel geldi...

Nuh Albayrak'ın programında o soruya cevap verdim yıllar sonra.

Türkiye'den kovulmuştum!

Para değildi beni ilk göz ağrımdan ayıran...

Fuat Bol öyle istemişti!

Enver Abi'ye da farklı anlatmış olmalılar ki, bana o soruyu sordu.

                   ***

İstanbul'a yeni gelmişim. Kars'tan İstanbul'a.. "Abi" bizim orada ağabeyi derler, küçükler büyüklere "Abi" diye hitap eder. Türkiye gazetesinde yıl 1985. Herkes birbirine "Abi" diyor. Yaş fark etmiyor. Çok şaşırmıştım. İnsanların akraba olmamalarına rağmen, bu kadar kuvvetli bir bağla birbirlerine bağlılığına şaşırmıştım.

Enver Ören'in nasihatlerini dinledikçe bu şaşkınlığım yok olup gitti!

Allah rahmet eylesin!

Beni gazetecilik mesleğine başlatan güler yüzlü insanı kaybettik.

Mekanı cennet olsun...

Ailesine sabır diliyorum...