Solculara bir çift sözüm var

Erdoğan’ı ve İslamcıları demokrat olmamakla suçluyorsunuz, ama etkin olduğunuz hiçbir alanda en küçük demokrat bir tavrınızı görmedik.

Levent Gültekin levent@internethaber.com

Medyadaki sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen, gerçek demokrat solcuları tenzih ediyorum.

Sözlerim genele.

İslamcıları eleştirdiğimde bir hayli mutlu oluyorsunuz.

Bu mutluluğunuzun altında bir bit yeniği aramıyorum.

Çünkü hepimiz bu ülkede yaşıyoruz. İslamcıların tutum ve davranışlarından hepimiz etkileniyoruz.

İzledikleri yanlış politikalar sizi de etkiliyor. Huzurunuzu kaçırıyor. Ağızınızın tadını bozuyor.

İdeolojik bağnazlıkla hareket ettiklerinde, bundan herkes zarar görüyor.

İslamcıların hataları, bir arada ve huzur içinde yaşamamızı zorlaştırıyor.

Fakat…

***

Aynı durum solcular için de geçerli.

Solcuların başarısı, başarısızlığı, ideolojik fanatiklikleri, yaptıkları ve yapamadıkları işler…

Bunlar da hepimizin hayatını bir şekilde etkiliyor.

Solcuların da bu memleketle ilgili tasavvurları, fikirleri, beklentileri… var.

Hayatımızı doğrudan veya dolaylı etkileyen söz ve eylemleri var.

Çocuklarımızın geleceğine etki edecek planları var.

Bu nedenle, “Solcuları, solcu olmayanlar eleştiremez” diyerek işin içinden çıkamazsınız.

İktidar olduğunuzda, biz de etkileneceğiz. Hatta iktidar olamadığınızda, başarısızlığınızdan da hepimiz etkileniyoruz.

Artık mahalleler arası bir müsabakada değiliz.

Aynı ülkede bir arada huzur içinde yaşamanın yolunu arıyoruz. 

Bu nedenle, solculara dışarıdan bakan biri olarak söyleyeceklerim var.

***

Yunanistan’da sol parti SYRIZA’nın seçimi kazanması üzerine gösterdiğiniz tavır hakikaten tuhaftı.

Tuhaftan da öte çocukçaydı.

Heyecanınızı görünce şöyle dedim: İdeolojik fanatizm konusunda İslamcılar solcuların eline su dökemez.

İslamcıların Erdoğan’a olan ilgisini, aşkını, ideolojik bağlılığını yıllardır küçümseyip durdunuz.

Erdoğan’ın yürüyüşüne, hitabetine, dirayetine, dünyaya meydan okuyan tavrına hayran olanlara burun kıvırdınız.

Fakat ideolojik olarak kendinize yakın hissettiğiniz SYRIZA’nın lideri Alexis Tsipras’a, daha hiçbir icraatını görmeden methiye dizmekten geri durmadınız.

Bakışına hayran oldunuz. Kravat takmaması, İncil üzerine yemin etmemesi… sizi adeta büyüledi.

Tsipras’ın “Ülke borçlarını ödemeyeceğim” gibi çiğ ve ucuz popülizmine bile devrimci politika muamelesi çektiniz.

Erdoğan’ın çevresindekiler “Bağımsızlık, kendi başına hareket etme, dünyaya meydan okuma” gibi ayağı yere basmayan politikalar önerdiğinde alay ediyordunuz.

Fakat, kimi AK Partililerin söylediklerinin bir benzerini SYRIZA lideri söylediğinde coştunuz.

Erdoğan’ın AB’ye meydan okumasından rahatsız oluyordunuz. Tsipras’ın meydan okumasından mutlu oluyorsunuz.

Erdoğan’ın Batılılara blöf veya şantaj yapmasını cahilce ve köylüce buluyordunuz

Tsipras’ın benzer politikalarında solcu zekâsı ve cesareti görüyorsunuz.

Mesele sadece Tsipras’a gösterdiğiniz ilgideki tuhaflık değil.

***

Kabul edin ki hiçbir zaman demokrat olamadınız.

Erdoğan’ı ve İslamcıları demokrat olmamakla suçluyorsunuz, ama etkin olduğunuz hiçbir alanda en küçük demokrat bir tavrınızı görmedik.

Sizden olmayanların dertlerine, sorunlarına hep sağır oldunuz. 

Daha yönettiğiniz bir gazetede bile demokrat olamazken, İslamcılardan iktidarda demokrat olmalarını bekliyorsunuz.

İslamcılar en azından muhalifken demokrat bir tutum içindeydiler.

Siz onu bile yapamıyorsunuz.

Etkin olduğunuz gazetelere, TV’lere, dergilere, sivil toplum kuruluşlarına bir bakın Allah aşkına.

İdeolojik bakımdan yakın olmadığınız kimseyi aranızda barındırıyor musunuz?

‘Öteki’ ile en ufak bir diyaloğunuz var mı?

İdeolojik fanatizminiz o kadar kabarık ki, sadece “öteki”ne değil birbirinize bile tahammül edemiyorsunuz.

Yüzde 1 oy aldığınızda hemen kavgaya başlayıp 40 parçaya bölünüyorsunuz.

Haliniz böyleyken kibrinizden ve topluma tepeden bakan tavrınızdan bir türlü vazgeçmiyorsunuz.  Bir de 13 yıldır girdiği her seçimde yüzde 50’ye yakın oy almış Erdoğan’a kibirli diyorsunuz.

Bunca siyasi başarı kazanmış Erdoğan’ın yerinde siz olsaydınız nasıl olurdunuz? Hiç düşündünüz mü?

Kendi aranızdaki ton farklılığına bile tahammülünüz yok.

O kadar çok bölünüyorsunuz ki biz hangisinin gerçek sol olduğunu, bize ne vaat ettiğini, çocuklarımız için nasıl bir ülke önerdiğini bilmiyoruz.

Kendi aranızda bile bu kadar bölünürken bu ülkenin dindarlarıyla, Alevileriyle, Kürtleriyle, Kemalistleriyle bütünlüğü nasıl sağlayacaksınız?

***

Bugün eğer bu baskıcı ve otoriter politikalarına ve onca defosuna rağmen AK Parti’ye mahkumsak bunda en büyük kusur sizin.

Tüm bu olup bitene rağmen toplumun size ilgi göstermemesinden utanç duymalısınız.

Toplum size ilgi göstermiyor. Çünkü halkla konuşmayı başaramıyorsunuz.

Bırakın konuşmayı bir selam vermeyi - almayı bile başaramadınız.

Halka güvenmediniz. Halkın güvenini kazanamadınız. 

Hep tepeden baktınız. Kibriniz toplumla diyalog kurmanıza hep mani oldu.

Dincilerle dindarları birbirinden ayıramadınız.

Dincilere bakarak, bu ülkenin büyük çoğunluğunu teşkil eden dindarlara hakaret ettiniz.

Dışladınız. Mesafeli davrandınız.

Kemalistlerin yıllarca dindarlara yaptığı baskının ve zulmün lojistik destekçisi oldunuz.

Sizin bu kaba ve budalaca tavrınız yüzünden, AK Parti dindarlar için sığınılacak tek liman olarak görülüyor.

Yıllarca antidemokratik bir tavırla yüzlerce hata yaptınız.  Gene de bir kez olsun “Zamanında biz de çok yanlış yaptık. Bir arada huzur içinde yaşamamız için hepimizin ideolojik fanatizmden vazgeçmemiz gerek” diyerek en küçük bir özeleştiride bulunmuyorsunuz.

***

İslamcının demokrat olanını beğeniyorsunuz.

Ama demokrat olan solculara “davadan dönmüş” “liboşlaşmış” muamelesi çekiyorsunuz.

İstiyorsunuz ki herkes ideolojisinden vazgeçsin bir tek siz ideolojiniz yaşasın.

Yıllardır bu ülkede iktidar olamıyorsunuz.

Bırakın iktidarı, alternatif bile olamıyorsunuz.

Bunun tek nedeni din ve dindarlıkla aranızdaki sorunlar, sanıyorsunuz.

Hayır tek sorun bu değil.

Toplum size itibar etmiyor.

Çünkü sizin bu ülkeyi sorumlulukla yöneteceğinize dair en küçük bir işaret yok.

Kavga çıkarmayacağınıza, huzurumuzu büsbütün kaçırmayacağınıza, işleri elinize yüzünüze bulaştırmayacağınıza toplumu inandıramıyorsunuz.

Ülke sorunlarına ayağı yere basan tek bir çözüm öneriniz yok.

Slogan atmayı marifet sanıyorsunuz.

Kendi aranızda bile bir bütünlük sağlayamazken toplumun farklı kesimleriyle o bütünlüğü nasıl sağlayacaksınız?

***

Yıllardır İslamcılara en ağır eleştirileri yöneltiyorum. Yine de büyük bir olgunlukla karşılıyorlar.

Hakikaten yaptığım bu ağır eleştirilere gösterdikleri olgun tavırdan dolayı İslamcıları kutlamak istiyorum.

Ve biliyorum ki asıl siz solcuların eleştiriye tahammülü yok.

Velhasıl demokratlığı yalnızca İslamcılardan veyahut ötekilerden bekleyemezsiniz.

İdeolojik fanatizmden kurtulup demokratlaşmak zorundasınız.

İdeolojik mücadelede kazanma şansınız yok. Bari özgürlükçü, çoğulcu, barışçı olmayı başarın.

Umarım bir an önce aklınızı başınıza toplarsınız.

Yoksa hepimiz bu tek parti mahkumiyeti altında perişan olup gideceğiz. 

Sizin yüzünüzden. twitter.com/acikcenk