Haziran hareketi kimin, neyin hareketi?

Hiç mi düşünmüyorsunuz? “Biz ne yaptık ki bugün dindarlar bunca defoya rağmen AK Parti’nin peşini bırakmıyor?” sorusuna cevap aramıyor musunuz?

Levent Gültekin levent@internethaber.com

Birleşik Haziran Hareketi, önümüzdeki Haziran seçimlerinde solda birliği sağlamak amacıyla geçen yıl 19 Ekim’de kurulmuş bir hareket.

Son dönemde ülkenin çeşitli bölgelerinde bir dizi eylem yaptılar.

En son, geçtiğimiz hafta ülke genelinde “Dinci faşizme son”Laik ve bilimsel eğitime geçiş”  adı altında bir eylem düzenlediler.

Haziran Hareketi’nin diline, üslubuna, yöntemine itirazım var.

Sadece itiraz değil, endişelerim de var.

Önce bir konunun altını çizmek istiyorum.

Bu iktidarın uyguladığı baskıcı ve dayatmacı politikalar bize laikliğin çok önemli bir değer olduğunu gösterdi.

Dini siyasetin malzemesi yaptılar.

Dindarlığı baskıcı ve dışlayıcı bir politikanın aracı yaptılar, yapıyorlar.

Devlet eliyle toplumu dindarlaştırmayı bir vazife sayıyorlar. 

İşte bundan dolayı hem dinin yıpratılmasının önüne geçmek, hem de dinin bir baskı aracına dönüşmesini engellemek amacıyla laikliğe sahip çıkmamız gerek.

Üstelik sadece inancımızı korumak için değil.

Birbirimizin yaşam tarzına saygı zemini oluşturmak için de çok önemli.

Biliyorum laikliği benimsemek, sahiplenmek dindarlar için bir hayli zor.

Çünkü devlet yıllarca laikliği dindarlar üzerinde bir sopa olarak kullandı.

Laiklik sopası ile dışladı, ötekileştirdi, haklarını gasp etti.

Laiklik kelimesi devlet eliyle kirletildi.

Fakat iktidarların yanlış politikaları değerlerin gerçek anlamını, işlevlini görmezden gelmemizi gerektirmez.

Aksi takdirde AK Parti’nin politikalarına bakarak İslam hakkında bir kanaat sahibi olmamız gerek.

Buna gönlümüz razı olur mu?

Diğer taraftan AK Parti’nin imam hatip lisesi politikasını ve topluma zorla din dersi dayatması da kabul edilir bir şey değil.

Devletin denetimi altına girmiş Müslümanlığı hiçbirimiz kabul edemeyiz.

Devlet gücünü arkasına almış bir dindarlığı sahiplenemeyiz.

İnsanlara zorla din empoze edilmesine razı olamayız.

Bu hepimiz için utanç kaynağıdır. Özellikle de dindarlar için.

Kaldı ki devletin öğrettiği dindarlıktan da bir hayır görmedik.

***

Şimdi gelelim Haziran Hareketi’ne yönelik itirazlarıma.

Bu Hareket’in ciddi bir dil sorunu var. Hala geçmişten, yaşananlardan bir ders çıkarmadıklarını görüyoruz.

Bu ülkede toplumun her kesiminin bir yarası ve acısı var.

Dindarların, solcuların, Alevilerin, Kemalistlerin, Kürtlerin… hepsinin bir acısı ve bazı kelimelere karşı hassasiyetleri var.

Haziran Hareketi’nin diline bakınca, bu acılardan ve hassasiyetlerden habersiz olduklarını görüyorum.

Veyahut görmezden geliyor, umursamıyorlar.

Eski Türkiye jargonuyla, yeni Türkiye’de muhalefet yapıyorlar.

Mitinglerinde, duyurularında “Laik eğitim”, “Dinci faşizm”, “gericilik” gibi onlarca rahatsız edici kelime ve sloganlar kullanıyorlar.

Şimdi bakın: Devlet çocuklarımıza matematik öğretemiyor.

Yabancı dil öğretemiyor.

Biyoloji öğretemiyor.

Türkçe bile öğretemiyor.

Bunları ben demiyorum. Türkiye OECD ülkeleri arasında bu derslerde başarı sıralamasında sonlarda.

Kaldı ki bu tablo sadece AK Parti iktidarı dönemine ait değil. En başından beri bu böyle.

Felaketin boyutu ortada.

Fakat solcular protesto etmek için önceliği haftada 1 saat verilen zorunlu din dersine ayırmışlar.

Olacak şey mi Allah aşkına?

Tamam zorunlu din dersi bariz bir haksızlık.

Peki diğer derslerdeki vahim tablo görülmeyecek durumda mı?

Hangisi daha öncelikli mesele?

Matematik öğrenmiyorlar, Türkçe öğrenmiyorlar ama din hiç öğrenmesinler diyerek bu topluma derdinizi anlatabilir misiniz?

Gerçek problemi ve çözümü gösterebilir misiniz?

Üstelik bu protestoyu ülkenin çoğunluğunu rahatsız eden, ürküten, eski acılarını hatırlatan kelimeleri kullanarak yapıyorsunuz.

Gerici dediğinizde yıllarca “gerici” diyerek dışlanan halkı kendi yanınızda nasıl bulacaksınız?

“Laik eğitim” derken, aslında derdinizin bilimsel eğitim olduğunu, laiklik sopasıyla bastırılmış insanlara nasıl kabul ettireceksiniz?

“Dinci faşizm” derken aslında derdinizin din değil, dinin baskıcı yorumunu siyaset malzemesi yapanlar olduğuna toplumu nasıl inandıracaksınız?

Yeni kelimeler bulamıyor musunuz?

Toplumla bir diyalog kuracak dil oluşturmak bu kadar zor mu?

Toplumun önemli bir kesiminin hassasiyetlerini dikkate almayacaksanız…

Sizin yaptığınızın AK Parti iktidarının “öteki”ni dikkate almayan zorba, dayatmacı tavrından ne farkı var?

Geçmişten hiç mi ders çıkarmayacaksınız?

Hiç mi düşünmüyorsunuz?  “Biz ne yaptık ki bugün dindarlar bunca yanlışa rağmen AK Parti’nin peşini bırakmıyor?” sorusuna cevap aramıyor musunuz?

Bütün suçu hep ötekinin üzerine atarak nereye varacaksınız?

Solu dinin, dindarlığın karşıtı bir ideoloji olarak göstermenin bedelini yıllardır ödüyorsunuz.

Hala bu saçmalığa devam mı edeceksiniz?

Üstelik protesto ederken, hakaret etmeyi marifet sanıyorsunuz.

Türkiye’nin durumu ortada.

Baskı, tahammülsüzlük…  nefes alınmıyor.

Buna rağmen çıkıp meydanda “Hırsız, zorba, faşist Erdoğan” sloganı atıyorsunuz.

Hakaret etmeden, Erdoğan taraftarlarını daha fazla fanatikleştirmeden derdinizi anlatmanın yolunu bulamıyor musunuz?

Bu dili oluşturmanıza engel olan ne?

İncitmeden, hassasiyetleri kaşımadan sorunlara toplumun bütünün dikkatini çekecek bir üslup geliştirmek çok mu zor?

Hepimizin ezberinde 10 kelime var. Bunlar yasaklasalar konuşmayı unutacağız. 

Bugün din siyasette bu kadar kullanılır olmuşsa, bundaki en büyük kusur siz ve sizin gibilerin.

Çünkü bu ülkenin insanlarının değerlerine, inançlarına, yaşam tarzlarına saygı gösterecek kadar bile demokrat olamadınız.

Dinin bu toplumun köklü bir değeri olduğunu bir türlü kabul etmediniz.

İnancın bu topluma kattığı güzellikleri de göremediniz.

Din ile dinciliği birbirinden ayıracak ve bunu topluma anlatacak inceliği gösteremediniz.

Bunca yaşananlara rağmen hala aynı tavrı, aynı dili, aynı politikayı devam ettiriyorsunuz.

Üstelik, kendinizi bir iş başarmış, vazifesini yapmış filan zannediyor, kıvanç duyuyorsunuz?!!

Böyle nereye varacaksınız?

Kendinizi kandırmaktan, peşinize takılan o temiz insanları oyalamaktan başka neye yarayacak?

Bunu göremiyor musunuz?

İktidarın bariz bir dışlayıcı tavrı var. Bu dönemde haksızlıklara uğrayan kesimler var.

Sizin sığ ve slogana dayalı tavrınız yüzünden, bu haksızlıkların korkunç bir şey olduğunu topluma anlatamıyoruz.

Çünkü size bakınca, mevcut iktidarı kendileri için bir sığınma alanı olarak görüyorlar.

Böyle yaparak bu mücadeleyi kazanamazsınız.

Kazanmamanız da sorun değil.

Ülkemize ve bu iktidar döneminde ezilenlere, dışlananlara, görmezden gelinenlere büyük bir kötülük ediyorsunuz.

Asıl mesele bu. twitter.com/acikcenk