Rahmet peygamberinin kadına bakışı

Sevgililer sevgilisi Hz.Muhammed(sav) şöyle buyuruyordu: "En hayırlınız ailesine en iyi olandır...

Said Hatipoğlu saidhatip@internethaber.com

Sevgililer sevgilisi Hz.Muhammed(sav) şöyle buyuruyordu: "En hayırlınız ailesine en iyi olandır. Biliniz ki kadınlar Allah'ın bize teslim ettiği emanetlerdir." Kendisi kadınlara karşı son derece nazik,kibar ve anlayışlıydı. Kırılmamalarına,incinmemelerine dikkat ederdi.Hatta bir seferinde kadınları camdan yapılmış şişeye benzetmiş ,bu benzetmesi ile bir insana verilecek değeri müthiş bir tasvir gücü ile ifade etmişti.

Kadınlara şiddet kullanan erkekleri ikaz etmiş ve bunu hiçbir şekilde kabul etmediğini ifade ederken "Kadınları dövmeyin, hakaret etmeyin, bu konuda beni esas alın, ben hayatım boyunca hiçbir kadına el kaldırmadım" buyurarak bu husustaki hassasiyetini ortaya koymuştur.

KADINLARI DÖVEMEZSİNİZ

Kadınları dövenleri şu sözlerle eleştiriyordu: "Kadınlarınızı bir hayvanı döver gibi dövüyorsunuz. Sonra da akşam olunca utanmadan beraberce yatıyorsunuz." Eşlerinden şikâyetçi olup kendisine şikâyete gelen kadınları dinlemiş ve onlara hak vermişti.

KADINLARA KARŞI SABIRLI OLUN

Bazı kadınlarda olabilecek kıskançlık, geçimsizlik, her söze cevap verme, inatçılık gibi huylara karşı erkekleri anlayışlı olmaya davet ederdi. Kadınları rencide eden, onur zedeleyen, kırıcı olan söze müsaade etmezdi.

BABALAR KIZLARINI DÖVMEMELİ

Allah Resulu(s.a.v.) ile eşi Hz. Aişe arasında her evlililte görülebilecek olan  bir tatsızlık çıkmış, bu arada Hz. Aişe anamız sesini yükseltmişti. Efendimiz (s.a.v.) ise alttan alarak onu sakinleştirmeye çalışırken, dışarıdan gelen Hz. Ebu Bekir kızının sesini duydu. Hz.Ebu bekir peygamber efendimize olan bağlılığın ve bir peygamberin huzurunda seslerin yükseltilmesinin yüce Allah'ı razı etmeyecek bir eylem olduğunu iyi bildiği için, içeriye hışımla girdiği gibi kızı Hz. Aişe'nin üzerine yürüdü. Hz. Aişe'yi tokatlayacaktı ki Hz. Peygamber (s.a.v.) araya girip Hz. Ebu Bekir'e engel oldu. Elini tuttu ve "Sen karışma Ebu Bekir!Biz problemimizi çözeriz" buyurdu.

Hz. Ebu Bekir çıktığında ise Efendimiz (s.a.v.) eşine dönerek(Hz.Aişe'nin endişesini gidermek için latifede bulunarak) şöyle buyurdu. "Gördün mü Aişe seni adamın -yani babanın- elinden nasıl kurtardım." (Ebu Davud, edeb,4999)

EŞLERİ ARACILIĞI İLE KADINLARA İLİM ÖĞRETİRDİ

Kadınlar peygamber efendimize erkekler kadar sürekli huzurunda bulunamadıklarından dolayı islam'ı yeterince öğrenemediklerini, bu sebeble bir gününü kendilerine ayırıp islamın emir ve yasaklarını öğretmesini ricada bulunmuşlardı. Bu istek üzerine haftanın bir günü kadınlara sohbet vermeye başlamıştı.

Hz. Peygamber'in (s.a.v.) eşlerinin bir kısmı -başta Hz. Aişe olmak üzere- kadınların eğitimi konusunu üstleniyordu. Peygamberimiz'den (s.a.v.) öğrendikleri bilgileri kadınlarla da paylaşıyorlardı. Kadınlardan gelen soruları cevaplıyordu.

Muhterem babam Prof.Dr.Nihat hatipoğlunun bu konu hakkında ki bir makalesinde ifade ettiği gibi : ''Aslında Peygamberimiz'in (s.a.v.) her eşinin bir görevi vardı. Çocuklar için yardım amaçlı patik ördürüp sattıran, özel sohbetlerle kadınları yetiştiren, kadınlara ait suffa'da -bir nevi üniversite- kadınlara sohbet veren, aile içinde kadının sorumluluk ve yetkilerini anlatanlar hep Hz. Peygamber'in (s.a.v.) eşleriydi. Bu açıdan bakıldığında bile Hz. Peygamber'in (s.a.v.) çok evliliğinin amacı anlaşılabiliyor. Çünkü O bir peygamberdi ve hiçbir işi -eğitim dahil olmak üzere- şansa bırakmazdı''

BİZİM YAPMADIKLARIMIZI YAPARDI

Bir ara Hz. Aişe'ye soruluyor. "Hz. Peygamber (s.a.v.) evde iken ne yapardı" diye. Hz. Aişe O'nun ev işlerine olan katkısını şöyle aktarıyor: "Ayakkabılarını tamir ederdi. Elbiselerini yamardı. Bazen yemeğini yapardı."

Kendinizi bir an düşünün...Pijamanızı,çoraplarınızı çıkarırken yere fırlatıyor ve; hanım toplayıver diyorsunuz. Veya hanım toparlar diyorsunuz. Elbette hanımlar toparlar. Elbette hanımlar bu meseleyi büyütmez. Ama en nazik olanımızın üslubu böyle iken , hanımına emirler yağdıranların üslubunu siz tasavvur edin. Muhterem beyler ! Allah Resulunun ahlakı size büyük bir örnek değil mi ?

KADINLARIN SORULARINI KINAMAZDI

Medineli bazı kadınlar akıllarına gelen her soruyu peygamberimize sormaktan çekinmiyor, açıkça soruyorlar ve cevabını merak ediyorlardı. Allah Resulu onları kınamadan saygı ve edeb çerçevesi içinde sorularını cevablamaya gayret ederdi. Kadınlar çoğu kez ise Hz. Peygamber'in (s.a.v.) eşlerini sorularında aracı yapıyorlardı.

Medine'de bir gün şöyle bir olay cereyan eder: "Ümmü Süleym isimli bir kadın bir gün Hz. Peygamber'e (s.a.v.) gelir ve 'Ey Allah'ın elçisi! Bir kadın rüyasında erkeğin rüyada gördüğü gibi bir şey görür de sonra ihtilam olursa yıkanması gerekir mi?' diye sorar. Orada bulunan Hz. Aişe, bu sorudan utanır. Ve parmağını ısırıp, soru soran kadına şöyle der: "Ey Ümmü Süleym. Kadınları rezil ettin. Allah canını almasın."

Hz. Peygamber (s.a.v.) eşinin bu çıkışını hoş görmez. Ve şöyle cevap verir: "Bırak onu. Ensar kadınlar (Medineli kadınlar) fıkıhtan soru soruyorlar. Evet Ümmü Süleym, bu durumdaki kadınların gusül yapması gerekir."

Hz. Peygamber (s.a.v.) kadınların yaşamdan dışlandıkları, insan yerine konulmadıkları, hayatın içinde işlevsiz kılındıkları bir dönemde onları onurlandırırdı. En önemli konularda onlara danıştı. Onları dinledi, onları anlamaya çalıştı.Onları ciddiye aldı. Onların bayram, cuma ve cenaze namazları kılmalarına müsaade etti. Camiye, cemaate girmelerini teşvik etti. Onlara engeller koymadı.Onları hayata, yaşama ortak yaptı. "Kadın ve erkek bir bütünün iki eşit parçasıdır" buyurdu.

MUHTEREM BABAM VE HIRISTİYAN GAZETECENİN HAKİKAT KARŞISINDA Kİ ŞAŞKINLIĞI

Sözlerimi burada noktalamadan önce Muhterem Babam Prof.Dr.Nihat Hatipoğlunun hıristiyan bir gazeteci kadın ile arasındaki konuşmalarla bitirmeyi istiyorum. Avrupanın bir bölgesinde muhterem babamın konferansına katılan gayr-i müslim bir kadın islam dini hakkında sorular soruyor muhterem hocam cevaplıyor. Muhterem hocam kendisine : Kur'anı hiç açıp okudunuz mu ? Kur'an Hz.Meryemi izzetli ve şerefli bir kadın olduğunu söylemekle yetinmeyip bizzat bir sureye Hz.Meryemin adını veriyor ,der. Siz hiç müslüman toplumunu ön yargıdan uzak araştırdınız mı ? Mesela müslüman toplumun arasına karışın , hanım kızlarımızın isminin meryem olduğunu , evlatlarımızın isminin isa olduğunu şahit olacaksınız,der. Avrupa islam peygamberinin aleyhinde konuşmayı bir övünç telakki ederken , islam dinin evlatları ,Hz.isa'yı , Hz.Musa'yı sevmeyi bir övünç olarak telakki eder,der. Muhterem hocam söylenmesi gereken onlarca sözü söyler. Kadın ise hayretler içerisinde dinler. Çünkü onlar islamı hep ön yargı ile dinlediler. Çünkü onlar islamı ve Hz.Muhammed'i hep oryantalistlerin kitapları ile tanıdılar. Onlar Hz.Muhammed'in hayatını anlatan gerçek bir islami eseri hiç okumadılar ki...

Meseleyi fazla uzatmadan bu gayr-i müslim kadının muhterem babam ile arasında ki şu konuşmayı sizlere özetle aktarıyorum : '' Konuşmalarınızı yakından takip ediyorum. İslamı çok etkileyici anlatıyorsunuz. Kimseyi kırmadan herkesi kucaklayan bir eda ile konuşuyorsunuz. Sözlerinizden etkilenmemek mümkün değil. Fakat ben islam peygamberinin kadınlara olan tutumunu çok merak ediyorum. '' Muhterem babam kadına bir soru sorar : siz odaya girdiğinizde babanız hiç ayağa kalkar mı ? Kadın hayır,der. Muhterem babam sözlerine şöyle devam eder : İşte sizin tanımadığınız ve avrupada yanlış tanıtılan o yüce peygamber, kadınların horlandığı bir dönemde kızı fatıması her odaya girdiğinde ayağa kalkar ve hoşgeldin babasının anası , hoşgeldin , derdi. Muhterem babamın bu sözleri karşısında kadın hayretler içerisinde kalıyor ve : biz Hz.Muhammedi hiç bu şekilde bilmiyorduk ,bize hiç böyle anlatılmadı ,diyor. Muhterem babam ise : Size koca bir okyanusdan bir damlayı arz ettimde etkilendiniz. Dinlemeye mecaliniz varsa ,dahasını anlatsam Hz.Muhammedin büyüklüğünü varın siz düşünün, der.