Nasıl bir seçim ortamı istiyoruz?

Çoğumuz “Seçmen” vasfı taşıyoruz. Oy kullanacağız. Yerel yöneticilerimizi belirleyeceğiz. Muhtemelen pek çoğumuz zaten kararımızı vermişizdir.

Prof. Dr. Zakir Avşar zakiravsar@internethaber.com

Çevreci bir seçim kampanya süreci düşüncesi ve kararı kesinlikle olumlu.

Her partinin buna uyması durumunda seçimler ekonomik ve temiz geçecek. Yürekten desteğiz.

Ancak kampanyaların temiz çevre anlayışı içinde yürütülmesi yetmiyor.
Çoğumuz “Seçmen” vasfı taşıyoruz. Oy kullanacağız. Yerel yöneticilerimizi belirleyeceğiz. Muhtemelen pek çoğumuz zaten kararımızı vermişizdir.

Kime oy vereceğimiz bellidir. Kime vermeyeceğimiz de.

Bir kısım seçmen ise kararını son dakikaya bırakır. Gerçekten son ana kadar kime oy vereceğinden emin değildir.

Bir kısmı kime vereceğini bilse bile bazen öyle olağanüstü gelişmeler olur ki, oyunun yönünü değiştirir.

Siyasi partiler seçim stratejilerini kendilerine oy verecek kitleyi muhafaza ve pekiştirmek, kararsızlardan oy devşirmek ve rakibine oy verecek olanın kanaatini kendi lehine değiştirmek üzere kurarlar.

Bunu yaparlarken pek çok yöntemi devreye sokarlar.

Türk siyaseti genel olarak sert söylemlerle siyaseti şekillendirse de iftira ve isnata pek itibar etmez, kişiselleştirilerek yapılan işleri, özel hayata tasallut eden hususları, iftira kabilinden iddiaları kabul etmezdi.

Sonra ülkemizde pek çok olayda olduğu gibi bu konuda da ölçü, ayar bozuldu, özel hayata müdahale, şantaj ve montaj kokan “belge” üretimi, kasetçilik siyasi tarihimizde yerini aldı.

CHP Lideri Deniz Baykal, MHP’li bazı siyasetçiler, 17-25 Aralık’ta AK Parti’li bakanlar ve yöneticiler bu ahlaksız girişimlerden etkilendi.

Siyasetin dengesi kayboldu.

O zaman da belirttik, bu doğru bir gidiş değil, insanların böylesine linç edilmeye çalışılması siyaseti çıkmaza sokar dedik.

Nitekim bu ahlaksız gidişatın mimarları ülkeyi 15 Temmuz’a kadar götürdü.

O günlerde rakibinin düştüğü zorluk karşısında açıktan veya örtülü memnuniyet duyanlar aynı şeyler fazlasıyla kendi başlarına da gelince olayın ne kadar vahim olduğunu ve hiçbir kamu yararı taşımadığını gördüler.

Hepimizin beklentisi ve dileği, bu seçimlerin yumuşak bir ortamda, kırmadan, dökmeden, incitmeden, temiz bir rekabet içinde geçmesi.

Siyasal söylem ve eleştirilerin sertleşmesi, kişiselleştirilmesi ve başta adaylar olmak üzere, ailelerinin ve yakın çevrelerinin rencide edilecek boyutlara taşınması çok yaralayıcı oluyor.

Doğruluğu kuşkulu “belge” değeri taşımamakla birlikte, “belge” gibi kullanılan bazı evrak ve görüntülerle seçim dönemi boyunca rahatlıkla haysiyet cellatlığı yapılabiliyor.

Seçimler bitiyor, olan biten yargıya intikal ediyor, çoğunlukla “belge”lerin gerçek dışı olduğu ispat ediliyor ama bunu yapanlar amaçlarına ulaşmış oluyor.

Bu seçimlerin de aynı sahnelerle doldurulmasını arzu etmiyoruz. İnsanların özel hayatlarına, ailelerine uzanan bir söylemi, “belge ve bilgi üretimini” asla onaylamıyoruz.

Seçimler yereldir.

Gereksiz polemiklerle, tartışmalarla da vakit kaybetmeyelim.

Tartışmalarımızın odağı içinde yaşadığımız kentler, şehirler olsun istiyoruz.

Kim, bizlerin hayat konforunu artırmak, şehrimizin tarihi, kültürel, sosyal dokusunu korumak ve geliştirmek için ne yapacak, bunlarla ilgiliyiz.

Adayların hepsinin mutlaka bir takım yetenekleri var ki, partilerince kamuoyunun takdirine sunulduğu varsayımı ile hareket ediyoruz.

Adayların ve arkalarındaki partilerin, niteliklerini göz önünde tutarak bize sundukları değerli adaylarının özelliklerini ön plana çıkarmalarını ve onları daha iyi tanıtmalarını bekliyoruz.