Doğu Türkistan’ın Yanında Olmak İnsanlığımıza İyi Gelecek

Sosyal medyada hayvanlar için oluşan duyarlılık ve vicdan, daha ağır zulümlere maruz kalan Uygurlu mazlumlardan esirgeniyor.

Muhammet Şakiroğlu msakiroglu@gmail.com

Zulme uğrayan insanlar için en zor olan şey destek bekledikleri ve umut bağladıklarının kendilerine sırt çevirmesi olsa gerek. Zira zalim ile mücadelede güçler arasında korkunç bir fark varsa mazlumun gözü hep destek arayacaktır.

Mazlumlar tüm vicdanlı insanlardan destek umar çünkü vicdan tüm etnik/dinsel/mezhebi/ideolojik arkaplandan bağımsız bir şekilde işler. Sonra da dindaşından veya ırkdaşından destek umar çünkü sahip olduğu din ve mensup olduğu milliyet bu zulme maruz kalmasının temel sebebidir. Onlardan empati ve dayanışma bekler.

Bir süredir Müslümanların biri birine uyguladığı zulüm karşısında etnik ve mezhebi sebepler ile susmaya alışmış durumda İslam dünyası.  Herkes sadece kendi ölüsüne ağlıyor.  Müslümanların zulme karşı duruşlarındaki bu ikircikli tavırlarını etnik mezhebi aşırılıklara bağlamaktaydım. Yemende yaşanan soykırımı da Suriye’de yaşananları da bu mezhebi kafa karışıklığına bağlamıştım.

Ancak, gözümüzün önünde devam eden Uygur/Doğu Türkistan soykırımı ve Çin’in zulümleri, işin hiç de öyle olmadığını gösteriyor. Sorun Müslüman dünyanın adalet ve zulme karşı olma reflekslerini yitirmesi ile ilgili. Sosyal medyada hayvanlar için oluşan duyarlılık ve vicdan, daha ağır zulümlere maruz kalan Uygurlu mazlumlardan esirgeniyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bu kadar iç içe geçmiş milliyetçi-muhafazakâr-dindar bir politik kitle ve zemin var. Bu bütünleşmiş tabanın ideolojik/etnik/dini saikleri bile bu zulme karşı kamuoyu oluşturmuyorsa çok ciddi bir vicdan krizi ile karşı karşıyayız demektir. Doğu Türkistan’da insanların maruz kaldığı bu zulüm karşısındaki sessizlik, hesap gününde Allah katında ve tarih nezdinde kullar katında hesabı verilemeyecek bir kabahattir.

Öyle ki bu soykırım Türkiye'de herkesin her gün eleştirdiği batının medyası tarafından daha çok gündem yapılmaktadır.

Sosyal medya çağında ne zulümler gizli kapaklı ne de tepkiler zor. Çin’in uyguladığı soykırım sosyal medya aracılığıyla gözümüzün önünde. Bilmediğimiz hiçbir detay yok. İbadethanelerden, hane mahremiyetine, ırz güvenliğinden can güvenliğine hiçbir değer bırakılmamış halde.

Tepkilerin çok hızlı bir şekilde etkili olduğunu da biliyoruz. Gözümüzün önünde yaşandı tüm örnekler. Gösterdiğimiz tüm tepkiler ve ortaya koyduğumuz taleplerin muhatapları, mesajları hızlı bir şekilde alıyorlar.

Üstelik Çin’e tepki göstermenin herhangi bir politik ve siyasal ya da ekonomik bir bedeli de yok. Yani bir duyarlılık oluşturmanın veya idarecileri bu konuda tepki vermeye çağırmanın kimseye getirdiği bir yük de yok.

Müslüman dünyanın paslanmış vicdanlarını harekete geçirmek için Çin zulmüne karşı Doğu Türkistanlıların yanında olmak lazım. Din/milliyet/mezhep/renk farkı gözetmeksızın zulme karşı yürümemiz gereken uzun yolun ilk adımını da bu şekilde atabiliriz. Zalime karşı olmayı öğrenirsek, mazlumun kimliğinin, ideolojisinin, dinin bir önemi olmadığını da öğrenmiş oluruz. Ve bu da en çok bize iyi gelecek…