BIST 4.977
DOLAR 18,82
EURO 20,46
ALTIN 1.167,39
HABER /  DÜNYA

Amerikalı analistten cadı avı yorumu!

Türkiye'de yaşanan son durumu değerlendiren ABD'li düşünce kuruluşu asker güçsüz dedi. Ak Parti'nin cadı avı yapmaması gerektiğini yazdı.

Abone ol

ABD'li ünlü düşünce kuruluşunun analisti, Türk ordusunun zayıfladığıyla ilgili bugüne kadar yazılanların aksine farklı bir yorum yaptı: 'Türkiye'de son 50 yılda dört darbe yapılmış olması ordunun zaten zayıf olduğuna ve siyasi iradesini topluma kabul ettirmekte yetersiz kaldığına işaret ediyor. Her müdahaleden sonra ordu yeni bir anayasa hazırladı, ancak siyasi arenada karşısına çıkacak rekabeti önlemeyi başaramadı.'

Analize göre;
Askeri bir mücadele ya da Ak Parti’nin son tutuklamaları siyasi bir cadı avı olarak kullanması Türkiye’nin politikasında ve piyasalarında geleceği görünmez hale getirebilir

Foreign Affairs dergisini de yayımlayan Council of Foreign Relations'ın internet sitesi CFR'da Ortadoğu uzmanı Steven Cook imzasıyla yayımlanan bir makalede, Türkiye’de son iki haftada yaşanmakta olan tutuklamaların ve gerginliğin, Türk politikasında uzun zamandır büyümekte olan değişim dalgalarının bir işareti olduğu ifade edildi.


Ak Parti, 2003 yılından bu yana ordunun özerkliğini sınırlamak için adımlar atıyordu. Cook, sık sık Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok güçlü olduğuyla ilgili yorumlar yapıldığını hatırlatarak bu inancın ordunun 1960’tan bu yana dört darbe düzenlemesinden kaynaklandığını ifade etti. Ancak yazara göre bu müdahaleler ordunun gücünden çok güçsüzlüğüne işaret ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Türkiye’de siyasetin yazılı olmayan bir kuralı var: Politikacılar ve destekçileri Genelkurmay’ın tepkisini çekmemelidir. Aksi takdirde hem koltuklarından olur hem de en azından geçici bir süre için siyasetten yasaklanırlar. Dolayısıyla, pek çok hükümet, personel, askeri bütçe ve silah alımı gibi askeri meselelerde de eğitim, basın-yayın ve ulusal ekonomi gibi sosyal meselelerde de subayları açık açık eleştirmeye çekinir.

Hatta sivil siyasetçilerin üzerindeki askeri müdahale tehdidi o kadar büyüktür ki politikacılar seçim kampanyalarında bile subaylarla iyi ilişkiler kurabileceklerinin mesajını verir” diyen Cook, 2003 yılında Ak Parti’nin seçilmesiyle birlikte Genelkurmay’ın sivillerin kontrolü altına girmeye başladığını ifade etti.


RTÜK, MGK, AVRUPA BİRLİĞİ

Ak Parti egemenliğindeki meclis, ordunun bütçe dışı fonlarının denetim ve kontrolünü sağladı, Savunma Bakanlığı’nı savunma harcamaları konusunda söz sahibi haline getirdi ve Radyo Televizyon Üst Kurulu’ndaki askerleri kuruldan çıkardı.


Daha da önemlisi Milli Güvenlik Konseyi’ndeki (MGK) askerlerin sayısı önemli oranda azaltıldı ve MGK Genel Sekreteri’nin kurulun sivil üyelerinin arasından seçilmesi zorunluluğu getirildi. Konsey ayrıca yürütme görevinden sıyrıldı ve bütçesi başbakanlığın denetimine alındı.

Cook, bu önemli gelişmelere karşın ordunun MGK içindeki konumunun düşürülmesini kabullenmeye zorlandığını belirtti ve subayların Türkiye’de Avrupa Birliği reformlarına verilen desteğin yüzde 77 olduğu göz önünde bulundurduklarını ve bu yüzden kamuoyunda popülerliklerini kaybetmemek adına olaylara tepki göstermediklerini ifade etti.

Yazara göre, subayların düzenli olarak Ak Parti’nin politikalarının “karşıdevrimci” olduğunu iddia etmesine karşın Nisan 2007’de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili tartışmalara kadar taraflar arasında herhangi bir gerginlik yoktu. Cook, bununla birlikte, Ak Parti’nin kapatılma davasının parti lehine sonuçlanmasının ordunun liderliğindeki laik elitler için büyük bir darbe olduğunu belirtti.

“Utanç verici olaylar serisi, ordunun kamuoyunun gözündeki duruşunu daha da aşağılara çekerek Ak Parti’nin subayları sivil yönetimin denetimi altına aldı” diyen Cook, son aylarda yaşanan “Kafes” ve “Balyoz” tartışmalarına değindi. Yazar, kamuoyunda Türk ordusunun her şeye kadir olduğu yönündeki yaygın anlayışın hatalı olduğunun altını çizdi.

50 YILDA DÖRT DARBE

Silahlı Kuvvetler’in son 50 yıl içinde siyasete dört kez müdahale etmek zorunda kalmasının askerin siyasi iradesini topluma dayatmaktaki başarısızlığına işaret ettiğini savunan Cook, askerin elinde silah gücü olsa da siyasi kontrolü sağlamak için bundan daha etkin yollara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Gerçekten de her müdahaleden sonra ordu yeni bir anayasayla Kemalist düzeni korumaya çalışarak, yeniden müdahale yaşanması ihtimalini düşürmeye çalıştı. Yine de Türkiye’nin siyasi kurumlarının her seferinde yeniden şekillendirilmesi, politik sistemin karşısına çıkacak rekabeti önlemeyi başaramadı.


Cook, Obama yönetiminin Türkiye’yi Ortadoğu, Orta Asya, Kafkaslar ve Güney Asya’da bir stratejik ortak olarak kabul ettiğini, ancak Washington’ın “Türkiye içindeki siyasi karmaşanın Ankara’nın bir müttefik olarak kapasitesini düşürebileceğini” fark etmesi gerektiğini savundu.

CADI AVI GELECEĞİ GÖRÜNMEZ YAPABİLİR

Askeri bir mücadele ya da Ak Parti’nin son tutuklamaları siyasi bir cadı avı olarak kullanması Türkiye’nin politikasında ve piyasalarında geleceği görünmez hale getirebilir. “ABD, hukukun üstünlüğünün ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin öneminin altını çizmeye devam etmeli” diyen Cook, her Ankara hem de Washington için risklerin büyük olduğunu savundu.