25 Mayıs 2012
  • İstanbul
    21°C

     
  • Ankara
    18°C

     
  • İzmir
    20°C

     
Piyasalar
  • IMKB54.810
  • Euro2,3065
  • Dolar1,8425
  • Altın619,17

Sanatçı nerden beslenir?

11 Ekim 2010 Pazartesi

Gülben Ergen’in ‘Çocuklar gülsün diye’ kampanyası kapsamında Erzurum’a gittik.

Orada gerçekleşen anaokulu açılışından çok fazla notlar çıkarttığımı söyleyebilirim.

Öncelikle çocuklar tepkisiz, susturulmuş gibi...

Soru soruyorsunuz cevap alamıyorsunuz. Sadece tebessüm ediyorlar cevap vermek yerine. Tepkisizler...

Bizimle beraber gelen drama öğretmenleri hadi çılgın olun bakalım dediğinde, çocuklar öylece duruyor birşey yapmıyor...

Gelen oyuncakların çoğuyla ilk defa karşılaşıyorlar.

Şehirli akranlarıyla aralarındaki fark oldukça büyük.

Eğitimdeki fırsat eşitsizliğini okul öncesi çocuklarında bariz bir şekilde görebiliyoruz.

Bu anlamda bu kampanya gerçekten önemli.

Ülkemizdeki tüm çocuklar hayata başlarken en azından eğitim alanında eşit başlamalı. Bu kampanya bu yaramızı iyileştirmek adına bir adım...

Gelelim Gülben Ergen’e...

Sanatçı olmak aynı zamanda tehlikelidir bence. Çünkü ego öyle bir şişer ki, alır sizi hiç farkında olmadan acayip yerlere sürükler. Ancak ayaklarınız sağlam basarsa ve egonuza yenilmezseniz, şükran duygunuzu yansıtabilirsiniz.


Bana göre Gülben Ergen’in yaptığı da bu

Bu kampanya ile o şükran sunuyor.

Fiili olarak...

Birçok sanatçı arkadaşının yapmadığını yaparak.

Egosuna yüz vermeden...

Bu çok önemli. Sanatçılar egolarından beslenmeyip(ki zor gerçekten), hayatın amacını sorgulamaya başladıklarında gelinecek nokta bugün Gülben Ergen’in geldiği noktadır.

Keşke hepsi işin bir yerinden tutsa ve farklı alanlarda kampanya öncüleri olsalar...

O zaman ülkemizin geldiği durumu düşünebiliyor musunuz?

Bir tanesinin getirdiği ses buyken, onlarca yüzlercesinin getirdiği ses ne olur?

Ve tabi birlik olma duygusu da cabası...

Erzurum Köprüköy’de atılan adımlar büyüyebilir. Yeter ki içimizdeki şükran duygusu kaybolmamış olsun...

Bu yazı toplam 118744 defa okunmuştur
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (3) adet yorum eklenmiştir.
GATAKULLI
06 Ocak 2011 Perşembe 01:07
Erzurum ziyaretinizde daha baska kimler vardi bilmiyorum ama gulben ergen ve sizin gibi "batili"larin doguya gitmesi bile ulkenin birligi ve barisi acisindan onemlidir tabi ki. tipki yuksekovada bir ogretmenin futbol takimi kurarak istanbulda turnuvalara katilmasi kadar onemli. boyle ziyaretlerin cogalmasi elbette ki kaydadeger. ama bence sizin kacirdiginiz -yunus hocanin dedigi gibi- oradaki cocuklara yaklasma biciminiz. yoksa anadoludaki bir cocugun "CIN"ligi inanin hicbir ulkede yok !!!
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
asbasb
14 Ekim 2010 Perşembe 13:33
Yunus Hocam, maalesef, yazarlarımız, Türkiye' mizi çok iyi tanıdıklarını sanıyorlar. Ancak, bir çok donanımı olmadan köşeleri ile bize yön vermeye çalışıyorlar.. Hocam sizinle Meslektaşız.Türkiye'nin bir çok yerinde görev aldım, hizmet verdim.Ben bile 40 kişilik bir sınıfta öğrencilerime eğitim verirken vatana-millete ve ailesine yararlı bir vatandaş ve genç olabilmesi için sorumluluğumun büyük olması bilinciyle uğraşırken, milyonlarca okura hitap eden yazarların sorumsuzlıkları üzüyor.. Köşe yazarı olabilmek için ya soyadı ünlü olmalı yada torpilli. Sonuç: köşe yazarlığı zordur...
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
yunushocabey
13 Ekim 2010 Çarşamba 02:14
Gülben Ergen'le birlikte Erzurum'a gitmenize ve çocukları güldürmeye çalıştığınıza sevindim. Ama biraz donanımlı gidilmiş olsaydı keşke oraya. Mesela, "Hadi çılgın olun!" cümlesi bir Erzurumlu çocuk için pek bir şey ifade etmeyecektir. Çünkü böyle bir cümle onların dağarcıklarında yok. Daha doğrusu böyle bir cümle Türkçe'ye ne zaman ve nasıl girdi? Onu da anlamak zor. Belki de to be crazy'nin dilimize çevrilmiş şekli. Temel hatamız şu: "Kendi ürettiğimiz ya da sonradan üretilmiş bir dili ve de metodu kullanarak Anadolu insanına hitap etmeye çalışmak" O çocuklara "Hadi şımarın ya da azın bakalım!" deseydiniz ya da "Kındırlanın bakalım biraz!" diye hitap etseydiniz, o çocukların nasıl şımardıklarını görecektiniz. Ya da bölgede oynanan bir çocuk oyunuyla onlara yaklaşılsaydı, o çocukların daha da eğleneceğine eminim. Ben Erzurum'da yıllarca yaşadım ve Dadaş çocuklarının gerektiğinde nasıl oynadıklarını, şımardıklarını, eğlendiklerini çok iyi biliyorum. İnsanlarımızı Mars'taki canlılar gibi görüp de, onlara yanlarındayken bile uzaktaki varlıklarmış gibi bakar, kendimizi onlara uzak hissedersek, elbette onlar da bize uzaydan gelmiş varlıklar muamelesi yaparlar. "Ne edirsiz çocuklar?" diye bir sorsanız, "Teyo pehlivanı bilir misiniz?" deseniz, "Naim Hoca'nın bir fıkrasını kim anlatacak?" diyerek onlara yaklaşıp başlarını okşasanız, size daha farklı davranacaklarına eminim. Bu sıcak yakınlaşmanın ardından onlar almaya hazır duruma geleceklerdir. Sanatçıların "iyilik ve beraberlik öncüleri olmaları" temennilerinize ise tamamıyle katılıyorum. Köprüköy o bildiğim Köprüköy'se sanırım kaplıcalarıyla ve tarihi bazı yapılarıyla meşhurdu. İleriki yazılarınızda umarım bu güzelliklerden de bahseder, bölgede turizm ekonomisinin canlanmasına bir nebze de olsa katkıda bulunmuş olursunuz. Selamlar...
CEVAPLA
YORUMUN DEVAMI
Tüm Yorumlar
11 Ekim 2010 Pazartesi
27 Eylül 2010 Pazartesi
20 Eylül 2010 Pazartesi
15 Eylül 2010 Çarşamba
11 Eylül 2010 Cumartesi
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Haberleri sitene ekle
Haberleri sitene ekle
İnternethaber Yayın Grubu Tüm Hakları Saklıdır © 2000-2011 - İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Tel : +90 212 266 99 99  /  Faks : +90 212 266 98 98
Yükleniyor...