YAZARLAR

Saklı Seçilmişler’deki Bariz Hatalar

Gıda ve tarım politikalarına ve teknolojilerine eleştiri getirirken komplo teorilerine ve teknik hatalara savrulmanın hikâyesi

Muhammet Şakiroğlumsakiroglu@gmail.com

Tarım teknolojilerinin geliştirilmesi ve kullanımı sahalarındaşirketlerin ağırlığı ve teknolojiyi yönlendirmede etkin olması tümdünyada tartışılmaktadır. Bu tartışmalar ile ilgili İngilizceoldukça derin bir literatür mevcut. Bu kaygıların bir kısmıönemsenmeye değer. Ayrıca bazısı batı dünyasına has kaygılar ise deönemli bir kısmı küresel sorunlardır.  Bu tartışmalarıkeşfeden bir kısım kişilerin bunu Türkiye’de ekmek parasınaçevirdiği üzerine birkaç da yazı yazmış idim. Açıkçası bu konudasüregelen -tabir yerindeyse- geyiği (tartışmaların diyemiyorum)oldukça seviyesiz bulduğum için de göz ardı ediyordum.  Ancakgeçenlerde Soner Yalçın’ın Saklı Seçilmişler kitabını alıp okumayabaşladım. Kitap 230.000 adet basılmış. Yani nereden baksanızTürkiye şartlarında ciddi bir okuyucu kitlesine tekabülediyor.  Dolayısıyla içerik için değilse bile hedef kitlebakımından kayda değer.

Yazarın daha önce de ıslahçı hakları hakkında bir yazısınıokumuştum ve bu konudaki fikirlerini tahmin edebiliyordum. Bukonuda yazabilecekleri kabataslak belli olmakla beraber hacimlisayılabilecek bir kitapta neler yazdıklarını merak ettim.  Bukitapla alakalı yazdıklarını daha önce yazdıklarından ve politikkimliğinden sıyırarak alana uzman biri gözüyle değerlendirmeyeçalıştım.

Değerlendirmeye geçmeden evvel bir noktayı tekrar dilegetirmekte fayda görüyorum. İnsanlığın mevcut tarım pratiklerindeciddi sorunlar var. Bu sorunların ekolojik, ekonomik, ticari,sosyal ve siyasal yönleri ile tartışılması önemli. Ayrıca busorunlara tarihsel yaklaşımlar, sağ/sol ikileminden fazlası ileetkilenmiştir. Dolayısıyla tarımsal sorunlara yaklaşımlarda bu arkaplanın etkisinde kalmak da bu yolla siyasal iktidarların tarımpolitikalarına eleştiri getirmek de oldukça normal. Ne var ki, bumuhalif pozisyon için asgari ahlak kurallarına riayet etmekgerekli.  Yani çarpıtma, yalan bilgiye tenezzüledilmemeli. 

Kitap temelde küresel tarımın giderek az sayıda şirkettarafından kontrol altına alınması kaygısını dile getirmekte. Bukaygı tüm dünyada tartışılan önemli bir sorun. Lakin kitap boyuncadile getirilen ve daha önce yazdığım yazılara bu sayfada ve sosyalmedyada yapılan yorumlarda sıklıkla rastladığım, tarımteknolojilerinin suçlanarak şeytanlaştırılması eğilimi oldukçayanlış bir yaklaşımdır. Kitabın müellifi ile aynı kaygılarıpaylaşan ve çözümü için mevcut tarım teknolojilerinden çokçafaydalanarak tohum geliştiren, bu geliştirilen tohumları tümdünyaya ücretsiz dağıtan ekipler de mevcut. Bu konuda da müstakilbir yazı kaleme alacağım.  

Kitapta yoğun bir bilgi kirliliği, manipülasyon ve çarpıtmabulunmaktadır. Bunların kendi alanım ile ilgili olanlarından birdemetini rasyonel bir şekilde aşağıya sıralıyorum.

Kitap tarihi, zirai, ekolojik, politik ve tıbbi tartışmalarınharmanlandığı yoğun bir malumat sunmaktadır. Tıbbi bilgilerdenbilimsel yayınların teferruatlarına dair bilgilere, gizlitoplantılarda konuşulduğu iddia edilen malumatlardan ikilidiplomatik görüşmelerin konuşma detaylarına kadar yığınla iddianınsıralandığı kitapta bu bilginin kaynaklarına dair metin içerisindeve dipnotlarda hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Dipnotlar bile yazarınkaynak yerine daha fazla iddia ortaya atması için kullanılmıştır.Topluca kitabın en arkasında kaynakça olarak bir liste sunulmuş. Maalesef bu şekilde sunulan kaynaklar ile kitapta dilegetirilen iddiaların kaynaklarını teyit etme imkânı yok. Kitap ilealakalı temel sorunlara geçmeden önce kaynak ile ilgili bu önemlisorunu belirteyim.

Kitap ile ilgili sorunların başında teknolojik yanılgılar veyanlış anlaşılmalar geliyor. Özellikle genetik teknolojileri vediğer biyoteknolojik yöntemler ile ilgili yığınla teknik hatamevcut. Bunlardan en belli başlısı Genetiği DeğiştirilmişOrganizmalar (GDO) ile ilgili olanıdır. Yazar, bitkilerde insaneliyle meydana getirilen tüm değişiklikleri yani ıslahmekanizmasını genetiği ile oynamak yada GDO olarak tesmiye ediyorkitap boyunca. Eğer bu temel tanımlamayı kabul edersek, insanlarınyerleşik hayata geçip bitkileri ekmeye başlamasıyla bitki vehayvanların genetikleri ile on bin yıldan fazla süredir oynadığınıkabul etmememiz gerekecek. Dolayısıyla, bu bakış açısıyla “genetiğiile oynanmamış” besin tüketmek için mağaralara gidip 8 milyar insanile beraber avcılık yapmamız gerekecek. Oysa GDOyu oldukça teknikbir tanımlama olarak, iki canlı arasında doğal yollarla (eşleşmeolmaksızın) aktarılmayacak genlerin laboratuar teknikleri ileaktarılmış canlılar için kullanıyoruz. Yani genetiği değiştirilmişcanlılar GDO ya da transgenik canlılar olarak adlandırılır vebunlar ile ilgili yazdığım yazıda teknik bilgiler mevcut.  Ezcümle,ıslah edilmiş her bitki aynı zamanda genetiği değiştirilmiş ya dagenetiği ile oynanmış değildir. Yazar bu yanılgının bir adım dahaötesine geçerek 38. sayfada “Meksika’da buğday genine, yabancıgenler transfer edilerek 'transgenik buğday' yaratıldı”iddiasında bulunmakta ve bu iddiayı kitap boyunca sürdürmektedir.Bir önceki cümlede ise bu işlemlerin tarihi için 1930-40 aralığınıiddia etmektedir. Oysaki bu tarihlerde DNA yapısı bile henüzbilinmemekte.  Yani Yeşil devrim sonucu elde edilmiş gübre veilaç kullanımına bağımlı modern çeşitleri yermek için bunları GDOolarak yaftalamayı seçmektedir. Oysa bunların kullanımına eleştirigetirmek için yeterince rasyonel sebep zaten var. Bir şeyinmahsurlu olması için illaki GDO olmasına gerek yok.

Bir diğer teknik yanılgı ise hibritleşme (melezleme) ile hibrit(melez) tohumların çok kötü bir şekilde birbirinekarıştırılmasıdır. İki kelime köken olarak biri birine benzemekleberaber teknik açıdan oldukça farklı şeylerdir. Hibritleşme temelolarak bitki veya hayvanların eşleştirilmesi için kullanılantabirdir. Doğal yollarla gerçekleşebildiği gibi insan eliyle degerçekleşmektedir. Islahta  melezleme yaygın olarak 10.000yıldır kullanılmaktadır.  Oysaki hibrit tohumlar performansartırımı için bulunmuş bir teknik olup özellikleri şurada yazdığım yazıda mevcuttur. Yazareleştirmek istediği her tohum geliştirme tekniğinde melezlemefaaliyeti kullanıldığı için şeytani olarak tesmiye ettiği hibrittohumları ile karıştırarak algı oluşturmaktadır. Hâlbuki yeryüzündehiçbir insan hibritleşme zararlı ya da sakıncalıdır diyemez, çünkübizzat kendisi bir melezleme ürünüdür.  Nitekim yazar 38.sayfada överek belirttiği gibi “… Cumhuriyetin idealistuzmanları 'AK 702', 'Sertak 52', 'Yayla 305' ve 'Melez 13' gibibuğdaylar…” melezlemeler kullanılarak ortaya çıkarılmıştır.Yani melezlemeyi biz yaptıysak iyi, ancak başkası yaptıysa kötüsonucuna varmaktadır.  Ayrıca melez tohumların kısırlığı dakitap boyunca iddia edilmiş ki bu yanlıştır ve bir algıyönetimidir.

Kitapta bir diğer önemli teknik yanlışlık ise buğdayın genetikyapısının anlatıldığı 52. sayfadaki  35 numaralı dipnot.Önceki yazılarımdan birinde anlattığımgibi bitkilerde genetik bilgi (genom) setler halinde artışgösterebiliyor. Buna da teknik olarak poliploitlik diyoruz. Bu şudemektir: aynı canlıda farklı sayıda kromozoma sahip bireylerbulunabilir. Buğday da doğal bir poliploit bir bitkidir ancakdiploit versiyonları da mevcuttur.  Yani buğdayın 14, 28, veya42 kromozom sayısına sahip çeşitleri vardır. 42 kromozoma sahipekmeklik buğdayın yakalşık 10.000 yıl önce bir melezleme sonucuoluştuğu düşünülmektedir.  Ne var ki yazar “bizim kadimbuğdayımız olan kavılcaya sonradan 14 kromozom eklenerek” yapının modern tarımla bozulduğunu ima etmektedir. Oysa yapıbozulmayıp melezleme ile yeni bir tür oluşmuştur. Ayrıca canlıyabütün kromozomu aktaracak herhangi bir teknik de henüz yoktur.Glutenin ya da ekmeklik buğdayın sağlık sorunlarına sebep olmaihtimalini genetik teknolojilerine bağlamaya çalışmak neredenbakarsanız kurnazlık..  

Kitapta bir dizi başka teknik karışıklık daha mevcut ancak buköşede hepsini tafsilatıyla anlatmak mümkün değil.  Zatensağlık, kimya-biyokimya, ziraat, genetik ve politik bilgilerinyoğunlukla ve referanssız sunulması bu kadar teknik yanlışlığıkaçınılmaz hale getiriyor. Örneğin nişasta bazlı şekerler konusundatarım politikalarından üretim dinamiğine, kimyasından sağlıksorunlarına kadar toplumu tek başına aydınlatmaya çalışan birgazetecinin nişasta bazlı şekerler ile tatlandırıcıları biri birinekarıştırması da doğal.  

Elbette kitapta var olan yanlışlıklar sadece teknik konularınyanlış anlaşılmasından ibaret değil. Çevri programları kullanılarakİngilizce metinlerin çevrilmesinden kaynaklanan yığınla sorunmevcut. Kitapta nadir olarak metin içerisinde verilen referanslartakip edildiğinde ise bu referanslarda iddia edilen bilgilerinolmadığı da görülmektedir.

Sonuç olarak mevcut tarım pratikleri ile tarım politikalarıkonusunda eleştirel olmak doğal. Hatta AKParti ve diğer sağpartilere kategorik eleştiri de getirebilirisiniz. Ancak bunuyaparken komplo teorilerine, teknik çarpıtmalara, bilgi hatalarına,kaynaksız ve desteksiz malumatlara başvurmak eleştirininciddiyetini de değerini de sıfırlar.

Yorumlar1 yorum