YAZARLAR

Rakamlarla Tarım Sistemimizin Kendi Kendine Yetebilirliği

Ne durumdayız? Nerelerde eksiklikler var? Ne yapmalıyız?

Muhammet Şakiroğlumsakiroglu@gmail.com

Tarımsal üretimde kendi kendine yetebilirliğin kırsal kalkınma,ekonomik gelişme, gıda enflasyonu ve ekonomik dengeler içinparametre olmasının yanında bir ulusal güvenlik meselesi olarak dadeğerlendirildiğinden bahsetmiştim. Şimdi Türkiye’de son zamanlardadaha fazla gündeme gelen tarımsal bağımlılık üzerinde konuşmayabaşlayabiliriz.

Önce bir saptama ile başlayalım. Nitelikli bir analiz içingüvenilir bilgilere ihtiyaç vardır. Türkiye’de tarımsal üretimistatistiklerinin bir kısmına rahatlıkla ulaşılabilirken birkısmına ulaşmak kolay değildir. Örneğin Gıda Tarım ve HayvancılıkBakanlığının istatistiklerinde, birçok ürün için 2017 yılınakadar yıllara ait nitelikli veri sunulurken, en çok ihtiyaç duyulantahıl üretim verileri ile bunların yıllık ithalat ihracat değerlerisunulmamakta, sadece 2002 ile 2017 yıllarına ait değerlerverilmektedir. TÜİK tüm tarımsal üretim verilerini yıllara göresunmakta iken, her bir tarımsal ürüne ait ithalat ihracatdeğerlerin vermemektedir. Bu yazıda değerlendirilen veriler TÜİK,Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının verilerinin yanında yabancıkaynakların da ülkemize ait tarım istatistikleridir.

Geçen yazıda değerlendirdiğimiz şekli ile tarımsal üretimdekendi kendi kendine yetebilirlikte net üretim dinamiğinebakmakta fayda vardır. Ancak, ülkede üretim miktarlarındakideğişimin analizlerinin anlamlı olması için hesaba katılmasıgereken birkaç nokta vardır. Bunlardan ilki nüfus artışdinamiğidir. Yani nüfusun artış hızına bağlı olarak tarımsalüretimde de aynı oranda artış sağlamak gerekmektedir. Aksi takdirdetarımsal üretimde sabit kalmak kendi kendine yetebilirlik içinsorun oluşturmaya başlar.  Nüfus artışına ek olarak, ülkeyegelen turist sayısındaki artış ve azalma da besin üretim dinamiğiile doğrudan ilişkilidir. Türkiye nüfusu 2000 yılından bu yanatoplam 16 milyonun üzerinde artmıştır. Yani nüfusta 2000 yılınagöre %24’lük bir artış vardır*. Bu artan insan sayısı kadartarımsal üretimde artış gerçekleştirmek gereklidir.  Geçicidalgalanmalar hesaba katılmadığında ise genel olarak artışgöstererek 40 milyon civarına** dayanan yıllık turist sayısı datarımsal üretimde önemli bir yer tutmaktadır.  Bu iki genelverinin yanında özellikle Suriyeli mülteciler devasa bir yekunolarak tüketim  sayısına katılmaktadır. Yaklaşık 3,5 milyon***civarında olduğu deklere edilen mülteci için de aynı şekilde ziraiüretimde artış gereklidir.

Tarımsal üretimde bir diğer dinamik ise gelir seviyesindekiartıştan dolayı tüketim alışkanlıklarında meydana gelendeğişimlerdir.  Daha fazla tüketme ya da bazı ürünleri dahasık tercih etme eğiliminin kitlesel olduğu durumlarda, tarımsalüretim rakamlarının yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.Örneğin gelir seviyesindeki artıştan dolayı daha fazla kırmızı ettüketme alışkanlığı üretim miktarında artışı gerekli kılar. Aksihalde ithalat devreye girer.

Bitkisel ve Hayvansal Üretimde GenelDurum

TÜİK verilerine göre sebze ve meyve üretiminde son 15 yıldasürekli ve istikrarlı bir artış söz konusudur. Sebze/Meyve’deithalatın ihracata oranı yaklaşık %10-13 bandında görünmektedir.Kısa vadeli politik dalgalanmalar ve kuraklık gibi akut sorunlarbir tarafa, sebze meyvede üretiminde başarı söz konusudur. Üretiminve ihracatın sürdürülebilirliği temel hedef olmalıdır.

Kuru baklagil üretiminde TÜİK’in raporladığı 1988 yılından buyana hem üretim miktarında hem de ekim alanında sürekli bir düşüşvardır. Kuru baklagillerde toplam ekilen alan ve üretimi yaklaşıkolarak yarıya düşmüştür. Bu ürünlerde ithalat yer yer 10 katartmıştır. İhracatta ise aynı şekilde ciddi düşüşgözlenmektedir.

Patates ve şeker pancarı üretiminde yıllık dalgalanmalar dışındaüretim dinamiği sabit kalmıştır. Patateste gerek üretimin gerek iseithalat ihracattaki dengenin stabil olduğu görülmektedir. Şekerpancarında, özellikle şeker fabrikaların satışı ile gündeme gelenşeker üretim dinamiğinde gölge faktör olan nişasta bazlı şekerleryüzünden rakamlar anlamlı bir istatistik sunmamaktadır. Tütünde iseoldukça sert bir düşüş söz konusudur. Hem toplam üretim hem deekili alan, 1988 yılından bu yana düşerek toplamda %70azalmıştır.

Tahıl üretimi, tarımsal üretimin en problemli kısmınıoluşturmaktadır. Ülkemizde nüfusun günlük kalori tüketiminin büyükbir kısmını (ekmek, bulgur, makarna, hamur işi ve tatlı hammaddesiolarak) oluşturan buğday, bu gurubun başat ürünüdür.  1988yılında 94 milyon dekarı aşkın buğday ekim alanı sürekli olarakazalarak 2017 yılında 76,6 milyon dekara kadar gerilemiştir.Yaklaşık 20,5 milyon ton olan toplam buğday üretimimizde çok küçükbir artış ile 21,5 milyon ton civarındadır. Verimde artış sözkonusuysa da birçok ekili alan terk edilmiştir. Tüketim, ihtiyaç vetalepteki artışa rağmen buğday üretimindeki bu marjinal artış,tarımsal üretimde nüfus artışı karşısında bile bir azalma olarakyansımaktadır. Bu da doğal olarak en temel besin maddesinde dışabağımlılık oluşturmaktadır. İthalatta büyük bir yekuna tekabül edenbuğday, hem gıda güvenliği hem de dış ticaret açığı için oldukçaönemli bir sorun oluşturmaktadır.  Arpadaki genel eğilimbuğday ile benzeşirken, çeltik ve mısırda üretimde artışvardır.

Yem Bitkilerinin tamamında hem ekilen alan bazında hem deüretilen toplam biyokütle olarak oldukça yüksek artışkaydedilmiştir. Örneğin korungada 2017 yılında ekili alan 1988yılındaki alanın iki katına çıkmış, yoncada ekili alanlar üç katınaçıkmıştır.  Hayvancılık girdi maliyetlerinin yaklaşık %70’likkısmını yem fiyatlarının oluşturduğu düşünüldüğünde, bu artışınhala yeterli olmadığı görülecektir. Birçok üründe ciddi azalmalargözlenirken yem bitkilerindeki bu artışın temelde iki motoruvardır. Bunlardan ilki aşağıda detaylandırıldığı şekliyle hayvansayılarındaki artış, ikincisi ise devlet tarafından sağlanandesteklemeler. Ayrıca, istenen ürünlerde devlet eliyle kolaylıklaartış sağlanabileceğinin de kanıtı bu artış.

Hayvansal üretimde sayısal anlamda makul bir artmagörülmektedir. Gerek her bir hayvan grubu için sayısal değerlergerekse hayvansal ürünlerin üretiminde (et, süt, yumurta) artışvardır. 2001 yılında 10 milyon civarında olan büyükbaş sayısı 2017yılında 15 milyona çıkmıştır. Toplam hayvan sayısında ise aynızaman diliminde (44,5 milyondan 60 milyona) benzeri oranda birartış söz konusudur. Aynı şekilde et üretimi ile süt ve yumurtaüretiminde de ciddi artış görülmektedir. Ancak tüketimalışkanlıklarımızın değişmesi ile birlikte artan oranda hayvansalgıda tüketimi nedeniyle üretimdeki artış talebi karşılamamaktadır.Sonuç olarak hayvansal gıdalarda ciddi bir enflasyon oluşmakta vegıda fiyatlarının kontrol altında tutulması için ise et ya da canlıhayvan ithalatı yapılmaktadır. Her durumda dışa bağımlılıkoluşmaktadır.

Sonuç

Özetlersek, tarımsal üretimde oldukça sorunlu olan iki temelalan tahıl üretimi ile kuru baklagil üretimidir. Toplam nüfusartışına ve tüketim alışkanlıklarındaki artışa rağmen baklagillerdeciddi bir azalma buğdayda ise stabil bir üretim görülmektedir. Buiki grubun temel mahsuller olduğu, gıda tüketiminde ve Anadolumutfağında çok önemli yer tuttuğu göz önüne alındığında, bu ikigrubun sürdürülebilir ve yeterli oranda üretiminin önemli birstratejik hedef olması gerektiği oldukça açıktır. Sebze meyvesektörü, ticari anlamda başarılı bir sektör olsa da günlük gıdatüketimindeki yüzdesi ve gıda güvenliği alanındaki etkilerinispeten azdır. Hayvansal üretimde ciddi artışlar sağlanmasınarağmen hala yeterli düzeyde değildir. Dolayısıyla patates, sebze,meyve dışında ülkede tarımsal üretimin hemen her alanında ciddiartışa ihtiyaç vardır.

Bu artışın sağlanabilmesi, tarımsal üretimde yerli üretiminözendirilmesine ve sağlanmasına bağlıdır. Bunun için iki konudaiyileştirmeye ihtiyaç vardır. İlki, devletin yem bitkileri vehayvancılıkta yaptığı gibi tarımsal üretimin diğer alanlarında daetkin ve yeterli düzeyde teşvik ve destekler sağlaması ve nitelikliüretime öncelik vermesidir. İkincisi ise üniversitelerin(Ziraat/Veteriner/Tarım Teknolojileri Fakültelerinin) ve Gıda Tarımve Hayvancılık Bakanlığına bağlı araştırma enstitülerin yenidenyapılandırılmasıdır. Ne üniversiteler ne de araştırma enstitülerimevcut halleri ile tarımsal AR-GE görevlerini yerine getirmekapasitesine sahiptir. Bunlara ilaveten, Tarım Bakanlığı ve TÜBİTAKdaha etkin işbirliği ile tahıl (buğday), kuru baklagil (özelliklede nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek) ve hayvansal ürünlerdeartışı hedefleyen, başarı sağlamış örneklerin analizine dayalıaraştırmaları öncelemeli ve desteklemeli.

* TÜİK verilerine göreNüfus: www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=1590

** Kültür ve turizm bakanlığı istatistikleri:http://yigm.kulturturizm.gov.tr/TR,9854/sinir-giris-cikis-istatistikleri.html

*** Mülteciler Derneği:http://multeciler.org.tr/turkiyedeki-suriyeli-sayisi/

**** Bitkisel ve hayvansal üretimverileri: http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1001

http://statistics.amis-outlook.org/data/index.html#

https://www.tarim.gov.tr/Konular/Bitkisel-Uretim/Tarla-Ve-Bahce-Bitkileri/Urunler-Ve-Uretim

Yorumlar6 yorum