YAZARLAR

İdare Etmek

Günler nasıl geçiyor fark edemiyoruz. Öyle ya da böyle geçiyor. Ki zamanı durdurmak mümkün değil zaten. Ancak; zamanı durdurmayı isteyecek kadar huzurlu ve mutlu olmak mümkün olabilir.İşte böyle anlar; şu kısa ömrümüzün mihenk taşları gibi olan anlarıdır.

Mustafa Sadık İNCEDEMİRsadiki@internethaber.com

Günler nasıl geçiyor fark edemiyoruz. Öyle ya da böyle geçiyor. Ki zamanı durdurmak mümkün değil zaten. Ancak; zamanı durdurmayı isteyecek kadar huzurlu ve mutlu olmak mümkün olabilir.

İşte böyle anlar; şu kısa ömrümüzün mihenk taşları gibi olan anlarıdır.

Ve o kadar azlar ki…

O kadar özeller ki…

 

Yaşam mücadelesi, hayatımızın bize yaşattığı sorumluluklar, hep kısır döngülere sıkışıp kalmalar; bizi zamandan hızlı kendimizden alıp götürüyor.

Şanslıysak; keyifli, huzurlu ve mutlu oluyoruz. Şanslılar o kadar azlar ki…

Çünkü genelde birinden biri nedense olmuyor.

Olmayınca da; ya biz bize yabancı oluyoruz, ya da korkuyoruz geçmişle yüzleşmekten.

Geçmişi geçmişte bırakmaktan…

Oysa geçmiş zaten…

 

Huzur ve mutluluğu bize yaşatan, bunları bize hissettiren insanlar; o kadar azlar ki…

 

Elbet yüzümüzü güldürenler, keyfimizi yerine getirenler var.

Ama bunu sürekli yapanlar, şu kısa yaşam yolculuğunda ağız tadıyla bize huzur ve mutluluğu sürekli hissettirenler; o kadar azlar ki…

 

İşte onlar almadan verenlerdir.

İşte onlar sevgi verenlerdir.

Aşkı yaşatanlardır…

 

Ve biz onları kaybetmek için o kadar çokuz ki.

İçimiz; kaybetmeye o kadar yakışıyor ki…

 

Oysa kaybetmemek inanın çok daha kolay.

Bir de kazanıp da kaybedenler var. Bahanelere sığınıp; kıymet bilmeyenler.

İşte onlara diyecek laf o kadar az ki…

Ya da o kadar çok ki…

Onlar da hem az, hem de çoka o kadar layıklar ki, yakışıyorlar ki…

Bile bile kaybederek; kendilerine söylenenleri o kadar çok hak ediyorlar ki…

 

Oysa hızla tükenen ömürde; insanın tek istediği ya da gerçekten tek ihtiyacı mutlu olmaktır.

Mutlu olmak için illa bir şeye dayanmak zorunluluğundan kurtulamayanlar için mutluluğu kaybetmek; o kadar lüks ki, o kadar cömertlik ki.

 

İşte bu yüzden onlar; mutluluğu harcama cömertliğine sahipler.

Ve ne yazık ki farkında değiller.

O yüzden geriye idare etmek kalıyor.

İdare etmek…

 

Zamanı, geçmişi ve en kötüsü de geleceği idare etmek.

Belki de idare etmek için yeni aşklar, yeni tenler, yeni umutlar aramak.

Belki bulmak ama çoğu zaman hüsran…

Ki bulsanız bile olmaz, kaybettiğiniz gibi olmaz.

Asla olmaz.

Gelen gideni hep aratır çünkü.

Çünkü bulduğunuz; idare etmek için bulduğunuzdur.

Ve siz idare edersiniz.

Yaşamayı idare edersiniz.

Yazık edersiniz.

 

 

 

 

 

Yazımı beğendiyseniz sayfamı da beğenmeniz için Facebook kişisel sayfam

 

 

Diğer yazılarım için;

 

 

 

 

İletişim için;

 

 

 

Yorumlar