Fransa'da ifade özgürlüğü ciddi tehdit altında
Yurt dışında yaşayan Fransız’ları temsilen milletvekili seçilen, İsrail yanlısı ve Siyonizm’i alenen savunan, Caroline Yadan’ın çok tartışmalı ve ifade özgürlüğü adına sakıncalı bulunan yasa teklifinin 16 Nisan 2026 Fransız Ulusal Meclisinde oylanması bekleniyor.
20 Ocak 2026 günü komisyondan geçen yasa teklifi İsrail hükümetini her türlü eleştiriye karşı koruma amacını taşımakla eleştiriliyor.
Teklif eğer yasalaşırsa “üstü kapalı provokasyon” kavramı gibi son derece yoruma açık ve sübjektif bir dayanakla insanların terör destekçisi suçundan yargılanmasına yol açacaktır.
Yetmedi bu kanun teklifi, İsrail’i kastederek “bir ülkenin yıkılmasına çağrı” diye bir suç icat etmeyi amaçlıyor.
Böyle bir durumda “Bağımsız Filistin”, “siyonist İsrail”, “katil İsrail”, terör devleti”…. gibi ifade veya sloganlar sizi terörist olarak yaftalamaya yetecektir.
Kısacası, daha çok Knesset vekili gibi çalışan bu kişinin tasarısı, antisemitizme karşı mücadeleyi araçsallaştırarak İsrail devletine ve politikasına yönelik eleştirileri suç saymayı amaçlıyor.
Filistin halkının hayatta kalması, İsrail’in zorbalığına son vermesini taleb eden akademi, medya ve sıradan vatandaşı sindirerek kendini sansürlemeye zorlamayı amaçlıyor, Yadan yasası.
Haliyle bu tasarıya karşı, büyük ölçüde siyonist çevrelerin kontrolünde olan medya -örneğin bu cümle bugünkü yasalar çerçevesinde dahi anti semitizm tanımına girer ve benim hakkımda dava açmak için yeterli sayılır- görmezden gelse de ülke çapında büyük tepkiler var.
Bunun göstergesi ise tasarıya karşı dijital platformda açılan imza kampanyası çok kısa sürede Yedi yüz bin rakamına ulaştı.
Bu bir rekordur Fransa’da yürürlükte olan yasalar çerçevesinde 500 bini bulan herhangi bir konudaki imza kampanyası Ulusal Mecliste “oylamasız bir gündem olarak tartışmanın” önüne geçebilir.
Bu kampanyanın herhangi bir yasal hükmü olmasa da psikolojik ve sembolik olarak ifade özgürlüğünü savunanlar açısından bir zafer sayılabilir.
Yasaya karşı çıkanların sesleri biraz daha gür çıkarken Fransa’daki siyonist lobilerin pervasızlığını bir kez daha gün ışığına çıkardı.
Dediğimiz gibi 16 Nisan’da oylanması beklenen bu yasa teklifi önümüzdeki dönemde Fransa’nın ana gündemi olmaya aday.
Fransa’da fikir özgürlüğü mü yoksa baskıcı rejime doğru bir adım daha mı sorusuna cevap bu tartışmalı geçmesi beklen oturumdan sonra ortaya çıkacaktır.
Takip edeceğiz. Zira Filistin davasına hassasiyetle yaklaşan herkesi çok ilgilendiriyor bu mesele.