BIST 1.483
DOLAR 7,17
EURO 8,73
ALTIN 415,36
YAZARLAR

Dünyanın Çöpü-3

Gözden uzak tutulan çöp ticareti

Muhammet Şakiroğlumsakiroglu@gmail.com

Önceki yazılarda atık sorununun önemine değinmiş ve atıkların nasıl işlendiğine dair bir kısım istatistikler de sunmuştum. Çevresel açıdan önemli bir sorun olan evsel atıkların ve tehlikeli atıkların dönüşümü, ekonomik açıdan pahalı bir işlem. Alternatif olan doğrudan toprağa atma da çevresel açıdan oldukça sorunlu olduğu için bazı ülkeler üçüncü bir alternatif bulmuş durumdalar.

O da atıkların sessiz sedasız fakir ülkelere gönderilmesi ya da geri dönüşüm işletmelerinin bu ülkelerde kurulmasıdır.  

Gözden uzak tutularak yapılmış olması bu faaliyetlerin ahlaki olarak sorunlu olduğunun kabulü anlamına gelmiyor maalesef. Fakir ülkelerin topraklarının zengin ülkeler tarafından atık deposu olarak kullanılmasına ekonomik sebeplerle destek olan ve bunu da açıkça savunanlar var.

Bir dönem Harvard Üniversitesinde Rektörlük, Dünya Bankasında baş ekonomistlik, Clinton yönetiminde ABD Hazine Bakanlığı da yapmış olan Lawrence Henry Summers bunlardan biri. Summers Dünya Bankasında çalıştığı sırada hazırladığı daha sonra basına sızmış bir notta şöyle diyor:

“Bence en düşük gelirli ülkeye zehirli atık yükünü atmanın arkasındaki ekonomik mantık kusursuz… Her zaman Afrika'daki ülkelerin henüz büyük ölçüde kirlenmemiş olduğunu düşünmüşümdür; Los Angeles'a kıyasla hava kaliteleri muhtemelen oldukça gereksiz bir şekilde yüksek... Aramızda kalsın Dünya Bankası “kirli endüstrilerin” En Az Gelişmiş Ülkelere daha fazla göç etmesini teşvik etmemeli mi?”

Maalesef bu sadece Summers’ın düşünceleri de değil. Cato Enstitüsü tarafından yayınlanan bir makalede küresel atık ticareti destekleniyor ve "insanlar gelişmekte olan ülkelerde, verimliliklerini ve dolayısıyla gelirlerini artırma fırsatları karşılığında tehlikeli kirleticilere daha fazla maruz kalmayı rasyonel olarak kabul ederler" iddiasında bulunuluyor.  Bu iddia genel olarak görece fakir ülkelerin ekonomik gelişimlerini ilerletmeleri gerektiği algısına dayanmaktadır.

Tartışma sadece zehirli atıklarla da sınırlı değil. Geri dönüştürülebilen kısmen daha az zehirli atıklardan gelen ekonomik katkıyı değerli gören önemli sayıda ekonomist de var.

Oysa konu sadece ekonomik pencereden okunamayacak kadar önemli ve karmaşık. Gerçekte yeterli ulusal ve uluslararası düzenlemelerin bulunmadığı bir ortamda yanlış politikalar yüzünden gelişmekte olan ülkeler, tehlikeli atıklar için zehirli çöplükler haline gelmektedirler. Tamah edilen para yüzünden ithal edilen çöpler hem ülkelerin doğasını hem de o ülkede yaşayanların sağlığını tehdit ediyor.  

Örneğin Gana'da başkent Akra da bulunan Agbogbloshie çöplüğü, gelişmiş ülkelerin elektronik eşya atıkları deposu ve geri dönüşüm merkezi olarak görev yapıyor. Toksik atıklar burada hiç de teknik olmayan yöntemlerle geri dönüştürülmeye çalışılıyor.  

Ayrıca bu konuda zamanla küresel bir duyarlılık da oluşuyor.

Uzun süre atık ithalatında lider ülke olan Çin, 2018 yılından itibaren ülkeye geri dönüşüm amacıyla atık girişini yasakladı. Çinin yasaklaması ile farklı adreslere gönderilen bu atıkların bir kısmına Malezya’da rastlanınca Malezya çevre bakanı bu yılın başında kendi katıldığı bir operasyon ile konteynerler dolusu atığı İngiltere’ye geri gönderdi. Malezya dışında Vietnam ve Tayland gibi başka Asya ülkeleri de yeni plastik atıkların destinasyonu haline geldi.

Geçtiğimiz Mayıs ayında Adana’da bazı firmaların ithal ettiği plastik çöpleri yol kenarına döktüğü haberleri ulusal medyada yer aldı. Bu atıkların kaynağının İngiltere olduğu da yansıdı bazı haberlere. Bu aynı zamanda Türkiye’nin bu global atık hareketliliğinin neresinde olduğu ile ilgili merakı da tetikledi.  

Dünya Gazetesi’nden Didem Eryar Ünlü, 08 Temmuz 2020 tarihli yazısında Türkiye’nin Çin’den boşalan boşluğu doldurarak Avrupa’nın yeni plastik geri dönüşüm merkezi olduğunu istatistikler sunulmuş.  Aslında Adana’da görülen Avrupa çöpleri bir anlamda malumun ilamı görevi gördü.  Türkiye bir süredir plastik atık satın alıyor. Türkiye’ye en çok atık ihraç eden ilk beş ülke ise İngiltere, İtalya, Belçika, Almanya ve Fransa.

Ekonomik getirisi ne olursa olsun atık geri dönüşüm, bir iş sahası ve endüstri olarak ele alınmamalı. Tam tersine çevresel bir ihtiyaç olarak görülmelidir. Bu konuda ülkede üretilen atıkların tamamına yakının dönüşümü gerçekleştirilmeden ve bize emanet olan bu topraklar temizlenmeden atık ithalatına izin verilmemeli. Türkiye’nin var olan atık geri dönüşüm kapasitesi ülkenin içerisinde üretilen atıkların dönüşümüne harcanmalı.

Yorumlar 2 yorum