Dindar değil dini dar bir nesil yetişti!
Bu zulme sessiz kalamam Bu bir serzeniş değil sadece.
Bu bir iç yangını.
Bu, bir kuşağın vicdan çığlığı.
Bir zamanlar başörtüsü için mücadele edenlerin yetiştirdiği gençler, bugün tesettürü bir yük gibi görüyor.
Örtenlerin bir kısmı aile baskısıyla, gönlü razı olmadan, “yalap şalap” örtünüyor.
Bir an önce çıkarmanın fırsatını kollayarak…
Biz öyle miydik?
Biz, “Tesettüre gireceğim, bana yardım eder misiniz?” diye büyüklerimizin kapısını çalardık.
Yalnız kalmamak için.
Doğru örtünmek için.
Düşmemek için.
İslam’ı zor bulduk.
Ama tam da bu yüzden sıkı sıkıya sarıldık.
Şimdi ne oldu?
Baş kapalı ama tırnaklar ojeli.
Namaz yok.
Oruç yok.
Zekât yok.
Faizle iç içe bir hayat…
Ama cümle hazır:
“İmanım kalbimde, modern çağdayız.”
Çengelköy sahilinde erkek arkadaşıyla dudak dudağa “masum” öpüşmeler…
El ele ama eller değil sanki bedenler sevişiyor.
Bakışlar tahrik edici.
Sınırlar silik.
Mahremiyet buhar olmuş.
Ve sonra soruyoruz:
“Ne oluyor bu insanlara?”
Asıl soru şu olmalı:
Biz ne yaptık?
Şeytan bir melekti.
Ama Allah’ın tek bir emrine itaat etmedi.
Ve asi oldu.
Peki biz?
Tesettürden vazgeçiyoruz.
Namazdan vazgeçiyoruz.
Oruçtan vazgeçiyoruz.
Zekâttan vazgeçiyoruz.
Ahlaktan vazgeçiyoruz.
Bu, Hz. Allah’ın emrine karşı gelmek değil mi?
Allah’ın diniyle oyun oynamak değil mi?
Hep bir bahanemiz var.
“İslam’ı yanlış anlatıyorlar.”
“Siyasal İslam yüzünden soğudum.”
“Ailem baskı yaptı.”
“Tesettür bana göre değil.”
“Eşim istemiyor.”
“Huzurum kalmadı.”
Milyon bahane…
Ama tek gerçek:
Nefsinin elinde topaç gibi dönen bir insan.
Sanıyorsun ki sen bıraktın.
Namazı sen terk ettin.
Kur’an’ı sen unuttun.
Tesettürden sen çıktın.
Hayır.
Ne senin haddine…
Ne benim haddime…
Yüce Allah ayetlerini layık olmadığı yerde tutmaz.
Bırakmaz.
Çeker alır.
Biz “tercih ettik” sanırız.
Ama imtihan ağırlaştığında, Rabbimiz sallar.
Düşen düşer.
Elenen elenir.
Ak ve kara ortaya çıkar.
Mevla ayrıştırır.
Uhud’da…
Bedir’de…
Zorluk varken, tehdit varken, can pahasına imanına sarılan mümin misin?
Yoksa işine geldiği gibi davranan, ibadet seçen, amel seçen…
Zoru görünce Uhud’da olduğu gibi geri dönen münafık mı?
Bu soru kimliğe değil, kalbe sorulur.
Haydi silkelen.
Yol uzun.
Azık az.
Rabbine sığın.
Ve sakın vazgeçme.
Çünkü bu çağda en büyük direniş,
İmanla ayakta kalabilmektir.