Siyasilere türban şantajı!

Şu sözde başörtülü yazar çizerlerin, televizyon ekranlarından, gazete ve dergilerdeki köşelerinden başını uzatıp, "Bakın bu seçimde türbanlı aday göstermezseniz size oy da yok" şeklindeki sözleri beni epeydir rahatsız ediyordu..

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Şu sözde başörtülü yazar çizerlerin televizyon ekranlarından, gazete ve dergilerdeki köşelerinden başını uzatıp, "Bakın bu seçimde türbanlı aday göstermezseniz size oy yok" şeklindeki sözleri beni epeydir rahatsız ediyordu..

Aslında o günlerde yazmak gerekiyordu ama, hele şu partiler aday listelerini bir açıklasın, bakalım bu siyasi şantaja hangi partiler boyun eğecek diyerek yazmama kararı almıştım..

Listeler açıklandı, kimsecikler o şantaja boyun eğmedi ama mesele burada bitmiyor.. Şimdi bu konu üzerine üç beş kelam yazmanın zamanıdır..

Bu platformdaki arkadaşları kim destekler kim alkışlar bilemem ama, ben yukarıda da yazdığım üzere bu meseleyi bir siyasi şantaj ve kadına yapılmış en büyük hakaret olarak görüyorum..

Kadınları başörtülü veya başörtüsüz diye ayırmak yeterince büyük haksızlıkken, bir kadını, bir anneyi sırf başörtüsü takıyor diye elinden tutup orta yere sürmek hakaret değil de nedir?

Alemlerin yaratıcısı, "Ben Cennet'i kadınların, annelerin ayağının altına serdim" demiş.

Başörtülü veya başörtüsüz diye bir ayrım yapmış mı?

Hayır...

Peki senin haddine mi düşmüş bir kadını başörtüsü takıyor diye ötelemek veya öncelemek?

Niyetin ne senin?

İnanca saygı mı, yoksa inanca küfrettirmek mi önce onu söyle..

Sen kalkıp da, "Başörtülü kadına yer yoksa sana da oy yok" dersen, karşı taraftan birkaç dürzü de kalkıp buna "sıkmabaş" deyiveriyor.. Bu da toplumu orta yerinden hıyar gibi ikiye bölüyor...

Bunun farkında mı değilsin yoksa amacın fitne fesat mı üretmek?

Yazdıklarım biraz ağır kaçıyor farkındayım ama, fikir sahiplerinin bu sözleri sonuna kadar hakettikleri inancındayım..

Türkiye'de 30 yıldır süren başörtüsü sorunu üniversitelerde son bulmuşken, herkes birbirine bu anlamda hoşgörüyle sempatiyle bakmaya başlamışken...

Hükümet epey zamandır bu konuda bir kesimin duygularını gıdıklayıcı huyunu bırakıp, ajitasyonlardan ve tribünlere oynamaktan vazgeçmişken..

Bu meseleyi bir rövanş meselesi haline getirmenin, "Ama bunlar da yıllarca mağdur edildi, şimdi o mağduriyetin giderilmesi için bunu yapmanız şart. Yoksa size oy yok" demenin neresi inanca saygı oluyor..

Bir mağduriyetin simsarlığını yapmak onursuzluğun daniskası değil de nedir?

Lafı eğip bükmeye gerek yok...

Bu ajitasyondan, bu duygu sömürüsünden faydalanmayı düşünmeyen, bu şantaja boyun eğmeyen tüm siyasi partileri tek tek tebrik etmek gerek..

Türkiye değişiyor..

Bu ülkede artık siyasetçiler başörtüsünü başında taşıyanla, omuzunda taşıyan arasında bir fark görmediğini söylemleriyle, hareketleriyle ve parti politikalarıyla belli ediyor..

"Ya bunu da aranıza alın be. Başörtülü ama olsun aranıza alın" diyerek kadını yücelttiğini sanırken aslında ona bir vebalı muamelesi yaptığının farkında olmayanlara da artık bu ülkede okkalı tokatlar atılıyor..

Bu çaba, desteklenmesi gereken bir çabadır..

Facebook'ta başörtülü bir hanımefendi kardeşim bu konuda milyonların duygularına tercüman olmuş. Aynen şunları yazmış:

"Başörtülüyüm ama trilyonlar vadetselerdi, vallahi ben bu oyuna gelmezdim. Benim "tek kişilik" koltuğumdan daha mı önemli vatanın milletin istikbali? Liyakat öncelik alınacaksa elbette olabilir ama başörtüsünün öncelik alındığı bir parti listesi kadına hakarettir.."

Sözü bitirirken bir gerçeğe de dikkatinizi çekmek istiyorum.. Başörtülü aday adaylarının söyleşilerini okuyanınız oldu mu?

Benim okuduklarımdan pek çoğu, "Seçilirsem ve Meclis'e gidersem başörtümü çözerim" diyordu..

Şimdi söyleyin bakalım..

Sizin niyetiniz başörtülü kadını Meclis'e sokmak mı, yoksa başörtülü kadınları milletvekili yapıp soymak mı?

Hangisi?