Okul aile birliklerine yargı müjdesi

Okul Aile Birliklerinin kamu işyeri sayılarak beş puanlık prim teşvikinden yararlandırılmaması, teşvik nedeniyle cezalar uygulanması konusundaki MEB ile SGK arasındaki anlaşmazlığı Danıştay sona erdirdi.

Şevket Tezel sevkettezel1@internethaber.com

Okul Aile Birliklerinin kamu işyeri sayılarak beş puanlık prim teşvikinden yararlandırılmaması, teşvik nedeniyle  cezalar uygulanması konusundaki MEB ile SGK arasındaki anlaşmazlığı Danıştay sona erdirdi.

Okul ve aile birlikleri okul ile aile arasında bütünleşmeyi gerçekleştirme, veli ile okul arasında iletişimi ve iş birliğini sağlama, eğitim ve öğretimi geliştirici faaliyetleri destekleme, okulların bakım, onarım, temizlik, güvenlik gibi işleri ile maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin eğitim ve öğretimle ilgili zorunlu ihtiyaçlarını karşılama amaçlarını taşıyor. Okullar bünyesinde kurulan bu birlikler tüzel kişiliğe sahip olmuyor.

Beş Puanlık Prim Teşviki

Primini düzenli ödeyen işverenlerin çalıştırdıkları işçilerin SSK işveren payında beş puan indirim sağlanıyor. Yani örneğin 2000 TL brüt maaşla çalışan bir ücretli için primini zamanında ödemeyen işveren 410 TL SSK işveren prim payı öderken düzgün ödeyen işveren 310 TL ödüyor.

Kamu işyerleri ise bu teşvik uygulamasından yoksun bulunuyorlar. Zira kamu kurumları bu teşvikten yararlanmış olsa Bütçeden destek alan SGK’nın bütçeye tabi kamu kurumlarından eksik prim tahsil ederek açığını artırması anlamına gelirdi.

Okul Aile Birliklerine Darbe

Sırf kamu kurumları olsa iyi kamu işyeri sınıfında sayıldıkları için okul aile birlikleri de beş puanlık prim teşvikinden yoksun bırakılmışlardı. SGK’nın 22.01.2015 tarihli Genel Yazısı okul aile birliklerinin çalıştırdıkları personel için beş puanlık prim teşviki uygulanmamasını öngörüyordu. Dahası bu Genel Yazı ile SGK teşvikten yararlanma işlemi yapılan işyerleri için yersiz yararlanılan tutarları gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilmeye başlamıştı.

Yani aileler çocuklarının okudukları okulları desteklemek amacıyla teşkil ettikleri, kamudan kuruş almadan masraflarını karşıladıkları bu birlikler “Kamu kurumu” sayılarak teşvikten faydalanmalarına ket vuruluyordu.

Anayasaya Aykırı

Üstelik uygulama Anayasa'nın 123 üncü maddesine göre “Kamu tüzel kişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur” hükmüne aykırı bulunuyordu. Okul aile birlikleri ise kanunla veya kamu yetkisiyle değil, bireylerin sivil işbirliğini gösteren oluşumlardı.

Okul Aile Birlikleri sosyal ve kültürel etkinlikler ile kampanya ve kurslardan sağlanan parasal katkılar, bağışların kabulü, harcanması ve denetlenmesiyle kantin, açık alan, salon ve benzeri yerlerin işletilmesi veya işletilmesinden kaynaklanan gelirlerin harcanması ve denetiminden sorumlu birimler olmakta.

Bu yönüyle de kamu kurumu olarak nitelenmesi makûl değildi. Okul aile birliklerinde kamudan temin edilen bir parasal gelir veya bütçe kalemi söz konusu değil iken kamu kurumu olduğu kabul edilerek beş puanlık prim teşvikinden mahrum bırakılmaları adil değildi.

Yargı Çözdü

Milli Eğitim Bakanlığı ve SGK arasındaki bu sorunun yargıya taşınmasıyla işte idarenin bu tür haksız uygulamalarına karşı “İyi ki yargı var” dedirten bir karar daha çıktı bu yıl içinde.

Nitekim Danıştay 15. Daireden alınan 30.05.2016 tarihli ve 2015/2896 Esas sayılı yürütmenin durdurulması isteminin kabulünü de içeren bahse konu kararında;

Okul aile birliklerinin eğitim kurumlarının amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul ile aile arasında işbirliğini sağlamak üzere kuruldukları, her birliğin okulun adını aldığı, okulların eğitim ve öğretim hizmetlerine etkinlik ve verimlilik kazandırmak, okulların ve maddi imkânlardan yoksun öğrencilerin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak şeklinde sosyal amaç güdüldüğü, bu nedenle okul aile birliklerinin gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu, bakanlığa bağlı birlikler olarak tanımlandığı, tek başına kamu kurumu olarak nitelendirilemeyeceği, ayrı bir kamu tüzel kişiliğinin bulunmayıp sosyal amaç güden bir oluşum olarak nitelendirilmesi gerektiği, öte yandan istihdam eden anlamında işveren konumunda olduğu anlaşıldığından prim teşvikinden yararlandırılmamasına ilişkin genel yazıda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.”

Hükmüyle son noktayı koymuş bulunuyor.

Kanun da Çözmeli

Ancak iş bununla da kalmamalı. İki koca kamu kurumu arasında ihtilaf teşkil eden konuda sorunun nihai çözümünün bir yargı kararına bağlı kalmaması, bu konuda bir yasa ile çözümün altının çizilmesi yerinde olacaktır. Zira iki kamu kurumunun idari yargıda kozlarını paylaşması ve meselenin bu şekilde nihayet bulması kamu adına bir eksiklik olacaktır.