Mart sonunda ayaklanma olur mu?

Nureddin Ceylan snureddinceylan@gmail.com

Son zamanlarda, ortalıkta 20-31 Mart arasında Dünya geneli bir ayaklanma olacağı teorileri dolaşıyor.

Teoriye göre; küreselciler, ülke halklarını, salgın kararlarını bahane ederek devletlere karşı kışkırtarak bir ayaklanmayı finanse edecekler.

Hemen hemen bütün Ülkeler, pandemi sürecinde bir çok katı kararlar uygulayarak salgına karşı korunma içine girdiler. Bu kararlar, insanları evlere hapsederek ciddi bir psikoloji çöküntüye ve toplumsal ilişkileri yok ederek sosyalleşmeyi alt üst etmişti. İnsanoğlunun tabiatı gereğince sosyal bir varlıktır. Yaratılış üzerine hemcinslerimizle ilişkiler içinde olmayı, sabit kalmamaya muhtacız. Basit bir laboratuvar ortamındaki psikolojik deneyde bile, insanların kendilerini bir şeyden zorla mahrum bırakmaya çalışmaları, onların o kendilerini mahrum bıraktıkları şeyi daha çok istemelerine sebep oluyor. Böylelikle tüm insanlık men edildiği yaşamın haklarına daha fazla ihtiyaç duyuyor, ulaşamayınca daha fazla etkileniyor. Bir yasakla başlayan bu zincir şu sıralar, ciddi boyutlara ulaşmış halde.

Devletler bazı kısıtlamaları kaldırsalar da bu uzun yasaklar zincirinin etkisi altında kalan insanlar geleceğe umutlu bakamıyor. Karamsarlık, umutsuzluk, hayal kırıklığı ve mutsuzluk hali egemen tüm insanlarda..

Bunalmış halklar hasbelkader devletlerine karşı tepkililer. Bunu fırsat bilen kirlilik çeteleri,  toplum-devlet bağını kopararak devletleri  büyük bir tehlikeli ve sıkıntılı süreçlere ilerlemek istiyorlar. Geçen ki yazımda, Bilderberg’te alınan kararları ve Koronavirüsün derin planlarını söylemiştim. Geniş çaplı ve derin sistemlerle tezgahlanan bu proje ile zaten insanların eve tıkanmasını sağlayarak toplumun genelinde psikolojik rehavetleri de düşünmüşlerdi. Gizli zalim imparatorlar, bir taşla binlerce kuşu vurmuşlardı.

Zaten bir proje bir amaç için, bir çok dal üzerinden programlanır. Tıpkı; insanları bunaltarak, iktidarlarına karşı soğutarak, ekonomik dengeleri değiştirerek, insanları öldürerek, kalanlara da ruhani huzursuzluklar empoze ederek tek bir amaca ulaşmak istedikleri gibi. Toplumun bu huzursuzluklarından faydalanarak bir ayaklanmanın olacağı da bu planlar içinde olabilir. Henüz 2020’nin yaz aylarında dile getirilen 20 Mart hikayesi boş bir efsaneden ibaret değildir. Puzzle parçalarını yan yana getirince uyuşan bazı gerçekleri unutmamak gerekiyor.

Küreselcilerin etkili yayın organları olan, The Guardian ve The Economist’in haberlerine bakılınca bu sonuçlara varılıyor.

The Guardian;

“Koranavirüs salgının üçüncü dalgası Avrupa’nın büyük bölümünde hızla ilerliyor. Yavaş aşılama kampanyalarıyla boğulmuş bir çok ülke, enfeksiyon oranlarında ve vaka sayılarında keskin bir artışa tanık oluyor. Önümüzdeki bir kaç gün içinde bir çok Avrupa ülkesi daha katı kararlar alacak gibi duruyor.”  diyordu

The Economist ise;

“Liderler, tecrit ihtiyacını, halk yorgunluğu ile dengelemek zorundalar” diyerek ince bir mesaj verirken “Avrupa ciddi bir salgında sıkışıp kalacak. Almanya, İtalya, Fransa gibi ülkeler başta olmak üzere, Avrupa geneli yeni bir sıkı hapsetme tedbirleri düşünülüyor” diyordu.

Görülen o ki, virüs ciddi bir yükselişe geçiyor. Vaka sayılarının, Türkiye'de tekrardan yirmi bin seviyelerine çıkması ve Avrupa da son bir hafta içindeki bu yükselişi, devletlerin halkları fazlasıyla sıkacak son hamleleri oynamasına neden olacaktır. Sahada aktif olan küreselciler ise halkları kışkırtmak için ciddi bir faaliyet içinde olacaktır. Sosyal medya üzerinden örgütleşerek toplumun düşüncelerini asabiyetçi algılar yapılacaktır. Bunun üzerine; zaten sıkılmış olan insanlar, devletleri proteste etmek üzere sokağa çıkarak uzun sürecek bir ayaklanmanın içine girebilirler. Her geçen gün, koronavirüsün yeni proje dalları çıkıyorken buna ihtimal verebilirim.

1995’te sunulan İlluminati oyun kartlarında, insanların ayaklanarak sistemlere karşı geldiği zaten işlenmişti. Kendi kurdukları muazzam sisteme karşı gelenleri bahsetmiyorum, kendi ufak sistemleri olan devletlerine karşı gelecek insanlardır burada işlenen. Bu zaten olması beklenen bir son. Ama 20 Mart mı olur 20 Haziran mı olur bilmek şu anlık zor. Ama kısa süre içinde bir çok şeyleri bahane ederek sokakları doldurabilirler. HDP'ye açılan kapatma davası bile HDP partizanlarını sokağa dökmeye yeterli bir bahane olabilir.

Her halükarda hazırlıklı ve tedbirli olunması lazım.

Fitne üzerinden insanları galeyana getirerek tezgahlarına katkı sağlamak isteyen derin güçlerin oyunlarına gelmeyelim. İlerideki 20 gün içinde ciddi oyunlar sahnelenecektir. Dikkatli olmak gerekiyor. Velhasıl kelam; bizler dirayetli olur, yaşantımızı başkalarının ellerine bırakmadığımız sürece planların içinde yer almamaya başlayabiliriz. Önemli olan kendimizi bu tezgahlardan kurtarmak değil, toplumu kurtarmaktır. O yüzden her şeye karşı hazırlıklı olmanın faydası olacaktır.

Selametle..