Geçmişine sahip çıkmayan ülkücüler

Bu sayfada hakeden her kesimi eleştirdiğim gibi zaman zaman ülkücü kesimi de eleştirdim..

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Bu sayfada hakeden her kesimi eleştirdiğim gibi zaman zaman ülkücü kesimi de rahatsız eden veya üzen yorumlarım oldu.

Sırf eleştirdim diye neler yaşamadım ki..

"Otobüs tutup seni vurmaya geliyoruz" diyenler oldu..

Çocuğumun okulunu tespit edip tehdit edenler oldu..

Küfür ve hakaret edenler oldu..

Oldu da oldu..

Keşke diyorum şu günlerde..

Keşke o otobüs tutup beni dövmeye gelmek için bir anda toplanan ülkücü kardeşlerim, aynı otobüse binip şu aralar sinemalarda gösterimde olan "Ülkücüler" filmini de seyretmeye gitse..

Ülkücü camiadan biri değilim ama bireysel olarak milliyetçi biriyim..

Tarihini, geçmişini merak eden, bayrağını vatanını seven bir milliyetçiyim..

Sırf bu nedenle filme gittim.. Hem de ne heyecanla, ne tutkuyla..

Kelimelerin kifayetsiz kalacağı sahneler var..

Hani "Babam ve Oğlum" filminde 12 Eylül darbesinin etkilerini izlerken darmaduman olmuştuk ya..

Hani gözyaşlarımızı tutamamıştık ya..

Bu film de öyle..

Üstelik bu tamamen gerçeklere dayanan belgesel..

O günleri yaşamayanların ruh halini filmi izledikten sonra salondan çıkarken görmeniz gerek..

Yaşamışcasına acılı, yaşamışcasına gururlu...

Geçmişine sahip çıkmayanın gelecek davası olamaz..

Doğrusunu isterseniz ben filmin 1 milyon sınırını rahat geçeceğini savunuyordum..

Ama gördüm ki, ülkücülük ve dava konusunda mangalda kül bırakmayan sözde ülkücüler, o dava için canını verenlere hakettiği saygıyı gösterme adına bile olsa tek bir adım atmamış..

Devlet Bahçeli ve MHP'nin filme sırt çevirdiğini ve hatta sahip çıkılmaması yönünde talimat verdiğini öğrendiğimde çok şaşırmıştım..

Gerekçe mi?

Gerekçe falan yok.

Öylesine işte..

Ülkücülerin gitmediği filme solcu kesimden gidenler daha çok neredeyse.. Sol görüşlü bir arkadaşım, "O günlerin kavgası veya tartışması bir başka onurluydu. O günlerdeki insanları özlediğim için gittim filmi izledim" dedi..

Dedim ya; Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olamaz..

Kendi kanından, kendi canından insanların dava uğruna nasıl seve seve, isteye isteye ve göstere göstere can verdiğini..

Ölüme yürürken nasıl mağrur, nasıl gururlu, nasıl imanlı ilerlediğini görmeye tenezzül dahi etmeyen bir ülkücü camianın bugün niye iktidarda olmadığı daha iyi anlaşılıyor..

İnanın o camianın yanından geçmemiş biri olarak, kendimi onlardan daha ülkücü görüyorum..

"Yahu tüm bu ağır sözler filme gitmedikleri için mi?" diyebilirsiniz..

Evet tam da onun için...

Mustafa Pehlivanoğlu'nun asılmadan önce ailesine mektup yazarken ne acılar çektiğini görmekten kaçtıkları için..

O günleri görenlerin yaşadıklarını anlatırken nasıl hıçkıra hıçkıra ağladıklarını görmedikleri için..

Meselenin sadece bir sağ sol çatışması olmadığına şehadet etmedikleri için kızgınım..

Bu filmin suçu, ülkücü eller tarafından aylarca büyük çilelerle, büyük sıkıntılar içinde  çekilmiş olması mı?

ABD yapımı olsa inanın şu an insanlar birbirini eziyordu seans kaçırmamak için..

Yazık..

Filmin yapımcısı ile konuştum..

Yaşantısındaki en büyük hayal kırıklığını yaşadığını söylerken yine de umutluydu..

"Bu davanın insanlarına hala inanıyorum. Bir patlama olacak. Seni utandırabilirler" diyordu..

"Onlar beni utandırsın, ben de bu sayfadan özür dileyeceğim" dedim..

Bakalım kim haklı çıkacak.