Evet ve Hayır'ın sebepleri...

Halk oylamasından çıkan sonuçların siyasi aktörler, hem de uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor.

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Halk oylamasından çıkan sonuçların siyasi aktörler, hem de uzmanlar tarafından incelenmesi gerekiyor.

Ve kuşkusuz her partinin çıkan sonuçlardan alması gereken ciddi mesajlar var. En çok mesaj alması gereken ise iktidar partisi...

Doğrusunu isterseniz AK Parti'nin referandum sürecinde, tabandan gelen talepleri doğru okuyamadığını düşünüyorum.

15 Temmuz'dan bu yana yaklaşık 60 il-ilçede konferanslar verdim. Bu il ve ilçelerin tamamında, tıpkı 7 Haziran döneminde olduğu gibi şikayetlerle karşılaştım.

Şikayetler genelde 3 ana başlıkta oluştu...

1 - Fetö temizliği yapılırken, Fetö ile uzaktan yakından alakası olmayan insanlar açığa alınıp ihraç edildi. Özellikle kurulan komisyonlar suçsuz günahsız isimleri keyfi yöntemlerle hain ilan etti. Bu nedenle büyük bir mağdur kitle oluştu. AK Parti bu mağdurların sesini ne zaman duyacak?

2 - Türkiye'de irili ufaklı bütün kurumlarda Fetö temizliği yapıldı. Ancak parti kendi içinde temizlik yapmadı, yapamadı. İlişkileri ayyuka çıkmış genel başkan yardımcıları, büyükşehir belediye başkanları ile teşkilat mensuplarına neden dokunulmadı? 

3 - Mülakatla işe alımlarda büyük haksızlıklar yapıldı, bütün partililer kayırdıkları kişilere kapı açtı. Yüksek puanlı olanlar saçma sapan gerekçelerle kapı dışarı edildi. Yukarıdakiler bu haksızlığa neden göz yumdu?

4 - 1 Kasım seçimlerinde vaadedilen "teşeronlara kadro sözü" neden yerine getirilmedi?

Özellikle Fetö mağdurlarının sesinin duyulması ve partideki Fetöcü isimlerin temizlenmesi konusunda defalarca yazı yazdım. 

İki basit, ama taban için bir o kadar önemli öneride bulundum:

1- "İstanbul - Sakarya- Bursa gibi şehirlerin belediyelerine kayyum atanırsa AK Parti'nin oy oranı yüzde 65'ler seviyesine yükselir."

2 - "Meydanlar 'idam' feryatlarıyla inliyor. Söz konusu Anayasa Değişiklik Paketi'nde bu feryatlara cevap olacak idam maddesi olmalı" dedim.

Ama maalesef birileri devreye girdi, "Şimdi bunları yazmanın sırası mı? Referandum öncesi bunları yazarak partiye zarar veriyor, seçimleri sıkıntıya sokuyorsun" dedi.

Daha başka şeyler de oldu ama, şimdi onları yazmanın sırası değil.

İstanbul Büyükşehir belediye Başkanı Kadir Topbaş, "Gittiğim her yerde tepkilerle karşılaşıyorum" diyerek referandum sürecinde kendi başına bir tek etkinlik dahi yapamadı. 

Darbeci Mehmet Dişli'nin kardeşi Şaban Dişli, Sakarya'da yaptığı evet kampanyasında, "Kararınız nedir?" diye sorduğunda karşısındakiler öfke içinde, "Hayır diyeceğiz" dedi ve salonu terketti. 

Kimse bunları görmedi, görmek istemedi!

Bu arada gittiğim il ve ilçelerin büyük kısmında çok can yakıcı bir tabloyla karşılaştım. O il ve ilçelerde hep birlikte evet kampanyası yapması gereken AK Parti temsilcilerinin kendi aralarında bir kavga içinde olduklarına şahit oldum. 

Bazı yerlerde konferans için salon vermeyen belediyelerle, bazı yerlerde "Bize ne belediyenin etkinliğinden" diyen teşkilat mensuplarıyla karşılaştım.

Bazı yerlerde parti teşkilat başkanlarının, konferanslara katılmasınlar diye STK temsilcileri ve partililerle yemek tertiplediklerine dahi şahit oldum. 

Daha vahim olanı...

Kendini Recep Tayyip Erdoğan'a yakınmış gibi gösteren bazı gazetecilerin, özel ilişki kurdukları belediye başkanlarına "Şu kişileri referandumu anlatması için davet ederseniz sizin için kötü olur" şantajında bulunduklarını öğrendim. 

Bunları şundan dolayı anlatıyorum.

Yapılan bu yanlışlara, yaşanan bu kavgalara ve oynanan bu aşağılıkça oyunlara rağmen referandumda alınan yüzde 51.4'lük oran, başarıdır.

Bu başarının mimarları başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım ve her fırsatta devlet adamı olduğunu gösteren Sayın Devlet Bahçeli'dir. 

Ayrıca...

Doğu ve Güneydoğu'da oyların 10 puan yükselmesinde payı olan üç gizli kahraman var. 

Bunlardan biri İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu'dur. Bölgede PKK tehdidini ortadan kaldıran Soylu, Kürtlerin seçim sandığına gidip korkusuzca, istediği partiye oy vermelerini sağladı. 

Siz gidin Süleyman Soylu'yu bir de Güneydoğu'daki Kürtlerin ağzından dinleyin.

Diğer kahraman, Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Mehmet Özhaseki'dir. Sayın Özhaseki harabeye dönen bölgeyi yaptığı olağanüstü çalışmalarla yeniden ayağa kaldıran isim oldu. Evi yıkılanın evini yaptı, mağdur olanın yardımına koştu.

Ve Ahmet Arslan...

Olağanüstü çalışkanlığı ve hiçbir zaman elden bırakmadığı mütevaziliği ile Doğu'yu kendine hayran bırakan Ahmet Arslan.

Bir yanda Osmangazi Köprüsü, diğer yanda cazibe merkezi projesi.. Bir yanda Avrasya, diğer yanda İpekyolu projesi...

Gecesini gündüzüne katan Ahmet Arslan bölgede taraflı tarafsız herkesin gözbebeği... Doğu bölgesine giden herkes, "Bakanımız için Evet" pankartlarıyla karşılaştı bu dönemde...

Türkiye genelinde sadece Kars- Ardahan- Iğdır bölgesinde oy oranları AK Parti - MHP ittifakının çok üzerine çıktı. Bunun tek nedeni Ahmet Arslan'dır. Bunu ben değil, bölge halkı söylüyor.

Özetle...

Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve Sayın Bahçeli ve yukarıda isimlerini zikrettiğim isimler olmasa, referandumda gelecek oy oranı yüzde 42- 43 düzeyinde olacaktı. 

CEVAP HAKKI

Bir önceki yazımdan sonra "Türkiye eyaletlere bölünecek" dediği iddia edilen Cumhurbaşkanımızın Başdanışmanı Sayın Şükrü Karatepe beyefendi aradı. 

Hayli kırgın ve üzgündü...

"Bu süreçte ayrı yerde 40 konferans verdim. Bir tek konferansta eyaletlerle ilgili bir cümle kurmadım. Böyle bir cümle kullandığıma dair hiç kimse tek bir kanıt sunamaz" dedi ve ekledi:

"Aksine, 'Bu 18 maddenin içine eyalet sistemiyle ilgili tek satır konsaydı, ben bu sistemin karşısında olurdum' dedim. Hakkımdaki iddialar aşağılıkça bir iftiradan ibarettir. Bu iftiradan sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza çıkıp istifamı kabul etmelerini istedim. 'Biz sizden de sizin çalışmalarınızdan da eminiz, işinize aynen devam edin' diyerek istifamı kabul etmediler"

Bu açıklamadan sonra sanırım şu sorunun cevabını aramak gerekiyor.

Sayın Devlet Bahçeli'yi Şükrü Karatepe konusunda kim yanılttı, ya da kim dolduruşa getirdi?