Erdoğan için planlanan son bu mu?

Cemaate bağlı tüm yayın organları, İHH'nın Kilis'teki bürosuna yapılan kirli operasyonu, "El Kaide operasyonu" diyerek Türkiye ve dünya kamuoyuna duyuracak kadar alçalabiliyor.

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

"Hiç endişe etmeyin. Cesaretinizi asla yitirmeyeceksiniz. Siz kalbinize umutsuzluğun zehrini yaklaştırmayacaksınız, hüzünlenmeyecek, yeise kapılmayacak, Allah'ın ve milletin bizimle olduğu şuurunu bir an olsun unutmayacaksınız. Ülkeye ve millete hizmetkar olmanın  elbette bir bedeli var. Gerekirse bu bedeli ödemekten hiçbir zaman kaçınmayacağız."

Bu sözler dün AK Parti Grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan'ın ağzından çıktı.

14 yıldır tüm partilerin grup toplantılarını izleyen biriyim. İlk kez, adeta bir vasiyeti andıran böylesi bir konuşmaya tanık oluyorum. Buna benzer sözleri en son, askeri darbeyle devrilen Muhammed Mursi'den duymuştuk ve sonra neler olduğunu tüm dünya izledi.

Erdoğan yargı cuntasıyla hareket edenlerin kendisine ödetmek istediği bedel için hazır!  "Bu bir istiklal savaşıdır. Benimle veya bensiz. Bu yolda millet arkanızda oldukça yürümeye devam edin" diyor açık açık!

Doğrusunu isterseniz haksız değil...

Yolsuzluk iddialarının kendisini yok edeceğini, sandıkta yenilgiye uğrayacağını düşünmüyor. Belli ki aklı başında herkes gibi, oynanan korkunç oyunu görüyor ve o oyunun nasıl biteceğini kestirebiliyor.

Sizin de dikkatinizi çekti mi?

Savaşın başlamasına neden olan konular neredeyse unutuldu gitti. Cemaate bağlı yayın organlarında dershanelerle ilgili tek haber görebiliyor musunuz? "Bakan çocukları da paraları götürmüş" diyen birkaç twitter avanağının dışında, yolsuzluklarla ilgili haberlere rastlıyor musunuz?

İki yerden vurmaya çalışıyorlar.

Bir kesim ekonomiyi çökertecek hamlelerde bulunuyor. Borsayı çökertilirken, Türk Lirası'nın değer kaybetmesini, doların tavan yapmasını hedefliyor. Merkez Bankası'nın doların ateşini düşürmek 136 milyar dolarlık rezervini eritmesini hedefliyor ekonomi suikastçileri...

Diğer kesim ise bambaşka bir şeytani planın peşinde. Türkiye ile terör örgütü El Kaide arasında bir bağ bulmaya çalışıyor. Bulamadıkça çıldırıyor, o bağ varmış gibi yalan yanlış mesajlar gönderiyor uluslararası arenadaki efendilerine....

Zaman Todays'ın elemanı Mahir Zeylanov'un İngilizce, "Türk savcıları El Kaideli teröristi yakalayacaktı. AK Parti engel oldu" diye mesaj atmasının altında da... Suriye'ye giden TIR'ın İHH'ya bağlı olduğu ve El Kaide'ye silah taşıdığı yalanının altında da... İHH'ya bağlı depoların, "Burada El Kaide elemanı çalışıyormuş" bahanesiyle basılmasının altında da bu nedenler yatıyor...

Düşünebiliyor musunuz?

Cemaatin yayın organı olan Zaman Gazetesi'nde,  Şahin Alpay isimli bir sözde yazar, "Türkiye Japonya ile nükleer anlaşmalar yapıyor. AK Parti'nin amacı bu sayede nükleer bomba yapabilmek" diyerek ABD'ye ve NATO'ya, "Irak'a girip nükleer bomba aradığınız gibi Türkiye'ye de gelin" diyebilecek kadar hainleşebiliyor.

Cemaate bağlı tüm yayın organları, İHH'nın Kilis'teki bürosuna yapılan kirli operasyonu, "El Kaide operasyonu" diyerek Türkiye ve dünya kamuoyuna duyuracak kadar alçalabiliyor.

Bakın şu haber yakın zamanda cemaate yakın yayın organlarında çok masum bir şekilde verildi:

"Türkiye dünyaya yardım eden ülkeler arasında 4. sırada yer alıyor. Yardım edilen ülkeler arasında Pakistan, Afganistan, Irak ve Suriye başı çekiyor!"

Bu ülkeler neden ön plana çıkarılmış dersiniz?

Çünkü bu ülkelerin tamamında El Kaide terörü esiyor. Türkiye, tüm dünyada bir numuralı terör örgütü olarak bilenen El Kaide'ye yardım eden ülkeymiş gibi gösterilmeye çalışılıyor.

Nedir amacınız?

NATO'nun toplanmasını, ABD'nin, İngiltere'nin Fransa'nın toplanıp Irak'a girdiği gibi Türkiye'ye girmesini mi hayal ediyorsunuz? Erdoğan'ın Saddam gibi yargılanıp asılması mıdır hayallerinizi süsleyen şey? Yoksa "Filistin'deki terörist örgütlere yardım yaptı" yalanıyla iktidardan düşürülen ve idam edilmesi için planlar yapılan Mursi gibi bir son mu düşünüyorsunuz onun için?

Partisinden bazı isimler rüşvete ve yolsuzluk olaylarına mı bulaştı.

Eyvallah!

Erdoğan bunun hesabını elbette hem sandıkta, hem de adalet huzurunda verecek. Rüşvetle, yolsuzlukla suçlananlar şu an içeride yatıyor ve adalete hesap vereceği günü bekliyor. O hesabı günü zamanı geldiğinde hep beraber soracağız, bu konuda yanınızdayız.

Ama sizin de bu ülke insanına bir hesap vermeniz gerekiyor artık. En önce şu ses kayıtlarındaki sözlerin hesabını vermeniz gerekiyor.

"Bankamıza yönelik bir operasyon yapılabilir. BDDK'daki adamımızla irtibata geçin size bilgi sızdırsın" sözlerinin...

Gezi olaylarından sonra Tüpraş'a yapılacak maliye denetiminin önceden Koç'a haber verildiği itirafının... Maden ihalelerinin kimlere verilmesi gerektiği talimatının hesabını vermeniz gerekiyor.

Söyleyin lütfen!

Hükümet bazı medya patronlarına ricada bulunduğunda adına sansür diyoruz. Peki, cemaat mensuplarının taa gazete patronlarına kadar çıkıp yazarların yazılarının yayınlanmasını engellemesine ne isim verelim?

Hükümet üyelerinin çıkar karşılığı iş tutmasına yolsuzluk diyoruz. Peki, cemaat mensuplarının belli çıkarlar karşılığında sponsor bulmalarına ne isim verelim?

Bakana hediye saat gelmesine rüşvet diyelim eyvallah! Peki, yurtdışından hizmete hareket eden belli işadamlarına ananas getirilmesine de aynı ismi verelim mi?

Bakan çocuklarının yolsuzluk yaptığını iddia ederek "Bu seni bağlar Erdoğan. Bunun bedelini senin de ödemen gerekiyor" diyoruz. "Sizin adamlarınızın yaptıkları da sizi bağlar ve bunun bedelini de ödemeniz gerekiyor" diyelim mi ne dersiniz?

Yayın organlarınız kendi ülkesinin Başbakanı'nı dünyaya "Diktatör" diye tanıtacak. "Kelleni keseceğiz" diyerek öldürülmekle tehdit edecek. "Bu iktidar nükleer bomba yapma hazırlığında" diye şeytani yalanlar uyduracak. "El Kaide'ye yardım yapıyor bu iktidar. Ne duruyorsunuz, gelsenize" diyerek işgal için zemin oluşturacak. İsrail'in tek hedefi olan İHH'yı terörist örgüt sıfatına sokmak için çalışacaklar. İçeride hükümeti darbe ile yıkmaya çalışan tüm kişi ve gruplarla işbirliği içinde olacaklar.

Ama Erdoğan sizi, "Haşhaşiler çetesi"ne benzettiğinde, ihanet içinde olduğunuzu söylediğinde isyan edecek, "Bizim bu uluslararası komployla bir ilgimiz yok" diyecek, "Bizim grubumuzdakilerin yaptıkları cemaati bağlamaz" kurnazlığına başvuracaksınız.

Var efendim var!

Uluslararası komployla da, yargı cuntasıyla da, hükümeti ayaklanmayla devirmek isteyen şehir iblisleriyle de bal gibi ilginiz var!

İnkar etmek ayrı, ikna etmek ayrı şeylerdir.

Toplum ikna olup olmadığının cevabını 30 Mart'ta verecek nasılsa...