Bu iki mesele sıkıntı oluşturur!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 günlük eylem planını açıkladı. Planın detayları günlerdir her yerde yer aldığı için içeriğe pek girmeyeceğim.

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 günlük eylem planını açıkladı. Planın detayları günlerdir her yerde yer aldığı için içeriğe pek girmeyeceğim.

Birileri gibi açıklanan planı "Hiçbir şey yok, boş vaatler" diye eleştirmeyi de, "Muhteşem bir olay" diye övmeyi de düşünmüyorum. 

Kamuoyu nasılsa icraata göre kanaat notunu verecektir. Benim asıl üzerinde durmak istediğim iki nokta var.

Bunlardan birincisi, planda yer alan ama uygulanması durumunda sıkıntı çıkaracak "hızlı yargı" meselesi. İkincisi ise eylem planında olması gereken ama olmayan vaatler.


İlkinden başlayayım…

100 günlük acil eylem planında "Süreli yargı" sistemine geçileceği sözü verildi. Yani bir mahkeme, yargılamanan ne zaman başlayacağını ve ne zaman biteceğini kamuoyuna önceden duyuracak.

Adalet Bakanlığı ne kadar irdeledi bilmiyorum. Ama benim görebildiğim kadarıyla bu mesele ileride başımıza büyük sorunlar açabilir.

Şöyle ki:

Mahkemelerin üzerindeki iş yükünü az çok hepimiz biliyoruz. Bilmeyenler için söyleyeyim. Avrupa'nın neredeyse on katı. Her bir hâkim günlük neredeyse 30-40 davaya bakıyor. 

Bu kadar yoğun çalışan mahkemeler nasıl süre yarışı yapacak? 

Türkiye'de öyle zamanlar oluyor ki mahkemeler suç işleyen sanığı ya da olaylara şahit olan tanığı bulup adaletin önüne çıkaramıyor. Pek çok sanık ya da tanık hakkında "Görüldüğü yerde gözaltına alınıp hakim karşısına çıkarılsın" kararı çıkarılıyor.

Tabi görülebilirse...

Hal böyle olunca, bir davanın, sadece sanık ya da tanık bulunup getirilemediği için aylarca uzadığı oluyor.

Yani böyle bir noktada mahkemelerin adalet dağıtmasına değil de baktığı dava sayısına önem verilmesi, önümüzdeki dönemlerde pek çok canlar yakabilir.

Fetö ihraçlarından dolayı zaten personel ve tecrübe sıkıntısı yaşayan yargıda verilecek hızlı kararlar, beraberinde adaletsiz kararları da getirebilir. 

Çünkü devlet bu noktada, "Ne yaparsan yap, önündeki davayı bir an önce bitir" diyerek hakimi farkında olmadan sıkıştırıyor ki bu da mahkemelerin karar açısından değil ama süre açısından baskı altına alındığı anlamına geliyor. 

Gelelim ikinci meseleye, yani eylem planında yer almayan konulara...

AK parti hükümeti seçimlerden önce polislerin özlük haklarının ve 3600 ek göstergelerinin hemen çıkarılacağına dair teminat vermişti. Fakat eylem planında bu teminatın ne zaman gerçekleştirileceğine dair tek satır ayrıntı yok. 

Aynı şey bazı diğer devlet memurları için de geçerli. Onların da özlük hakları hakkında ayrıntı yok. 

Ve tabi ki diğer sözler...

Mesela, emeklilikte yaşa takılanlar meselesinde de vatandaşa verilen bir teminat vardı. O konuya da girilmediğini görüyoruz. 

AK Parti bugüne dek halka verdiği tüm sözleri yerine getirmiş bir parti. Verdikleri sözleri enine sonunda yerine getireceklerine dair inancım yüksek. Belki 100 günlük eylem planında yer almayan bu konular, orta vadede çözülecek. 

Bunları bilemiyorum.

Ama bildiğim şu ki önümüzdeki aylarda bir seçim var ve bu konuları çok da uzun vadeye yaymamak gerekiyor. 

Hazır muhalefet kendi derdine düşmüşken, bu vaatlerin birer ikişer yerine getirilmesi gerekiyor.

Hem de en hızlı şekilde...