AK Parti kapatılmazsa kıyamet kopacak!

Mart 2001 seçimlerinde eşi Özlem Türköne'nin AK Parti'den bir kez daha aday olmasını istemeyip kendisi aday olmuştu milletvekilliğine...

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Mart 2011 seçimlerinde eşi Özlem Türköne'nin AK Parti'den bir kez daha aday olmasını istemeyip kendisi aday olmuştu milletvekilliği için..

Ne olduysa o adaylığın kabul edilmemesinden sonra oldu...

Önce ufak ufak dokundurmalar yaparak aday gösterilmemesinin hıncını almaya çalıştı. Dikkate alınmadıkça hırçınlaştı.

Ne yaptıysa olmadı Mümtazer Türköne...

Çıkardığı onca gürültü AK Parti kanadında ancak bir farenin tavan arasında çıkardığı tıkırtı kadar ses getirdi.

Bir süre önce Abant Platformu'nda rastladım. "Aleviler ve Sünniler'in barışı" konulu panelde yaptığı konuşmada utanmasa, Dersim'i de AK Parti'nin bombalattığını söyleyecekti.

Dün ise Habertürk ekranındaydı.

Zaman yazarlarının bir süredir sinsice dillendirdiği o şeytani sözü, bazı gülünç argümanlarla destekleyip, "AK Parti'ye kapatma davası açılmalı" diyordu.

Siyasi Partiler Kanunu'na göre siyasi partilerin mali yükümlülüklerinde, finansman konusunda çeşitli hükümlerin bulunduğunu anlatıyordu. Para gücüyle propagandanın yapıldığını ve bu gücün ister istemez oy oranlarına da yansıyacağını iddia ediyordu.. 17 Aralık soruşturması dahil bugün tartışılan bir çok konunda, bazı finansman kaynaklarının siyaset için kullanıldığına işaret ettiğini iddia edip, paraların bir vakıf aracılığıyla AK Parti'ye aktarıldığını, bu nedenle AK Parti hakkında kapatma davası açılması gerektiğini söylüyordu.

Şimdi biz kalkıp cemaate mensup yazar çizer tayfasının fitne yaydığını söylediğimizde bize kızan arkadaşlara "Bunun adı nedir?" diye sorsak "Yine Gayretullah'a dokundunuz!" cevabı alacağımız kesin!

Haşa!

Bizim derdimiz Gayretullah'a dokunmak değil. Aksine fitne yayanları, ülkeye ihanet içinde olanları bertaraf etmek amacındayız.

Neden fitne diyorum, anlatayım...

Ne Hakan Şükür, İdris Bal ve diğer milletvekillerinin istifası umdukları fırtınaya neden olmadı.. Baktılar ki bu ayrılıklar milleti Çin'de bisikletten düşen adam kadar bile ilgilendirmiyor.

Bunun üzerine AK Parti'yi tek hamlede çökertecek iki ismin ve bir fikrin üzerinden oynandı kirli oyun. Üzerine oynanan isimlerden biri, Gülen'e sadakatini her platformda dile getiren Bülent Arınç'tı...

Bülent Arınç uzun süre bocalama dönemi geçirdi. Bir yanda 40 yıllık dava arkadaşı Recep Tayyip Erdoğan, diğer yanda gönülden bağlı olduğu hizmet hareketi. Bu bocalama devletin elindeki o belgeleri gördüğü güne kadar devam etti. İhanetin belgelerini gören Arınç "Bunun üzerinize gitmek namus borcumuz olsun" diyerek tüm gönül bağlarını koparan ilk isim oldu.

İkinci isim ise Cumhurbaşkanı Gül'dü...

Gül'ü irrite edecek çağrılar ardı ardına sıralanmaya başladı. "Cumhurbaşkanı göreve" diyerek Erdoğan'ın karşısına onu çıkarmaya çabaladılar uzun süre. Dün güvendikleri ikinci dağa da kar yağdı.

Cumhurbaşkanı uzun süren sessizlikten sonra, "Görev başında değil miyim ki göreve davet ediyorsunuz" diyerek tüm kapıları suratlarına kapattı.

Geriye sadece bir seçenek, daha doğrusu o şeytani fikir kaldı...

AK Parti'ye kapatma davası açılmasını sağlamak.

Nedeni çok basit.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen ve suç niteliği içeren belgelerin sonucunda savcıların harekete geçeceğini bal gibi biliyorlardı. Arınç'ın o belgelerden sadece birkaç tanesini görüp saf değiştirdiğini bir çırpıda anlayacak kadar akıllı adamları var nihayetinde...

Önceleri Erdoğan'sız AK Parti tezini savunurken, birden bire AK Parti'ye de tavır almalarının nedeni belli. Devletin savcıları hizmet hareketini suçüstü yakalamadan, kendi savcılarını devreye sokup AK Parti hakkında kapatma davası açtırabilmek...

Tek dertleri bu...

AK Parti'den kurtulduktan sonra, arkalarındaki oyun kurucular sayesinde bu davadan yırtabileceklerine inanıyorlar.

Çember daralıyor.

Devletin savcıları harekete geçti. İhbar üzerine ihbar yağıyor, gelen her bir belge bir öncekini gölgede bırakıyor.

Ya onlar AK Parti'yi çökertecek, ya da devlet onların milyonlarca insanın inançlarını suiistimal ederek bir suç örgütüne dönüştüğünü ortaya çıkaracak...

Dün AK Parti'nin kapısında aday olabilmek için yatan adamlarının, bugün "AK Parti kapatılsın"  demesinin nedeni işte bu! Bunu ivedilikle istemeleri, hezeyanlar içinde bağrışmaları boşuna değil.

Biliyorlar!

AK Parti kapatılmazsa duyguları sinelerinde kalacak, önleri kesilecek ve Türkiye'nin orta yerine saldıkları ateş sadece ama sadece kendilerini yutacak! Ortalık tuz buz olacak! Tuzu koyabilecekleri tuzluk bile bulamayacaklar!

Yargıtay'daki diğer imamları deşifre olmadan, AK Parti'nin işini bitirme telaşına kapılmalarının nedenini şimdi anladınız mı?