BIST 14.331
DOLAR 46,52
EURO 52,95
ALTIN 5.986,48

Yine Mağdur, Her Zaman Mağdur

Orta Doğu'da ABD ve İran arasında barış görüşmeleri sürerken, başarılı bir arabuluculuk görevi yürüten Pakistan Savunma Bakanından gelen, bir açıklama İsrail’in öfkesini tetikledi.

Khawaja Asif’in sosyal ağ X’ten yaptığı paylaşım şöyle:

"İsrail insanlık için bir lanettir. İslamabad'da barış görüşmeleri devam ederken, Lübnan'da bir soykırım işleniyor. Masum siviller İsrail tarafından öldürüldü: önce Gazze, sonra İran ve şimdi Lübnan; kan banyosu devam ediyor. Avrupalı Yahudilerden kurtulmak için Filistin topraklarında bu "kanserli" devleti yaratanların cehennemde yanacağını umuyorum ve dua ediyorum”.

Tahmin edileceği üzere İsrail’den tepkiler gecikmedi.

Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, “kendisini arabulucu olarak sunan bir hükümetin bariz anti-Semitik iftirası" değerlendirmesinde bulundu ve şunları ekledi: "Yahudi Devleti'ni "kanserli" olarak nitelendirmek pratikte onun yok edilmesi çağrısında bulunmaktır. İsrail bu sözleri en büyük ciddiyetle görüyor ve imha edilmesi çağrısında bulunan teröristlere karşı kendini savunacak”.

Konuyla ilgili bir açıklamada Başbakan Netanyahu’nun ofisinden geldi:
"İsrail'in yok olmasına dönük çağrı skandaldır.. herhangi bir hükümet adına, özellikle barış lehine tarafsız bir hakem rolü oynadığını iddia eden bir hükümet adına asla kabul edilemez".

Önemli başkentler bu barış görüşmelerini “ateşteki süt” misali endişe ile takip ediyor.
Dişişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ifadesiyle “her zaman köşede bekleyen bir İsrail var”.
Herkes siyonist rejimden bu görüşmeleri sabote etmeye yönelik her an bir hamle bekliyor.

Bu sabotaj girişimleri şimdiye kadar Lübnan üzerinden yürütülüyor, ama çok şükür, pek başarılı olmadığı gibi İsrailin aleyhine işliyor.

Tel Aviv’in saldırganlığı, en yakın müttefiki ve koruyucusu, ABD’yi dahi çileden çıkarıyor ve “kankaların” arasını iyice açıyor gibi.
Son olarak JD Vance’in “ben İsrail hükümetinin bir bakanı olsaydım en son ve en güçlü müttefikini eleştirmekten kaçınırdım” çıkışı ciddi bir uyarı hatta tehdit niteliğinde idi.

Diplomasi sahnesinde iyice izole olan İsrail’in Pakistan Savunma Bakanının bu sözlerini köpürterek dünya çapında yankılandırma çabası tesadüf değildir.

Muhtemeldir ki İsrail, saldırgan ve yıkıcı politikalar neticesinde, düştüğü “değersiz yalnızlıktan” kurtulmak için İsrail bu polemiği istismar edecektir.

Çünkü, artık malumun ilanı olan hakikat şudur ki, Yahudilerin en sevdiği ve en başarılı oldukları rol mağdur rolüdür.

Özellikle Fransa kamuoyunun, ağlasak mı gülsek mi tereddütü içinde izlediği, bazı sahneler bunun en büyük ispatıdır.

Bir kaç defa değişik vesilelerle, Filistin’e destek toplantıları sırasında, İsrail yanlısı kişiler kendilerini yere atarak “imdat, imdat, beni linç ediliyorum” şeklinde sahte feryatlar kameralara yakalanmıştır.

Pakistanlı bakanın yaptığı çıkış israillilere yeniden kurban kıyafetini giymeleri için altın tepside sunulmuş bir fırsattır.

Unutulmamalıdır ki, ABD ile birlikte İsrail’in, İran’a yönelik saldırılarını meşru kılmak için kullandıkları en büyük argüman, İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın yıllar önce yaptığı, Yahudi devletinin yıkımına yönelik tehditleri olmuştur.

Bu arada Türkiye’de çok fazla tartışılmayan ancak BBC, L’Expresse, Le Monde benzeri batılı medyada gündem yaratan bir haberi hatırlamakta fayda var.
Mesela Euronews’un 20 Mayısta manşetten vermişti o kulis bilgisini: “New York Times'a göre, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, rejim değişikliğinden sonra İran'da kötü şöhretli anti-Semitik bir eski başkan olan Mahmud Ahmedinejad'ı tekrar iktidara getirmek istedi”.
İlginç mi? İlginç!

“Günah keçisi” deyimini hepimiz biliriz. Kaynağı Eski Ahite dayanır. Sözde ayete göre Papaz dua eşliğinde, iki elini keçiye sürmesiyle birlikte Yahudilerin işledikleri bütün günahlar o hayvana geçer.

Keşişlerin keçi arayışına çıktıkları şu sıralar, özellikle mevki ve makam sahiplerinin eline, diline, beline dikkat etmeleri faydalı olacaktır.