YAZARLAR

Yarışarak yaşayan çocukların hazin halleri!

Çocuklarımızı, yarışarak yaşamaktan ya da yaşamak için yarışmaktan kurtarmalıyız. Rekabet, hırs, haset üzerine kurulan bir yaşam, erdemden, ahlaktan uzak....

Bir anne, yeni doğan bebeğinin göbeğini, ünlü bir üniversiteninbahçesine gömdürdüğünü, nasıl da özene bezene anlatıyordu birbilseniz.

“Kızım” diyordu, “Büyüyünce o üniversitede okusun. Avukat,doktor, mimar, mühendis olsun.” diye ne temennilerdebulunuyordu…

Zavallı yavrucak, daha ilk ağlamasıya birlikte, sonu gelmez biryarışa girdiğinden haberi bile yoktu.

Kendi girmeden, göbeği üniversite kampüsünün stres kokanhavasını teneffüs etmişi bir kere…

Göbeği üniversite topraklarına gömülen kızımız, ana sınıfınıbitirir bitirmez, test denilen, çoktan seçmeli bir“işkenceyle” tanışacaktır.

Ki bu tanışıklık, nerdeyse, kırklı hatta daha fazla yaşına kadardevam edecektir.

Artık hayatta tek bir hedefi, tek bir ideali vardır. O dabaşkalarından hep daha önde olmak, başarı sıralamalarında hepdaha yüksek bir yerde yer kapmaktır...

Eleyecek ama asla elenmeyecektir.

Çünkü hayat, çoktan seçmeli bir eleme sınavıdır.

Bütün hırsın, gayretin, çaban bunun için olmalıdır.

Ne yaparsan yap.

Ele, ama asla elenme…

***

“Hatce hanımın kızı sınavda, 150 bininci olmuş. Aferin sana sen140 binincisin.”

Başkasının üzüntüsünden bir tutam sevinç, başkasınınbaşarısızlığından bir buket başarı çıkarmak, nasıl makyavelistbir çıkarımdır?

Mutluğunun düzeyini, başkasının mutsuzluğuna; başarınındüzeyini, başkasının başarısızlığına göre ayarlamak, nasıl birvicdan ayardır?

Rekabet, hırs, haset, çekememezlik üzerine kururlu bir hayat,geleceğin karakteri kıt, makyavelist nesillerini yetiştirmekdemektir.

Sırf sınavda benden daha düşük yapsın, çalışamasın diye, kastenarkadaşının psikolojisini bozan çocuklar olduğunu duymuşmuydunuz?

Ya da arkadaşına özelikle yanlış kopya verip, yanlış cevabıişaretlettirenleri… Başkalarının çalışmasından, başarısındandolayı üzülen, kızan, morali bozulan çocukları, biliyormuydunuz?

Arkadaşlarının başarısına, yükselmesine, iyiliğine tahammüledemeyen büyüklerin, küçüklük halidir işte bunlar…

Nasıl bir kirli hırs, haset ve çekememezliktir bu!

Bir an, sanki William Golding’in “Sineklerin Tanrısı”romanındaki çocukları anlatıyormuşum gibi geldi bana…

***

Bir Afrika atasözü şöyle der; “Her sabah, Afrika'da bir ceylanuyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğinibilir, yoksa öldürülecektir.

Her sabah Afrika'da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan dahahızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.

Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmayabaşlasanız iyi olur.”

Çocuklarımızı, gitgide vahşi dünyanın bu hayatta kalmakarmaşasına ittiğimizin farkında olmalıyız artık.

Evlatlarımız, hırslı anne babaların ve bu eğitim sistemininelinde, birer “yarış atına” dönüştüler.

Arkadaşını, hep yenilmesi, geçilmesi gereken bir “rakip” olarakgörür oldular.

Peki hiç yarış olmasın mı?

Yarış, ne yazık ki olacak.

Ancak madem yarış kaçınılmaz, bunu daha “insani ve ahlaki”yapmanın yollarını bulmalıyız.

Elbette, en önemli çözüm; bu sınavları, çocuklarımızı elemekyerine, kabiliyetlerini tespit eden sınavlar olarakyapabilmektir.

Balıktan kavağa tırmanmasını; filin ip atlamasını; kuşun sualtında yüzmesini istememektir.

Ama eğer bunu gerçekleştiremiyorsak, bunu çocuklarımızın vegelecek nesillerimizin, insani erdemlerini yok etmedenyapmalıyız.

Ne yazık ki bir insanın ölene kadar sınavlara girdiği ülkemizde,böyle bir sorun eğitimciler tarafından bile pek gündemegetirilmiyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın tek derdi ise daha fazla derslik,daha teknolojik dersler, daha fazla bina… Amenna…

Bugüne kadar onbinlerce öğrenciyle bu süreci yaşayan biriolarak, bunları üzülerek gözlemlemekteyim.

Kendine bu konularda, “uzman” diyen birçok kişi de ne yazık kiöğrencilere bu türden ahlaki yönlendirmede bulunmaktan çokuzaklar. (Tabii ki bu kaygıyı taşıyan uzmanlarınhaklarını teslim edelim.)

Çocuklarımızı, yarışarak yaşamaktan ya da yaşamak içinyarışmaktan kurtarmalıyız, dostlar.

Rekabet, hırs, haset üzerine kurulan bir yaşam, erdemden,ahlaktan uzak, karakteri kıt nesiller meydana getirir.

Karakteri kıt insanlar, bir ihtisasla birleşince ortayakarakteri kıt bir uzman çıkar.

Bu kişi doktorsa, organ mafyacısı olur; avukatsa, teröristi,hırsızı, haini savunur; mühendisse, çürük mal üretir;yöneticiyse altındakileri böcek gibi görür, kariyer atlamak içinher şeyi mubah görür; vekil olur, bakan olur yetim hakkına gözdiker…

Son sözü, Theodore Roosevelt’e verelim.

Roosevelt der ki; “Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihneneğitmek, topluma bir bela kazandırmaktır.”

Yine terör yine aynı lanet!

Can dostumuz, kardeş ülke Pakistan halkının başı sağolsun. Bualçak saldırıyı yapanlara, yaptıranlara, sevinenlere lanetolsun.

Ancak terör Avrupa’da olunca, dünyayı ayağa kaldırıp, Türkiye’deve İslam ülkelerinde olduğunda kılını kıpırdatmayanlarıda lanetliyorum.

Not: “Çocukluğun yok oluşu!” yazıma faydalı bir katkı olarakuçurtmalarla ilgili verdiği aydınlatıcı bilgiden ve bu konudayaptığı samimi çalışmalardan dolayı Mehmet Naci Aköz beyeteşekkür ederim.

Yorumlar1 yorum