Uzmanlardan İsrail analizi: ABD desteği eriyor, bölgede yalnızlaşıyor
Uzmanlar, İsrail’in devam eden askeri politikalarının ülkeyi bölgede giderek yalnızlaştırdığını ve ABD kamuoyundaki İsrail desteğinin zayıfladığını değerlendirdi.
İsrail'in "sonsuz savaş" adı verilen saldırgan politikalarıyla bölgede sorunlu ülke haline geldiğini belirten uzmanlar, Tel Aviv'in ABD'yle ilişkilerinin tarihindeki en sıkıntılı dönemden geçtiğini savundu.
İsrail ordusunun eski çalışanlarından uzman Shaiel Ben-Ephraim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İsrail'in bölgesel saldırılarının "sonsuz bir savaş" olarak kurgulandığını ve bunun arkasında kendi kendini besleyen mekanizmalar bulunduğunu söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "kaderini savaşın devamına bağladığını" ifade eden Ben-Ephraim, "Temelde 7 Ekim onun açısından büyük bir başarısızlıktı. 'Bay Güvenlik' itibarını yeniden kazanmak ve ülkeyi kendi başarısızlığının sonuçlarıyla yüzleştirmemek adına sürekli bir korku ve dikkat dağıtma hali oluşturmak zorunda kaldı." dedi.
Ben-Ephraim, İsrail ordusunun her tehdidi aşırı güçle çözme eğiliminde olduğunu ve Netanyahu'nun bu eğilimin önünü tamamen açtığını dile getirerek, Dışişleri Bakanlığı gibi diplomatik kanalların ya da ABD baskısının artık dengeleyici bir rol oynamadığını aktardı.
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin güçlü bir lobiye sahip olduğuna dikkati çeken Ben-Ephraim, "Sürekli devam eden savaşları yerleşim yerlerini genişletmek için doğrudan bir bahane olarak kullanıyorlar. Batı Şeria zaten yerleşimlerle dolu ancak Gazze'ye, Lübnan'a ve Suriye'ye de yerleşmeye çalışıyorlar. Dini ve mesiyanik hedefleri var. Tüm bu güçlerin koalisyonu sonsuz bir savaşa yol açıyor." değerlendirmesinde bulundu.
"ABD KAMUOYUNDA İSRAİL'E VERİLEN DESTEK ERİYOR"
ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin tarihinin "en sıkıntılı döneminden geçtiğini" vurgulayan Ben-Ephraim, "Amerikalıların büyük bir kısmı, İsrail'in savaş suçları işlediğine inanıyor, önemli bir kesim bunun soykırım olduğunu düşünüyor, büyük bir kitle İsrail'in hiçbir askeri destek almaması gerektiğini savunuyor ve giderek daha fazla sayıda insan ABD yönetimi yerine Filistinlileri destekliyor. İsrail kamuoyu algı savaşını kaybetti. Gelecekte ABD'nin İsrail'e silah göndermeyi durduracağı bir döneme girilecek. İsrail'e her istediğini yapma imkanı veren o açık çek artık yok." öngörüsünde bulundu.
ABD'de Demokrat Parti'deki değişime ilişkin konuşan Ben-Ephraim, "Gördüğümüz gibi Demokrat Parti, giderek daha fazla İsrail karşıtı kişileri seçiyor. Ciddi bir tepki olmasına rağmen Demokrat Parti yönetimi, biraz tereddüdün ardından (Abdul) El-Sayed ve (New York Belediye Başkanı Zohran) Mamdani gibi kişileri benimsiyor." ifadelerini kullandı.
Ben-Ephraim, "Ayrıca Cumhuriyetçi Parti bünyesinde de giderek büyüyen İsrail karşıtı bir kanat var ve J.D. Vance'in hitap ettiği kesim de bu. J.D. Vance, Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğinin bu yönde olduğu üzerine planlarını yapıyor." değerlendirmesinde bulundu.
MUHALEFET "IRKÇILIK SEBEBİYLE" BİRLİKTE ÇALIŞAMIYOR
Ekim ayında yapılması beklenen seçimlere de değinen Ben-Ephraim, "Netanyahu popülerliğini kaybetti ve muhalefet daha fazla oy alacak. Ancak İsrail'de daha fazla oy almak yeterli değil. İsrail meclisinin yarısından fazlasını kontrol edebilmeniz ve sürdürülebilir bir koalisyona sahip olmanız gerekiyor." dedi.
Ben-Ephraim, "Netanyahu'ya muhalefet edenler uyumlu bir şekilde birlikte çalışamıyor. Bunun sebebi açıkça söylemek gerekirse ırkçılık. İki büyük Arap partisi var. Biri 6 milletvekili, diğeri ise 5 milletvekili çıkaracak gibi görünüyor. Bu iki parti birlikte, muhalefetin ihtiyacı olan 60 sandalyenin (hatta muhtemelen 70 sandalyenin) üzerine çıkmasını kolaylıkla sağlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.
İsrail siyasetinde Netanyahu'nun bu durumda "akıllıca bir hamle yaptığını" ifade eden Ben-Ephraim, "Kendi tarafına geçeceğini düşündüğü partilerin önünü açıyor. Eski Likud üyesi Gilad Erdan gibi isimlerin, Netanyahu'dan hayal kırıklığına uğramış seçmenlerin oyunu alabilecek kendi partilerini kurmalarını sağlıyor. Bu isimler, Netanyahu kendilerine bir teklifte bulunursa büyük ihtimalle onunla masaya oturacaklar." şeklinde konuştu.
İsrail'in bölgedeki "sonsuz savaş" stratejisine değinen Ben-Ephraim, Tel Aviv yönetiminin normalleşme fırsatlarını heba ettiğini ve İran'a karşı açılan savaşla "ABD'nin Orta Doğu'daki gücünü zayıflattığı" değerlendirmesini yaptı.
Ben-Ephraim, "İşte bu yüzden Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasındaki karşılıklı savunma anlaşması muazzam bir gelişme. Bölgeyi istikrara kavuşturmak için yerel güçlerin bir araya geldiğini görüyoruz. Türkiye için büyük bir başarı." diye konuştu.
"İSRAİL HÜKÜMETİ MAHKUM DURUMDA"
Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Araştırmaları Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Selim Han Yeniacun ise İsrail'in "sonsuz savaş" politikasını tetikleyen iç ve dış faktörler olduğunu belirtti.
İç faktörlerin başında hükümetin aşırı sağcı ve ırkçı yapısının geldiğini vurgulayan Yeniacun, "Netanyahu ve Likud, kendi içerisindeki parçalanmaları önleyebilmek, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich gibi aşırı ırkçı figürlerin desteğini kaybetmemek adına hükümeti güvenlik politikalarında bu ikilinin eline mahkum etmiş durumda." dedi.
Yeniacun, İsrail'in 1948'den bu yana sürdürdüğü işgal ve savaş literatürünün "Begin doktrini" çerçevesinde şekillendiğini ve tehdit olarak görülen unsurlara önleyici saldırı düzenleme stratejisine dönüştüğünü kaydetti.
ABD-İsrail ilişkilerinde medyanın ve toplumsal bilincin etkisiyle Amerikan kamuoyunun Filistin meselesine bakışının değiştiğini vurgulayan Yeniacun, "Gazze'de gerçekleşen soykırım ve katliamlar, Amerikan toplumunda ve hatta ABD'deki Yahudi toplumunda ciddi bir tepkiye yol açtı. İsrail'in saldırganlığı, ABD'nin sürdürülebilir bir Orta Doğu politikası ortaya koymasının önünde büyük bir engel oluşturuyor." ifadelerini kullandı.
"BÖLGE ÜLKELERİ KENETLENİYOR"
Yaklaşan seçimlerin İsrail siyaseti için milimetrik hesaplara dayandığına dikkati çeken Yeniacun, Netanyahu'nun hükümette kalabilmek adına aşırı ırkçı ve marjinal grupları konsolide etmeye çalıştığını belirtti.
Yeniacun, "Eğer Netanyahu tekrardan başbakan olursa kuracağı hükümet bugünkü karakteristiğinden çok daha zalim, çok daha şedit, çok daha soykırımcı bir karakteristiğe sahip olacaktır." değerlendirmesinde bulundu. İsrail'in Ekim 2023'te başlayan Gazze Şeridi'ndeki soykırımıyla başlayan süreçte bölgede giderek yalnızlaştığını ifade eden Yeniacun, "Artık normalleşme diye bir şey kalmadı. İsrail'in de kuruluş kodeksinde yer alan David Ben-Gurion'un düşmana karşı düşman olmayan unsurlarla çevreleme politikası stratejisi, Netanyahu döneminde artık tamamen Begin doktrinine evrilerek, tehdit olarak gördüğünüz düşmanı o size saldırmaya fırsat bulmadan siz saldırın ve yok edin, misliyle karşılık verin doktrinine evrildiğini görüyoruz. İsrail'in bölgede yalnızlaşması öyle bir boyuta ulaştı ki ABD, İran'a saldırıyı durdurur ve bir mutabakat zaptı tam anlamıyla yürürlüğe girerse, İsrail'in bu saldırıları tek başına devam ettirmesi yönünde açıklamalar var." diye konuştu.
İsrail'in bölgedeki saldırganlığı sebebiyle bölgede dışlandığına dikkati çeken Yeniacun, "Bu yalnızlık sadece normalleşmenin ortadan kalkması değil, kendi müttefiklerinden de yalnızlaşmanın üzerine giden bir süreç." ifadelerini kullandı.
Yeniacun, "Türkiye gibi güçlerin ve bölgesel aktörlerin bir araya geldiğini görüyoruz. İyi örnek; etrafında ülkelerin, liderlerin, organizasyonların kenetlenmesine vesile oluyor. Türkiye'nin jeostratejik konumu ve bölgesel diplomasisi iyi bir örnek oluştururken, İsrail dışlandıkça mahallenin huzursuzluk çıkaran çocuğu gibi davranmaya devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.