BIST 14.105
DOLAR 46,97
EURO 53,79
ALTIN 6.217,15
HABER /  GÜNCEL

Türkiye'den AP'nin Kıbrıs kararına tepki: Alçakça iftiralar barındırıyor

Dışişleri Bakanlığı, Türk askerinin müdahalesini çarpıttığı, Kıbrıs Türk halkını ve Türkiye’yi hedef aldığı gerekçesiyle Avrupa Parlamentosunun Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı'na ilişkin kararına tepki gösterdi.

Abone ol

Dışişleri Bakanlığından Avrupa Parlamentosunda Kıbrıs konusunda kabul edilen karara ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Dışişleri Bakanlığı'ndan 9 Temmuz'da yapılan açıklamada, karar için "yok hükmünde" denildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada kararın, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) yönelik akıl dışı iddialar ve iftiralar barındırdığı belirtildi. Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı:

"Karar hakkında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya tam destek veriyoruz.
"Alçakça iftiralar barındıran söz konusu karar, Avrupa Birliği'nin ve özelde Avrupa Parlamentosu'nun, Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak belirli çevrelerin güdümüyle benimsediği yanlı ve çarpık yaklaşımın son örneğini teşkil etmektedir.
"Avrupa Birliği (AB) kurumlarının, Kıbrıs meselesine yönelik tarihi gerçekliklerden ve tarafsızlıktan gittikçe uzaklaşan bir yaklaşım içine girmesini endişe verici buluyoruz."

AP kararında neler var?

AB'nin yasama organı olan AP'nin kabul ettiği karar metni, "Türkiye'nin 1974'teki işgalinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri" başlığını taşıyor.
AP Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (FEMM) Komitesi tarafından AP Genel Kurulu gündemine taşınan ve AP üyesi Eleonora Meleti'nin raportörlüğünde hazırlanan metinde, Kıbrıs'ta 1974'te Rum kadın ve kız çocuklarına cinsel şiddet uygulandığı iddialarına yer veriliyor.

Kararda Türkiye, "uluslararası hukuku ihlal etmekle" suçlanıyor.
Kararda ayrıca Türkiye'nin "Kıbrıs Barış Harekâtı" olarak nitelendirdiği, Birleşmiş Milletler'in ise daha sonra "işgal" olarak tanımladığı askeri operasyonlar ve sonrasındaki süreçte kadın ve çocukların yaşadığı hak ihlallerine vurgu yapılıyor, Türkiye'nin uluslararası hukuk kapsamında mağdurlara tazminat ödemesi ve onların haklarını gözetmesi yükümlülüğü olduğu savunuluyor.