BIST 1.124
DOLAR 7,77
EURO 9,04
ALTIN 463,41

Marmara'nın depremsellik karakterini mikro depremler çözecek

ŞARKÖY’ün birçok noktasına 20 ile 50 arasında Ganos fay hattı üzerine sismolojik gözlem istasyonları kuruldu. Bu gözlem istasyonlarıyla eksi büyüklükteki mikro depremler dahi 2 yıl boyunca kaydedildi. Şimdi bilim insanları bu elde ettikleri verileri bir yıl boyunca inceleyerek Marmara Bölgesi'nin depremsellik karakterini öğrenmeye çalışacak.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Sismoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya,  " Çünkü fayın kırdığı parçanın yapısı, kırılan parça bizim için nasıl bir yapıya sahip olduğu çok önemli. Bunun taşıdığı yük, nasıl bir malzemeden oluştuğu depremin etkilerini nasıl gözlemleyebileceğimizde doğrudan etkili. Biz küçük depremleri gözleyerek aslında bir yapı analizi de ortaya koymaya çalışıyoruz" dedi.

FAY HALA HAREKETSİZ DURUMDA: 100 yıldan uzun süredir sessiz durumda olan Ganos Fayı, sismolojik gözlem istasyonlarıyla incelendi. Kaydedilen eksi büyüklükteki mikro depremlerle, fayın deprem üretme karakterini ve kırılma özelliklerini anlamak, gelecek deprem tehlikesini ortaya koyabilmek ve dünyanın en riskli sismik boşluklarından biri olarak nitelendirilen Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi içindeki parçasını yorumlayabilmek açısından son derece önemli. Ganos Fayı, Marmara Denizi'ndeki fay hattının karada bulunan bölümü. 108 yıl önce 7,4 büyüklüğünde deprem üreten bu fay hala hareketsiz durumda. Tekirdağ'ın Şarköy ilçesindeki Mürefte bölgesinde 1912'de gerçekleşen depremi üreten fayı incelemek üzere Türkiye-Almanya işbirliğiyle, İstanbul ve Boğaziçi üniversiteleri, Almanya GFZ Enstitüsü ve TÜBİTAK'tan bilim insanlarının yürüttüğü bir çalışma bulunuyor. Şarköy'ün birçok noktasına 20 ile 50 arasında Ganos fay hattı üzerine sismolojik gözlem istasyonları kuruldu. Bu gözlem istasyonlarıyla eksi büyüklükteki mikro depremler dahi 2 yıl boyunca kaydedildi. Şimdi bilim insanları bu elde ettikleri verileri bir yıl boyunca inceleyerek Marmara Bölgesi'nin depremsellik karakterini öğrenmeye çalışacak. 

YAKLAŞIK 100 YILDIR ENERJİ BİRİKTİYOR: Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Bölgesi'ndeki kara üzerinde olan en batı kısmını Ganos Fayı oluşturuyor. Bu fay yaklaşık 100 yıldır enerji biriktirmeye devam ediyor. Ganos Fayı'nın deprem üretme karakterini ve kırılma özelliklerini anlamak, fayın gelecek deprem tehlikesini ortaya koyabilmek açısından, dünyanın en riskli sismik boşluklarından biri olarak nitelendirilen Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun Marmara Denizi içindeki parçasını yorumlayabilmek açısından son derece önemli olduğu bildiriliyor. Fay üzerinde Güzelköy-Gaziköy-Hoşköy ve Sofuköy-Kavakköy arasındaki bölgelerde sık sık kurulan istasyon ağı sayesinde -güneş paneli ve sismometre setleri ile fay üzerinde meydana gelen mikro depremler dahi kaydedildi.

"ANA FAY ZONU KIRILMAYI BEKLEYEN BÜYÜK BİR DEPREME SAHİP AMA ONUN PARÇALARI KÜÇÜK DEPREMLER ÜRETMEYE DEVAM EDECEK": Demirören Haber Ajansı'na (DHA) proje ve Marmara'nın deprem riski ile ilgili değerlendirmelerde bulunan, Prof. Dr. Eşref Yalçınkaya, şunları söyledi: "Marmara Bölgesi oldukça etkin bir bölge ve deprem üretmeye devam ediyor. Son yaşadığımız deprem de yine Marmara Bölgesi içinde ana kolun hemen biraz daha güneyinde Şarköy, Hoşköy açıklarında meydana gelen orta büyüklükte bir deprem. Doğrudan ana fay üzerinde diyemesek de onun kollarında, parçalarında birisi. Marmara Bölgesi irili ufaklı birçok parçayı içinde barındırıyor. Her ne kadar biz ana fay zonundan emin olsak da bunun bazı küçük parçaları değişik farklı açılarda, farklı büyüklüklerde, kendi boyutlarına bağlı olarak deprem üretmeye devam ediyor. Yaşadığımız deprem de onlardan birisiydi. Sonuçta biz bütün depremlerin birbirileriyle etkileşim içinde olabileceğini hesaba katıyoruz. Fakat doğrudan bir büyük depremi oluşturabilecek etkiye sahip olduğu konusunda henüz yeterli bilimsel veriye sahip değiliz. Fakat hepsini ayrı özende incelemek zorundayız. Çünkü bunların hepsi ana zonun ürettiği fayların birisi. Onların üzerinde etkileşim. Birbirileriyle olan etkileşimleri mutlaka yeni depremlerin oluşmasına neden olacaktır. Bundan sonrada olacaktır benzer depremler. Ana fay zonu kırılmayı bekleyen büyük bir depreme sahip. Ama onun parçaları küçük depremler üretmeye devam edecek. Etkileşimde bunlar elbette, bazısı ana fay zonu üzerine artı yük bindirirken, bazısı da ana fay üzerindeki yükü boşaltabiliyor. Bunlar tamamen mekanizmalarına, uzaklıklarına, kırdıkları fay parçalarına bağlı olarak değişecektir. Hepsi düşünülebilir, hepsi hesaba katılabilir. Biz deprem tehlikelerini belirlerken küçük fayları da es geçmiyoruz. Onların ürettiği depremleri de mutlaka dikkate almak istiyoruz. Doğrudan çok etkin bir yer değil, çok etkin bir fayda değil ama pozitif ya da negatif etkiye sahip olabilir. Sonuçta burası oldukça büyük bir kırık. Bunun üzerindeki küçük depremlerden başlayın da, orta büyüklükteki depremlere kadar kırılmalar üretmeye devam ediyor. Fakat hepsinin etkileri birbirini takip edebilir, sönümlendirebilir. İncelemelerin sürmesi gerekir. Ana fayın nasıl bir mekanizmayla oluşabileceğini tahmin etmek açısından da küçük depremler bizim için son derece önemli."