İsrail basınında Türkiye’nin yükselen askeri gücü gündem oldu
İsrail merkezli Ynetnews’te yayımlanan analizde, İsrail ordusunun mühimmat, personel ve bütçe sorunlarıyla karşı karşıya olduğu belirtilirken Türkiye’nin yerli savunma sanayisi ve deniz kuvvetlerindeki büyümesine dikkat çekildi.
Washington'ın sınırsız lojistik desteğine güvenemeyeceğini anlayan Tel Aviv bütçe krizleriyle boğuşurken, Türkiye yerli savunma sanayii hamleleriyle askeri kapasitesini ve denizlerdeki hakimiyetini her geçen gün daha da tahkim ediyor.
Orta Doğu'da askeri dengeler yeniden kurulurken, İsrail ordusunun içine düştüğü mühimmat ve personel krizi, Ankara'nın bölgedeki derinleşen nüfuzuyla birleşince Tel Aviv'de alarm zillerinin çalmasına neden oldu. İsrail merkezli Ynetnews’de yer alan bir analize göre, Üç yıldır süren yıpratıcı çatışmaların ardından cephanelikleri boşalan ve bütçe çıkmazına giren İsrail, kendi savaş gemilerini üreten ve askeri altyapısını sürekli yenileyerek güçlendiren Türkiye'nin yükselen gücünü endişeyle takip ediyor.
“İSRAİL, TÜRKİYE’Yİ DÜŞMAN GÖRMÜYOR”
İsrail'in Suriye’de bulunan Ebu Ez-Zuhur Hava Üssü’nü hedef alan saldırısı, bölgedeki askeri hareketliliği yeni bir boyuta taşıdı. Türkiye'nin kardeş coğrafyadaki askeri varlığını derinleştirmesi Tel Aviv cephesinde endişeyle izlenirken, Türk Savunma Bakanlığı dikkat çeken bir açıklama yaptı. Ankara, katil Başşer Esed rejiminin yıkılmasından sonra Suriye'nin askeri altyapısını güçlendirmeye ve savunma yeteneklerini geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğini duyurdu.
Türkiye bölgede yeni bir askeri üs kurulacağı yönündeki iddiaları yalanladı. Analizde dikkat bir detay ise, “İsrail, Türkiye'yi düşman devlet olarak görmüyor. Aksine, İsrail savunma planlamacıları Türkiye'yi stratejik hizalanması değişebilecek, ilişkileri ve çıkarları değişebilecek ve halihazırda bölge genelinde etkisini genişleten önemli bir askeri güç olarak değerlendiriyor.”
CEPHANELİK KRİZİ VE BÜTÇE SAVAŞLARI
İran, Hizbullah, Hamas, Suriye ve Yemen gibi her biri farklı askeri yetenekler gerektiren çok sayıda cepheyle aynı anda mücadele etmek zorunda kalan ordu, bu savaşları birbirinden bağımsız düşünemiyor. Savunma yetkilileri, askeri güç yapılanmasında ortaya çıkan devasa açıkları güvenlik gerekçesiyle tamamen açıklayamasa da, mühimmat ve füze stoklarındaki erime, üretim kapasitesindeki yetersizlik ve tedarik planlarındaki aksamalar gizlenemez boyuta ulaştı. Masum ve silahsız insanlara karşı yıllardır soykırımlarına devam eden ordu, bunu gelecekteki savunma ihtiyaçları için ayrılan stratejik kaynakları tamamen tüketerek yapabildi.
Kaynakların tükenmesi, İsrail'de savunma bütçesi üzerindeki tartışmaları alevlendirdi. Başbakan Benjamin Netanyahu'nun önümüzdeki on yıl için öngördüğü yaklaşık 115,5 milyar dolarlık askeri yapılanma planı, Maliye Bakanlığı bürokratlarının sert uyarılarıyla karşılaştı. Netanyahu'nun bu devasa bütçeyi fonlamak adına devlet bütçesini yeniden açmak istediği iddia edilse de, askeri yetkililer mevcut kaynakların sadece günü kurtarmaya yettiğini belirtiyor. Savaşın başlangıcından bu yana harcanan 33 milyar dolardan fazla para; yedek askerlerin maaşlarına, mevcut uçak, tank ve gemilerin bakımına ve acil mühimmat alımlarına gitti. Oysa geleceğin ordusunu inşa etmek; denizaltı siparişleri vermeyi, füze üretim hatlarını genişletmeyi ve yerli sanayiyi büyütmeyi gerektiriyor. Hükümet bugün onay verse bile, bu sistemlerin üretilip orduya entegre edilmesi yıllar alacağı için kaybedilen her ay, İsrail'in gelecekteki savunma kapasitesini tehlikeye atıyor.
TÜRKİYE'NİN EZİCİ ÜSTÜNLÜĞÜ
Askeri kapasite ve üretim gücü arasındaki bu makas, özellikle denizlerde kendini çok net hissettiriyor. Türk Deniz Kuvvetleri bünyesindeki 14 denizaltı, 17 fırkateyn ve onlarca modern savaş gemisiyle bölgede ezici bir üstünlük kurmuş durumda. Kendi savaş gemilerini tasarlayıp inşa eden Türkiye, denizcilik teknolojilerinde sürekli vites yükseltirken; İsrail sadece 6 denizaltı ve oldukça sınırlı bir su üstü filosuyla varlık göstermeye çalışıyor. Türkiye’yi düşman olarak görmediğini iddia eden analizde, “İsrail'in mevcut bütçesinin çözmesi gereken sorun, Türkiye ile aradaki askeri açığı kapatmak değildir. İsrail'in mevcut rakipleri olan İran, Hizbullah, Hamas, Suriye ve Yemen'den gelen tehdide karşı mevcut kapasite açıklarını kapatmak için ihtiyaç duyulmaktadır.”
Erdoğan liderliğinde dünya sıralamalarına giren savunma sanayiimiz, askeri yeteneklerin kriz anında aceleyle değil, barış döneminde planlı bir şekilde inşa edilmesi gerektiğinin en somut kanıtıdır.