Erken doğum nedenleri diş etiniz bile büyük tehlike!

Erken doğum nedenleri arasında aklınıza gelmeyecekler bile var. Erken doğum nedenleri arasında tiriod hastalıkları, enfeksiyonlar, rahim sorunları gibi aklınıza gelebilecek nedenlerin yanı sıra diş eti hastalıkları gibi asla düşünemeyeceğiniz nedenler bile olabilir. İşte erken doğuma neden olabilecek risk faktörleri ve korunma yolları.

Bebek bekleyen çiftlerin en başta gelen istekleri bebeklerinin zamanında ve sağlıklı doğmaları hiç kuşkusuz. Ancak günümüzde her 8-10 doğumdan 1’inde bebekler beklenen tarihten erken dünyaya geliyor. Ülkemizde yılda bir milyon 250 bin civarında doğum olduğu düşünülürse, bu her yıl yaklaşık 125 bin bebeğin erken dünyaya gözlerini açtığı anlamına geliyor. Dünya genelinde her yıl 15 milyon bebek erken doğuyor ve 1 milyon bebek erken doğumun yol açtığı sorunlar nedeniyle kaybediliyor. Üstelik bu doğumların en az yarısında hiçbir risk faktörü bulunmuyor, dolayısıyla aslında her hamile kadın risk altında oluyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum / Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Bildirici ancak yine de umutsuzluğa kapılmamak gerektiğine, özellikle hamilelik öncesi danışma, hamilelikte düzenli muayene, testler ve takipler sayesinde erken doğumun çeşitli risk faktörlerinin öngörülebildiğine dikkat çekerek, "Örneğin hamilelik öncesinde smear testinde normal dışı bir durum saptanırsa, hızla, gelecekte rahim ağzı kanseri için risk teşkil edebilecek durumlar tedavi ediliyor, ayrıca varsa vajinal veya rahim ağzı enfeksiyonları hamile kalınmadan tedavi edilebiliyor. Yine rahimdeki şekil bozuklukları, rahim içinde yer alan polip ve miyom gibi bazı patolojiler de henüz hamile kalınmadan kapalı yöntemlerle tedavi edilebiliyor ve bu sorunlar nedeniyle oluşabilecek erken doğumlar önlenebiliyor” diyor. Peki hangi etkenler erken doğuma yol açabiliyor? Bu sorunlara karşı tıp dünyası hangi tedavileri uyguluyor? Prof. Dr. İbrahim Bildirici erken doğuma neden olan etkenleri anlattı, önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Çok kilolu ya da çok zayıf olmak: Özellikle obezite sorunu olan kadınlarda hamilelikte hipertansiyon ve diyabet daha fazla görülüyor; bu hastalıklar da erken doğumu gerektirebiliyor. Çok zayıf kadınlarda ise beslenme bozukluğu ve artmış stres hormonları erken doğuma zemin hazırlayabiliyor. Dolayısıyla hamile kalınmadan önce ideal vücut kitle indeksi olan 18.5-24.9 kg/m2 arası değere ulaşmak çok önemli.

Vajinal kanamalar: Hamilelikte özellikle 12. haftadan sonra vajinal kanamalar olması halinde erken doğum riski yükseliyor. Çoğu hamilede kanama sonrası hayat temposunun düşürülmesi, istirahatin artırılması, cinsel aktivite yasağı, sancılar varsa buna yönelik ilaç tedavileri gibi yöntemler önerilse de, bunların etkinliği kanıtlanmış değil.

Çoğul hamilelikler: Prof. Dr. İbrahim Bildirici çoğul hamileliklerin erken doğum için önemli bir risk faktörü olduğu uyarısında bulunarak, “Bu nedenle infertilite tedavilerinde tekiz hamilelik hedeflenmeli ve mümkün olduğunca tek embriyo transfer politikası tercih edilmeli” diyor.

Fetal büyüme geriliği: Hamilelik haftasına göre, kilosu beklenen ağırlığın yüzde 10’undan daha az olan fetuslarda kordondaki kan akımında bozulma, sıvı azalması, anne karnında stres ve kayıp riski gelişebiliyor; bu durum da erken doğum gerektirebiliyor. Ayrıca fetusun bazı doğumsal anormallikleri de erken doğumla sonuçlanabiliyor.

Sigara kullanımı: Sigara anne adayının ve plasentanın oksijen alımını bozarak; erken doğum, erken su gelmesi, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılması gibi risklerin tümünü artırıyor. Bu önemli zararları nedeniyle sigaranın hiç içilmemesi, eğer içiliyorsa tercihen hamile kalınmadan veya hamilelikle birlikte bırakılması çok önemli.

Hamilelikler arasının 6 aydan kısa olması: Yapılan çalışmalara göre; 6 aydan kısa aralıkla hamile kalınması erken doğum riskini 1.5 kat artırıyor. Hamilelikler arasında 1.5-2 yıl olması ideal kabul ediliyor.