Endonezya depremi sonrası korkutan Marmara uyarısı! Prof. Dr. Bektaş: Uzak depremler fayları tetikleyebilir
Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Bektaş, Endonezya’da meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremin ardından “uzaktan deprem tetiklenmesi” ihtimaline dikkat çekti. Büyük depremlerin oluşturduğu sismik dalgaların, kırılma eşiğine yaklaşmış faylarda geçici stres değişimine neden olabileceğini belirten Bektaş, bu mekanizmanın Marmara açısından da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Osman Bektaş, 14 Ağustos’ta Endonezya’nın Flores bölgesinde meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremin ardından Marmara’daki deprem tehlikesine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.
Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Endonezya depreminin yalnızca meydana geldiği bölge açısından değil, büyük depremlerin uzaktaki faylar üzerindeki olası etkilerinin anlaşılması bakımından da önemli olduğunu belirtti.
Bektaş, “Marmara 7,4’lük İstanbul depremini üretebilecek gerilme eşiğindeyse, 1999 ve 2025 depremleri tetiklenmeyi niçin oluşturmadı?” sorusunu gündeme getirdi.
“M7+ DEPREMLER YALNIZCA KENDİ FAYLARINDA KALMAYABİLİR”
Bektaş, Flores bölgesinin Pasifik Ateş Çemberi üzerinde bulunduğunu ve bölgedeki levha hareket hızının yılda yaklaşık 64 milimetre olduğunu belirtti.
Bu yüksek hareket hızının bölgede daha hızlı enerji birikimine ve daha kısa sismik döngülere yol açabileceğini kaydeden Bektaş, asıl dikkat edilmesi gereken noktanın büyük depremlerin oluşturduğu sismik dalgalar olduğunu söyledi.
Bektaş, “M7+ depremler yalnızca kendi faylarında kalmayabilir. Sismik dalgaların oluşturduğu geçici dinamik stres, uzaktaki kritik durumdaki fayları da tetikleyebilir” değerlendirmesinde bulundu.
“DİNAMİK STRES BİNLERCE KİLOMETREYE ULAŞABİLİR”
Bektaş’ın paylaştığı değerlendirmeye göre büyük bir deprem sırasında ortaya çıkan sismik dalgalar, geçtiği bölgelerde saniyeler veya dakikalar boyunca geçici gerilme değişimleri oluşturabiliyor.
Bu etkinin, dalganın özelliklerine bağlı olarak binlerce kilometre uzaktaki faylara kadar ulaşabileceğini belirten Bektaş, ancak bunun her büyük depremin başka bir büyük depremi mutlaka tetikleyeceği anlamına gelmediğinin de altını çizdi.
Kritik noktanın, uzaktaki fayın zaten kırılmaya ne kadar yakın olduğu olduğu belirtiliyor.
MARMARA İÇİN KRİTİK SORUYU GÜNDEME GETİRDİ
Bektaş, Endonezya’daki depremin ardından tartışmayı doğrudan Marmara’ya taşıdı.
Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara segmentlerinin uzun süredir enerji biriktirdiğine işaret eden Bektaş, şu soruyu yöneltti:
“Marmara M7,4 İstanbul depremini üretebilecek gerilme eşiğindeyse, 1999 ve 2025 depremleri tetiklenmeyi niçin oluşturmadı?”
Bektaş’ın burada 1999’daki 7,2 büyüklüğündeki Gölcük depremi ile 23 Nisan 2025’te İstanbul’un Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremi kastettiği belirtiliyor.
1999 GÖLCÜK VE 2025 SİLİVRİ DEPREMLERİ
17 Ağustos 1999’daki Gölcük depremi, Kuzey Anadolu Fayı üzerinde meydana gelmiş ve Marmara Bölgesi’ni ağır biçimde etkilemişti.
23 Nisan 2025’te ise Marmara Denizi’nde, Silivri açıklarında 6,2 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.
Bektaş’ın gündeme getirdiği soru, bu iki önemli depremin oluşturduğu stres değişimlerine rağmen İstanbul açıklarındaki beklenen büyük kırılmanın neden gerçekleşmediği üzerine kurulu.
Buna göre bir fayın büyük deprem üretmeye “yakın” olduğunun söylenmesi ile dışarıdan gelen her stres değişiminin o fayı hemen kırmasının beklenmesi aynı şey değil.
“MARMARA’DA BU MEKANİZMA GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”
Bektaş, paylaştığı grafikte Marmara’daki Kuzey Anadolu Fayı segmentleri için levha hareket hızının yaklaşık 20-25 milimetre/yıl düzeyinde olduğunu, Endonezya’daki Flores bölgesinde ise bunun yaklaşık 64 milimetre/yıla ulaştığını belirtti.
Bu nedenle iki bölgenin sismik döngülerinin doğrudan aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğine işaret etti.
Bununla birlikte Bektaş, Marmara’daki fayların uzun süredir enerji biriktirdiği düşünüldüğünde uzaktaki büyük depremlerden kaynaklanan dinamik stres mekanizmasının da bilimsel çalışmalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bektaş değerlendirmesinde, “Marmara’da da bu mekanizma tamamen göz ardı edilmemeli; sürekli izleme ve bilimsel değerlendirme şart.” ifadesine yer verdi.
Bektaş paylaşımını, “Depremleri tam olarak öngöremeyiz, ama olasılıkları bilimle değerlendirerek riski azaltabiliriz.” mesajıyla tamamladı.