Devlet Bahçeli'nin alkışladığı DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan'ın konuşması
TBMM'de terörsüz Türkiye yasa teklifi görüşmeleri devam ediyor. DEM Parti adına Tuncer Bakırhan kürsüde konuşma yaptı ve "bulunduğumuz coğrafyada ilk kez sınırların hukukla çizildiğine' vurgu yaptı. Tuncer Bakırhan'ın tarihi yasaya ilişkin sözlerini MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin alkışlaması dikkat çekti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı. Meclis'in yeni bir tarihin önünü açması gerektiğini söyleyen Tuncer Bakırhan, yaptığı konuşma ile MHP lideri Devlet Bahçeli'den de alkış aldı. Tuncer Bakırhan şunları söyledi:
-Bir asırlık Kürt meselesi, çatışmanın gölgesinden hukukun zeminine taşınıyor. Biz burada, bu tarihi geçişe tanıklık ediyoruz. Görüştüğümüz bu kanun teklifi, ülke olarak yeni bir istikamete yol almanın pusulasıdır. Bizi bu istikamete götürecek olan adres TBMM’dir.
-"Biliyoruz ki tarihe geçecek günler güçlü bir irade gerektirir. Bu irade bugün bu Meclis'te vardır."
-Bu süreç başladığında bazı dış güçler ne dedi biliyor musunuz? Bu adımla Ortadoğu dengeleri altüst olacak dediler.
-Aslında altüst olacak olan küresel güçlerin yüz yıllık hesaplarıdır. Bunu çok iyi biliyoruz.
-Bu süreç, kardeşi kardeşe kırdırma hesaplarını altüst edecek; beraberliğimizi kaim kılacak, ortak geleceğimizi güçlendirecektir.
Artık çatışma ve şiddet zemininden çıkma fırsatı önümüzde duruyor. Bu kanun teklifiyle, beraberliğimizi ve geleceğimizi güçlendirecek önemli bir adım atıyoruz. Güçlü bir başlangıç yapıyoruz. 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile bu başlangıca imkân sağlayan Sayın Öcalan’ın bu kurucu rolünün altını önemle çizmek istiyorum. Kendisinin Türkiye çözümünden yana çabalarının önyargılarla değil hakkaniyetle görülmesi gerekiyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin süreçteki kurucu rolünün hakkını veriyoruz.
-Bu coğrafyada haritalar silahla, sınırlar genelde acıyla çizildi. Şimdi ilk kez hukukla yazılan bir sayfa var. Altını önemle çizmeliyim ki bu sayfa Türkiye'de yazılırsa mürekkebi tüm bölgeye yeter."
Bugün görüştüğümüz bu yasa ayrıcalık üreten bir yasa değildir, çatışma çözümünün ilk adımıdır. Bu bir al-ver meselesi değildir. Bu, tarihsel ilişkimizi düzeltmenin ve doğru bir buluşmayı gerçekleştirmenin adımıdır. Bu yasa ve süreç, taviz değildir; yenme ve yenilme hiç değildir. Bu sürecin tek bir kazananı var, o da tüm Türkiye’dir, 86 milyon yurttaşımızdır.
-Bu kürsüden Türk kardeşlerime açık yüreklilikle sesleniyorum: Bu süreçte sizden eksilen hiçbir şey yoktur, olmayacaktır. Aksine bu süreç Türkiye’yi büyütecek ve refaha kavuşturacak bir süreçtir. Ülkenin bütünlüğü ve değerleri asla müzakere konusu değildir.
Yüz yıldır size “bölüneceğiz” korkusu anlatıldı, yine anlatılmaya devam ediyor. Oysa bu ülkeyi bölünmeye en çok yaklaştıran şey çatışmanın kendisiydi. Kürtler ayrılmak isteseydi Meclis'in çatısı altında olmazdık arkadaşlarımızla birlikte. Biz buradayız; çünkü vatan ortak, gelecek ortaktır.
Evlatlarını yitiren ailelere de sesleniyorum: Evlatlarınızın hatırasına gösterilecek en büyük hürmet, emin olun, başka hiçbir evladın ölmemesi ve zarar görmemesidir. Acılarınızı asla tartmayacağız, asla yarıştırmayacağız. Acı hangi evde olursa olsun, Şırnak’tan Tekirdağ’a hepimizindir.
-Bu ülkedeki her acıyı yüreğimin en müstesna köşesinde taşıyorum. Tek bir amacımız var o da başka acıların yaşanmamasıdır.
-Kürt halkına da aynı açıklıkla sesleniyorum: Bu süreç kimliğimizin eritilmesi değil, varlığımızın hukukla buluşmasıdır. “Yine mi kandırılacağız” kaygısını biliyoruz; bu kaygı vehim değil, sizi çok iyi anlıyoruz. Her şeyden önce Kürtler artık örgütlü bir halktır. Ne kanar ne de kandırılır.
- Velev ki terazimiz şaşsa da düzeltecek bir kantar var, o da sizsiniz. Emin olun ki siyaset alanında Kürt halkının demokratik hakları için mücadelemiz daha güçlü bir şekilde devam edecek. Ama şimdi hepimizi yakan bir ateş var. Önce o ateşi söndürmeliyiz. Kürtçede “Agir bi agir venamire” denir. Yani ateş ateşle söndürülmez. 50 yıllık çatışmanın Şırnak’tan Tekirdağ’a kadar bize öğrettiği en yalın hakikat budur. Bir tarafın yenilgisi üzerine kurulan her düzen, içinde bir sonraki çatışmanın tohumunu taşır. Çatışma çözümlerinde başarı da “Her kimlik, her inanç, her topluluk kendisini bu ülkenin asli vatandaşı olarak görüyor mu?” sorusuna verilen cevapta bulunur.
Bu süreç, Türkiye’nin bölünmesine değil bütünleşmesine; ayrışmaya değil ortak yaşamın güçlendirilmesine fırsat sunacak. Bu kanun teklifi ise ortak yaşamın siyasi ve hukuki harcının güçlendirilmesinde atılan ilk adımdır.
-Bu kanun teklifine verilecek her evet oyu 86 milyonun geleceğine atılacak bir imzadır.
-Değerli arkadaşlar, barışı eken yaşamı biçer. Barışla birlikte kerpiç evlere gencecik insanların ölüm haberi artık gitmeyecek. Analar yasta değil ortak muhabbette buluşacak. Şimdi bu yasayla müreffeh ve barış içinde bir Türkiye’ye demir atabiliriz. Bu yasayla henüz doğmamış çocukların hayatında, milyonlarca insanın sofrasında bereketi çoğaltabiliriz.
-Yüz yıl önce bu meclis farklı kimlikleri aynı çatı altında toplayarak bir yaşam inşa etti. Yüz yıl sonra aynı meclis en ağır meselesini yeniden kendi kürsüsüne, hukukun ve siyasetin diline çağırıyor. 86 milyon “Ankara Çözümü”ne hazırlanıyor.
-Bir asır önce bu çatı altında bir cumhuriyet kuruldu. Şimdi onu, çerçeve yasadan başlayarak hepimizin evi haline getirmenin vaktidir.
-Yarın özgür düşüncenin ve eşit yaşamın şafağının attığı bir güne merhaba diyeceğiz. Biz buna hem hazırız hem de bunda kararlıyız.
-Bu kanun teklifinin altına düşülen imzalar bu ülkede bir daha hiçbir zaman silahın konuşmadığı bir geleceğin ilk mührü olsun. Bu mühür bozulmasın. Bu barış kalıcı olsun, ortak ve eşit yaşamımız baki olsun.