COP31 Başkanı Kurum: “Sıfır Atık müzakerelerde de ana başlıklardan biri olacak”
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi" panelinde konuştu. Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli başlığını ve 6 uygulama hedefini sıraladı, “İlk önceliğimiz Sıfır Atık..."
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İletişim Başkanlığınca düzenlenen "Sıfır Atık'tan COP31'e: Türkiye'nin İklim Diplomasisi" paneline katıldı. İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran’ın ev sahipliğinde düzenlenen programda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Burak Demiralp, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu Gürsoy, AK Parti Milletvekilleri Mehmet Galip Ensarioğlu, Emel Gözükara Durmaz, Abdulkadir Özel, TRT Genel Müdürü Prof. Dr. Zahid Sobacı, diğer kurumların genel müdürleri, üniversite rektörleri, kurul üyeleri ve İletişim Başkanlığı yöneticileri de yer aldı.
“SIFIR ATIK ÇAĞRISINDA DOĞA İLE İNSAN RAKİP DEĞİL, YOL ARKADAŞIDIR”
Sıfır Atık Hareketi’nin Türkiye ve dünya için önemine dikkat çeken COP31 Başkanı, “Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlattığımız Sıfır Atık Hareketi insanlığın sıfır noktasından tüm insanlığa yepyeni bir çağrı yaptı. Tabii bu çağrıda şunu hep söylüyoruz: doğa ile insan rakip değil, yol arkadaşıdır. Ve bu çağrıyı yapan Anadolu insanı, yere düştüğünde ekmeği öpüp alnına koyan, akan sudan bile israf etmeyen ve sınırsız tüketim anlayışını hor gören bir kültürden gelmektedir. İşte tam bu nedenle Sıfır Atık ülkemizde büyük bir seferberliğe dönüştü. Bu anlamda bireyden topluma, toplumun tüm kesimlerine kadar dalga dalgayayıldı. Çocuklarımız öğrendiklerini evlerine taşıdılar, ailelerimiz alışkanlıklarını değiştirdi” dedi. Kamu kurumlarının bu alanda yürüttükleri projelerle örnek teşkil ettiğinin altını çizen COP31 Başkanı Kurum,Türkiye’nin bu hareketle, kaynaklarını korurken enerjiden ve sudan tasarruf sağladığını sera gazı salımınıazalttığını anlattı. Kurum, bu sayede Türkiye’nin 2017yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranını 2025’te yüzde 37’ye ulaştırdığını, 90 milyon ton atığın geri kazandırıldığını ekonomiye yaklaşık 365 milyar liralık katkı sağlandığını belirtti.
DOA 500 MİLYON AMBALAJI GEÇTİ
Sıfır Atık Hareketi’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Uygulaması ile yeni bir aşamaya taşındığını belirten Bakan Kurum, “Atıklarımızı topluyor, dönüştürüyoruz ve ekonomiye yeniden kazandırıyoruz. Ambalajlar bu anlamda geri dönüşüme tabii tutuluyor ve bu çerçevede projeye başladığımız günden itibaren 520 milyon ambalajı ekonomimize yeniden kazandırdık. Bu yönüyle Sıfır Atık Hareketi sadece yerel bir tecrübenin küresel bir başarısının adı değil. Bu anlamda küresel ölçekte yürüttüğümüz iklim diplomasisinin ortak çalışma dilidir. Ben bu vesileyle bir kez daha Sıfır Atık Hareketi’nin dünyaya yayılması için büyük emek gösteren Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'ye şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
“İNSANLIK VE DOĞA, BİR UÇURUMUN KENARINA DOĞRU HIZLA İLERLİYOR”
Türkiye’nin COP31’e siyasi istikrarsızlığın derinleştiği, çatışmaların arttığı, en temel insani sorunların tüm coğrafyaları etkilediği bir dönemde hazırlandığına dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, şöyle devam etti: Dünya bugün büyük bir sarsıntının içinde. Savaşlar milyonlarca insanı yurdundan ediyor ve ekonomik krizler, çatışma kaynaklı belirsizlikler dengeleri değiştiriyor. Öyle bir noktaya geldi ki devletler, vatandaşlarına ‘evlerinizde gıda stoku’ yapın diyor. İnsanlık bu anlamda belirsizliğin kuşattığı daracık bir çemberin içine sıkışmış durumda. Ama şunu açıkça söyleyeyim, bu anlamda gerçekten bugün manşetleri dolduran bu siyasi ve ekonomik fırtınalar gelip geçecek. Geçmeyecek olan, geri getiremeyeceğimiz olan başka bir şey var: insanlık ve doğa bir uçurumun kenarına doğru maalesef hızla ilerliyor. Asıl tehlike, iklim krizinin bu gezegeni nefes alınamaz, yaşanamaz bir yere çevirmesidir.
ANTALYA’DAKİ HORTUM FELAKETİ
Antalya’da 4 vatandaşın hayatını kaybettiği hortum felaketine dikkat çeken Bakan Kurum, “İşte daha dün gece takip etmişsinizdir, Antalya'da şiddetli bir hortum. Ve bu hortum birçok ilçemizi adeta yıkıp geçti. Maalesef 4 vatandaşımızı kaybettik. Ben hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına tüm Antalya'mıza sabırlar diliyorum. Biz Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle iklim krizinin yıkıcı etkilerine maruz kalan bir ülkeyiz. Ve bu bilinçle yaşamayı öğrenmeli, tedbirleri almalıyız. İşte geçtiğimiz haftalarda İstanbul'da, Sarıyer'de, Ayazağa'da, Şile'de yine seller yaşadık. Kocaeli'de, Sakarya'da seller maalesef şehirlerimizi vurdu. Orada şehrimizin altyapısına, malına ve vatandaşlarımızın canına zarar verdi. İşte aslında iklim değişikliğiyle mücadele derken, uyum derken, adaptasyon derken tam da bunu kastediyoruz. Onun için kentsel dönüşümü bir milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz” dedi.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE, GÜÇLÜ BİR DİPLOMASİ GEREKTİRİYOR”
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde iklim diplomasisine yön vereceğine dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, şöyle devam etti: Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tüm dünyayı Antalya'da ağırlayacağız. Aslında tüm yaşadıklarımızdan çıkardığımız dersleri, sahada kazandığımız tecrübeyi ki, deprem bölgesinde 2 yılda 455 bin konutu vatandaşına teslim eden, dirençli şehirleri kuran altyapısıyla, üstyapısıyla, sosyal donatısıyla birlikte orada vatandaşıyla 6 Şubat sabahı el ele vermiş ve o şehirleri inşa etmiş bir Türkiye'nin tecrübesini, çözümlerini tüm dünyayla paylaşacağız. Bildiğiniz üzere iklim değişikliğiyle mücadele güçlü bir diplomasi gerektiriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla ifade ettiği gibi, ‘barışa giden en kestirme yol; yapıcı diyalog ve diplomasidir.’ Biz de insanlığın doğayla artık barışması gerektiği inancıyla iklim krizinin bu anlamda temel nedeni olan bizleri, yani insanlığı diyaloğa davet ediyoruz. Bu kapsamda ülkelerin imkanları, ihtiyaçları ve iklim krizindeki sorumluluklarının farklı olduğu gerçeğini merkeze alıyoruz. Kuraklıkla mücadele eden bir ülkenin de yükselen deniz seviyeleri nedeniyle geleceğinden endişe eden bir devletin de Antalya'da sesini duyurmak istiyoruz. Kimseyi geride bırakmayacağımız, herkesle uzlaşı içerisinde hareket edeceğimiz, herkesi dinleyeceğimiz ve ortak bir çözüm iradesini de ortaya koyacağımız bir başkanlık sürecini inşallah yürütüyor olacağız. İşte COP31'e tam da bu anlayışla hazırlandık ve yol haritamızı diyalog, uzlaşı ve aksiyon olarak belirledik. Diyalogla ülkelerin ihtiyaçlarını belirleyecek ve bu anlamda yol haritamızı yine belirlediğimiz hedefler doğrultusunda ortaya koyacak, iradeyi güçlendirecek ve eylemle de aslında bu iradeyi somut sonuçlara dönüştüreceğiz.
“ANTALYA’YA YÜRÜTTÜĞÜMÜZ İKLİM DİPLOMASİSİNİN ÇIKTILARIYLA GİDİYORUZ”
COP31 Başkanlığı olarak güçlü bir diplomasi trafiği yürüttüklerinin altını çizen Bakan Kurum, “Antalya'da kuracağımız her bir masanın dünyanın yine herhangi bir yerinde çözüme kavuşan bir ihtiyaca karşılık gelmesini bekliyoruz. Orada evet sözler söyleyeceğiz, taahhütler vereceğiz ama artık taahhütlerin eyleme geçtiği, somut sonuçların üretildiği bir başkanlık sürecini de Antalya'da ortaya koymuş olacağız. Bu amaçla bir yıldır tüm bakanlıklarımızla birlikte çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koymuş olduğu irade çerçevesinde ilgili tüm bakanlıklarımız; 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefini yakalama anlayışıyla gerek iklim değişikliğine uyum gerek iklim değişikliğine adaptasyon bağlamında enerjiden sanayiye, tarımdan kültüre hemen hemen her alanda bu iradeyi ortaya koydu ve yoğun bir hazırlık yürüttük. Hatay'dan Çin'e, Rusya'dan Trabzon'a, Fiji'den Bonn'a, Suudi Arabistan'dan Brüksel'e, Cenevre'ye kadar 51 ziyaret gerçekleştirdik ve 16 uluslararası zirveye katıldık. Bu temasların her birinde ülkelerin neye ihtiyaç duyduğunu ve birlikte ne yapabileceğimizi konuştuk. Antalya’ya tüm bu toplantıların, yıl boyunca dinleyerek ve çalışarak birlikte yürüttüğümüz iklim diplomasisinin çıktılarıyla gidiyoruz” diye konuştu.
“COP31 BAŞKANLIĞI OLARAK, YAPTIĞIMIZ HER ÇAĞRININ GEREĞİNİ YERİNE GETİRDİĞİMİZİ DE İFADE EDECEĞİZ”
COP31 Başkanlığı’nın ‘uygulama ‘hedefine vurgu yapan Bakan Kurum, şöyle devam etti: COP31'de Türkiye olarak dünyaya ne söyleyeceksiniz derseniz, her şeyden önce ‘Artık taahhütlerin eyleme geçme zamanıdır. Şimdi uygulama zamanıdır’ diyeceğiz ve işte o ‘gündelik krizlerin gürültüsü asıl gerçeğin sesini hiçbir zaman bastırmasın. Ve dünyamızın yarınını karanlığa bırakmayalım’ diyeceğiz. ‘İklim krizinin yıkıcı sonuçları gündelik hayatımızda hissediliyorsa iklim hedeflerinin sonuçları da görünür olmalı’ diyeceğiz. Elbette COP31 Başkanlığı olarak yaptığımız her çağrının gereğini yerine getireceğimizi de ifade edeceğiz. Türkiye olarak hedeflerimizi belirledik. Taahhütlerimizi ortaya koyduk, şimdi bu hedefleri hayata geçirecek yatırımları hızlandırma, iş birliklerini büyütme zamanıdır. ‘COP31 uygulama COP’u olacak’ sözümüzü 10 öncelikle Antalya'da konuşacağız.
“SIFIR ATIK MÜZAKERELERDE DE ANA BAŞLIKLARDAN BİRİ OLACAK”
Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli başlığını ve 6 uygulama hedefini sıraladı, “İlk önceliğimiz Sıfır Atık. COP Alanının her noktasında deneyimleyeceğimiz Sıfır Atık müzakerelerde de ana başlıklardan biri olacak. 2035’e kadar küresel belediye atık üretiminde beklenen artışı en az yarı yarıya azaltmayı hedef koyduk. Aynı tarihe kadar döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarma hedefini ortaya koyduk ve bu kapsamda da ortaklıkları teşvik ediyoruz” dedi. Bakan Kurum, diğer eylem gündemi başlıklarını, Temiz Enerji Dönüşümü/ Elektrifikasyon, Gıda Güvenliği, İklim Uygulama Köprüsü, Okyanuslar ve Denizler, İklim Dirençli Şehirler, Gençlik ve Eğitim, Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri, Rio Sinerjisi, Yeşil Sanayileşme olarak sıraladı.
SURFF VE İKLİM UYGULAMA KÖPRÜSÜ’NÜ ANLATTI
COP31’in 6 uygulama hedefi arasında yer alan Elektrifikasyonun küresel nihai enerji tüketimindeki payının 2035’te yüzde 35’e ulaşması hedefi ile SURFF ve İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE)’ı ayrı bir parantez açan Bakan Kurum, “İklime dirençli şehirler insanlığın ortak hedefi olmalı dedik: Türkiye olarak binaların enerji kullanım yoğunluğunu 2035’e kadar en az yüzde 25 azaltma hedefi koyduk. Öte yandan İLBANK’lageliştirdiğimiz SURFF (Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti) projemiz var. Şehirlerimizin altyapı ihtiyaçlarını finansmana hazır yatırım projelerine dönüştürmeyi amaçladık. Bugün gelişmekte olan birçok ülke maalesef bu projeleri hazırlamakta bile güçlük çekiyor. Bu hedefi destekleyecek, birlikte finansmanı ve kurumsal kapasiteyi güçlendirecek İklim Uygulama Köprüsünü (BRİDGE) hayata geçiriyoruz. Ülkelerin hedeflerini uygulanabilir projelerle buluşturacağız. Aslında proje hazırlığından teknik desteğe, finansmana erişime kadar ihtiyaç duyulan tüm bağlantıları bu anlamda güçlendireceğiz” dedi.
“TÜRKİYE OLARAK BİR KEZ DAHA, KITALAR ARASINDA KÖPRÜ KURACAĞIZ”
Türkiye’nin ‘uygulamaya geçme’ kararlılığı ile bu organizasyona ev sahipliği yapacağının altını çizen COP31 Başkanı Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: COP31 Başkanlığımızın tamamında Sayın Cumhurbaşkanımızın en çetin krizlerde dahi diyalogdan vazgeçmeyen, uzlaşı için sorumluluk alan anlayışını benimseyeceğiz. Bu anlayışla Türkiye olarak bir kez daha kıtalararası köprü kuracağız. Hep söylüyoruz, Türkiye,Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında köprü vazifesi görecek. Gelişmiş ülkelerin beklentilerini, gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayan bir köprü vazifesi görecektir. Bu kapsamda o köprü kuracağımız başkanlık anlayışının yine altında Antalya'da çok önemli organizasyona ev sahipliği yapacağımızı ifade ettik ve bugün dünyanın en önemli toplantılarından biriyle 85 lideri, 300'e yakın bakanı, 1,5 milyon ziyaretçiyi ağırlayacağımız bir toplantıdan bahsediyoruz. Bu gerçekten iklim diplomasisindeki en önemli toplantı. Tüm misafirlerimizle birlikte iklim krizini diplomasiyle, sanatsal gösterilerle, kültürel etkinliklerle ve gençlerimizin güçlü bir şekilde katılımıyla anlatıyor olacağız. Ulusal, uluslararası çok değerli sanatçılarımızın eserleri, sergiler, konserler, paneller, etkinlikler yine dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimize unutulmaz bir deneyim yaşatacağız. Mavi Alan, Yeşil Alan’la birlikte 1.1 milyon metrekarelik Türkiye'nin en büyük açık hava gösteri merkezi olacak Antalya Expo alanı. Tüm Türkiye'yi buraya davet ediyoruz. Antalya'nın misafirperverliğini ve Türkiye'nin gücünü göstereceğiz ve en önemlisi inanıyorum ki ülkemizin barışçıl diplomasisi COP31'e ilham olacak ve diyalogla kurulan her masa uzlaşıya ve eyleme dönüşecek. Birlikte attığımız her adım çocuklarımıza bırakacağımız yine en büyük miras olacak.
İLETİŞİM BAŞKANI DURAN: ZİRVE FARKLI KOŞULLARA VE ÖNCELİKLERE SAHİP ÜLKELERİ ORTAK ÇÖZÜMLER ETRAFINDA BİR ARAYA GETİRECEK
İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ise konuşmasında İletişim Başkanlığı olarak Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarını uluslararası kamuoyuna aktarmak açısından önemli bir rol üstlendiklerini belirtti. Duran, “Çevre ve İklim medya turları düzenliyoruz. COP31'e katılacak ulusal ve uluslararası medya mensuplarının akreditasyonlarını yapıyoruz. Yaklaşık 3 bin basın mensubunun 1.400'ünün işlemleri tamamlandı. Konferans alanında gazetecilerin görev yapacağı medya merkezinin planlaması ve teşkiline yönelik çalışmalara da katkı sağlıyoruz. Ülkemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan bu zirvenin farklı koşullara ve önceliklere sahip ülkeleri ortak çözümler etrafında bir araya getireceğine canı gönülden inanıyorum” dedi.