Araştırmacıların korktuğu başına geldi! 61 yıl sonra en yüksek seviyede

Araştırmacıların korktuğu başına geldi! 61 yıl sonra en yüksek seviyede

ABD'nin Hawaii eyaletinde bulunan bir gözlemevinde yapılan araştırmalar sonucu, zararlı sera gazlarından karbondioksit (CO2) seviyesinin endişe verici boyuta ulaştığını ortaya koydu.

Araştırmacıların korktuğu başına geldi! 61 yıl sonra en yüksek seviyede - Sayfa 1

1958'den bu yana atmosferdeki karbondioksit miktarını kayda geçen Mauna Loa Gözlemevi, 11 Mayıs'ta havada 415.26 ppm'lik (her milyondaki partikül miktarı) CO2 ölçümü yaptı. Bu sonucun, insanlık tarihi boyunca görülmüş en yüksek yoğunlaşmanın kanıtı olduğu belirtildi. Mart 1958’de elde edilen ölçümler, karbondioksit yoğunluğunu 313 ppm olarak gösterirken, Mayıs 2013’te bu rakam 400 ppm’ye kadar yükselmişti.

Araştırmacıların korktuğu başına geldi! 61 yıl sonra en yüksek seviyede - Sayfa 2

Bizim bildiğimiz gezegen değil: Meteorolog Eric Holthouse, son ölçümleri Twitter hesabından paylaştı ve şu şekilde açıkladı: “Bu, insanlık tarihinde ilk kez, gezegenimizin atmosferinin 415 ppm'den fazla CO2'ye sahip olduğunu gösteriyor. Yalnızca yazılı tarihten, 10 bin yıl önce tarımın icadından değil, milyonlarca yıl önce modern insanın ortaya çıkışından bu yana bir ilk yaşanıyor. Bu, bizim bildiğimiz gezegen değil" dedi. 

Araştırmacıların korktuğu başına geldi! 61 yıl sonra en yüksek seviyede - Sayfa 3

El Nino koşullarının etkisi görülebilir: Scripps Oşinografi Enstitüsü CO2 programının direktörü Ralph Keeling ise, “Büyüme oranının ortalaması, hala üst sınırda. Geçen yıla ait artış muhtemelen 3 ppm olacak. Oysa son ortalama 2,5 ppm şeklindeydi. Devam eden fosil yakıt kullanıma ek olarak, ılıman El Nino koşullarının etkisini de görebiliriz” diye konuştu.

Araştırmacıların korktuğu başına geldi! 61 yıl sonra en yüksek seviyede - Sayfa 4

Hawaii’nin en büyük yanardağında yer alan gözlemevi, kıtalara ve kirliliğe uzak, ücra Pasifik adalarındaki havanın kalitesini test etmek için inşa edildi. Yer tercihinde, sonuçları etkileyebilecek bitki örtüsünün olmaması da dikkate alındı.