Yargı paketi: Terör davalarında bir ileri, iki geri mi?

Abone ol

TBMM'ye gönderilen 4. yargı paketinde özellikle gazeteciler, öğrenciler ve KCK tutukluları açısından tahliyenin önünü açacak beklentiler karşılanmamış görünüyor. Gökçer Tahincioğlu'nun haberi.

Türkiye'de hükümetin aylar önce gündeme getirdiği, ancak uzun süre bakanlar kurulundan geçmeyen yargı paketi dün parlamentoya gönderildi.

Hükümet, 4. Yargı Paketi'ni ilk kez gündeme getirdiğinde, ortada ne İmralı süreci, ne bu sürece bağlı yürütülen "KCK'lıların bırakılması" vardı.

4. yargı paketi olarak adlandırılan taslağa ilişkin beklentiler, öğrenciler ve gazetecilerin de aralarında bulunduğu ''terör örgütü üyeliği'' suçlamalarından yargılananların tutukluluk süreleriyle ilgili iyileştirici düzenlemeler içereceği üzerine odaklanmıştı.

Ancak sıklıkla çatışma ve ölüm haberlerinin geldiği bir ortamda, kabine, terör suçlarıyla ilgili yapılacak değişikliklerin de daha hassas ele alınması görüşündeydi.

Bu nedenle, biri yaz başı, biri de sonu olmak üzere iki kez Bakanlar Kurulu'ndan Adalet Bakanlığı'na gönderilen paket, dün İmralı tartışmaları, KCK'lıların bırakılıp bırakılmayacağı sorularının gölgesinde TBMM'ye sevk edildi.

Ancak sevk edilen paketin, uygulamada bırakın sorun çözmeyi, daha büyük sorunlara neden olabileceği, iyiniyetle atılan adımların tıpkı 3. Yargı Paketi'nde olduğu gibi sonuç vermeyeceği yorumları da hemen tartışılmaya başlandı.

Bu yorumlar çok da yersiz görünmüyor.

Özellikle, öğrencilerin, barışçıl eylemlere katılanların, gazetecilerin tutuklanmasına neden olan TCK'nın 220. maddesinde, "propaganda" düzenlemesi dışında adım atılmamış olması, bu yöndeki tutuklamaların devam edebileceğini, tutukluların da pakete bağlı olarak tahliye edilmeyeceğini ortaya koyuyor.

KCK tutuklamalarında değişiklik yok

Paketin terörle ilgili düzenlemelerin ayrıntılarına bakıldığında, halihazırdaki düzenleme ''terör örgütlerinin açıklamalarını yayınlayanlar hakkında hapis cezası'' öngörürken, yeni taslakta "terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösteren veya öven ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik eden" ifadesi yer alıyor.

Böylece, örgütlerin açıklamaları değil şiddet çağrılarını basma suç olarak düzenlenmiş oldu. Ancak uygulamada, bunun nasıl ele alınacağı, örneğin sıkça yapıldığı gibi Fırat Haber Ajansı'nda çıkan bir eyleme davet haberinin "şiddet" unsuru sayılıp sayılmayacağını süreç içinde göreceğiz.

Terörle Mücadele Yasası'nın "propaganda" suçu ile ilgili 7. maddesine de şiddet kriteri getirildi.

Mevcut düzenlemede, terör örgütünün propagandasını yapana 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyor. Yeni düzenlemede ise, ''şiddeti övecek veya teşvik edecek kişilere bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası'' öngörülüyor. Bu düzenleme de insan hakları savunucuları için kaygı verici.

Paketle ilgili taslak metinlerde öğrencilerin, gazetecilerin tutuklanmasına ve yargılanmasına neden olan, TCK'nın ''örgüt üyeliği'' ile ilgili 220. maddesinin birçok maddesinde değişiklik yapılması öngörülüyordu. Hatta KCK davalarında sonuç vermesi açısından, TCK'nın "silahlı örgütle" ilgili 314. maddesinin de pakete eklenmesi gerektiği belirtiliyordu. Ancak pakette, "örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme", "örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte yardım eden" düzenlemeleriyle ilgili hiçbir değişikliğe gidilmedi.

Pakette yer almayanlar dikkat çekici eksiklikler de var çoğu gözlemci için. İmralı süreci olarak adlandırılan müzakerelerde kilit öneme sahip görülen ve KCK zanlılarının tutuklanmasına dayanak olan 314. maddeyle ilgili bir değişiklik yeni düzenlemeden öngörülmüyor.

'Öcalan'ın yeniden yargılanmasına engel'

Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmasını engellemek amacıyla CMK'ya tarih sınırı getirilmiş ve bu nedenle Öcalan'la aynı tarih kısıtlamaları arasında kalan 220 kişi, AİHM tarafından haklı bulunmalarına rağmen yeniden yargılanma başvuru yapamamıştı.

AİHM'nin bu kişilerden PKK'lı Hulki Güneş'in dosyasında Türkiye'yi bu nedenle haksız bulması üzerine, hükümet, 220 kişi için pakette düzenleme yaptı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin 2007'de Öcalan'ın yeniden yargılanmasına gerek olmadığını belirtmesine rağmen, pakette Öcalan'ın yeniden başvuru yapmasını engelleyecek bir önlem de alındı.

Buna göre, bu aralıkta kalan 220 kişiden sadece dosyaları 15 Haziran 2012 itibarıyla AK Bakanlar Komitesi önünde bulunanlar yeniden yargılama başvurusunda bulunabilecek. Öcalan, bu kritere de uymadığından yeni başvuru yapamayacak.

Günün Önemli Haberleri