Velev ki Rum velev ki Konstantinopol!!

Siyaset biliminden anlamayan, politik zekası CHP’lilikle sınırlı, akıl oyunları oynamaya çalışan, köşeye sıkıştırıldığı zaman patlamaya hazır bir karakter.

İsmail GÜZEL iguzel@nestech.net

Yunan basınının Ekrem İmamoğlu’nu övmesi ve bizden biri demesi, Trabzon asıllı İmamoğlu’nu hiç mi hiç rahatsız etmemiş.

“Konstantinopol’ün yeni seçilmiş belediye başkanı” sıfatını kullanan Yunan gazetesi, “Ekrem İmamoğlu, İstanbul’u fetheden Yunan” başlığını attığı zaman bile İmamoğlu’nun üç maymunu oynaması, bize izleyeceği siyaset konusunda fikirler veriyor.

Ortada net bir durum var. İmamoğlu bu milleti tanıyamamış. Klasik bir CHP’li çizgisinde. Değişen hiç bir şey yok. Siyaset biliminden anlamayan, politik zekası CHP’lilikle sınırlı, akıl oyunları oynamaya çalışan, köşeye sıkıştırıldığı zaman patlamaya hazır bir karakter.

“Bu soruyu geçelim, oraya ünlem koyun, bu soruyu sorarak kalbimi kırıyorsunuz” minvalinde cümlelerle toplumun aklıyla dalga geçiyor...

İyi bir siyasetçi olmadığını, hemen her gün kendi diliyle kanıtlıyor. İmamoğlu ciddi manada açıklar veriyor. Bilinçaltını çok rahatça dışa vura biliyor. Hem de kapatamayacağı bir biçimde.

İnandırıcı değil. Bilgi birikimden uzak, projelere uzak, kavgacı, söyledikleriyle sürekli çelişki yaşayan bir karakter izlenimi veriyor.

Gel gör ki, ne derse desin, kendi taraftarı gözünde sözüm ona ikinci kurtarıcı.

Çok sancılı bir süreç...

Ülkenin böyle bir karaktere şu sıralar hiç mi hiç ihtiyacı yok. Çizdiği profil, ülkenin yürüyüşünü durdurmak isteyen bir truva atına benziyor...

Özellikle, bölgemiz ateş çemberine alınmışken böyle bir şahsiyetin, ülke ve millet lehine değil, aksine karşı tarafın lehine kararlar verebilme ihtimali, çok can sıkıcı. Verebileceği bu kararlar korkunç sonuçlar doğura bilir..

İstanbul, bu seçimleri çok büyük bir olgunlukla atlatmalı ve bunu sandığa sağlıklı bir biçimde yansıtmalı. Sağduyulu insanlarımız sandıkta gerekli cevabı vermeli.

Yapılacak hatalı bir seçimin, bize zaman kaybı olarak geri dönecek olması ve sonucunda elde edeceğimiz kocaman bir hiçlikten ibaret olacağını, aklımızın bir köşesine yazmalıyız.

Bu sadece bir belediye seçimi değil. Almanya, Fransa, ABD, Ermenistan, Kandil-PKK, HDP, FETÖ, İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsveç, İngiltere gibi ülke politikacılarının ve bu ülkelerin neredeyse tüm medya desteği, İmamoğlu üzerinde pozitif manada yoğunlaşmış durumda...

Bu örgütler ve bu ülkeler kendi çıkarlarının doğrultusunda İmamoğlu’nu desteklemekte. Dertleri, İmamoğlu’nun seçilip ülkesine hizmet etmesi değil elbette. Tüm dertleri, istanbul üzerinden, milli bir çizgide olan hükümete zarar vermek. Tüm amaçları sur da bir gedik açmak. Bu konu da PKK, FETÖ ve batılı ülkeler yalnız değiller.. Maalesef kendi tabanında da gayri milli çizgide olan bir güruh var…

Tüm bu örgütlerin ve ülkelerin desteğini alan İmamoğlu, bu durumdan pek de rahatsız değil. Aksine çok memnun. Bunu her türlü belli etmekte. Hatta ve hatta gizleme gereği bile duymuyor. Bu konu da bir korkusu da yok zaten. Dediğim gibi “İlm-i siyasetten” bi haber.

Bu arada,

CHP’lilerin en sık dile getirdiği argümanların başında “ama Ak Parti, HDP-PKK ile açılım sürecinde bir araya geldi, biz bir araya gelince neden bir problem gibi algılanıyor” gibi ilginç çıkışlar oluyor. Bakın dönemin hükümeti ve devlet top yekün HDP-PKK’yla terörü bitirebilmek için görüştü, anlaşamadı. CHP ise HDP ve uzantılarıyla Ak Parti’ye karşı seçim kazanabilmek için görüştü, anlaştı... Eğip bükmeye gerek yok. Bu kadar net.

Sonuçta,

Mesleğinin siyaset olduğunu iddia eden birinin sürekli bir biçim de sarf etmemesi gereken cümleleri sarf etmesi, bu işi ciddi manada bilmediği anlamına gelir. Bu şahsiyet, İstanbul’un başına gelebilecek en büyük felaket olabilir. Dikkat etmek gerekir.