Tuncay Özkan ve Selahattin Demirtaş'ın elindeki kir!

Siyasetinde sahici kelimeler olmayan, teröre ve teröristlere karşı sahici cümleler kuramayan Selahattin Demirtaş, aynı türkünün değişik bir versiyonunu söylemiş Tuncay Özkan'a...

Hadi ÖZIŞIK hadi.ozisik@internethaber.com

6-7 Ekim (2014) olayları Yasin Börü'nün de içinde olduğu 50 insanımızı yuttu. Bu olayların müsebbibi, CHP'li Tuncay Özkan'ın cezaevinde ziyaret edip sahiplendiği Selahattin Demirtaş'tan başkası değildi. 

Tuncay Özkan, Yasin Börü'nün ailesi başta olmak üzere,göz pınarları hâlâ ıslak olan 50 kişinin anne babasına, oğluna kızına, kocasına nişanlısına... herkese 6-7 Ekim'deki o acıyı yeniden yaşattı...

Demirtaş ziyaretine bir çok bahane var Tuncay Bey'in cebinde...

En dikkat çekeni ise...
"insanlık" ve "merhamet..."

Sormak lazım...
Kanla beslenmek midir insanlık?
Teröriste arka çıkmak mıdır insanlık?
Taziye çadırı kurup, 28 kişinin canını alan bir teröristin arkasından ağlamak mıdır insanlık?
İnsanları öldürüp, ocakları söndürmek midir insanlık?

Bakın şu fotoğrafa...
Anaların dünyaları dolduran feryatları karşısında sağırlaşan HDP'liler, milletle bir olmak yerine, teröristlerin kalbini okşuyor. Tuncay Özkan'ın avukatlığına soyunduğu Selahattin Demirtaş ve arkadaşları, milyonların nasıl kan ağladığını ve ne ölçüde yandığını görmek yerine, fotoğrafta gördüğünüz gibi, eli kanlı bir katilin yok oluşuna yanıyor.

Siyasetinde sahici kelimeler olmayan, teröre ve teröristlere karşı sahici cümleler kuramayan Selahattin Demirtaş, aynı türkünün değişik bir versiyonunu söylemiş Tuncay Özkan'a...  

Tuncay Özkan da, gece boyunca, "masumiyet türküleri" çığırdı ekranda. Hem de, gözyaşlarını kimselere göstermeden kalbine içiren anaların, babaların, kardeşlerin... eşlerin kulaklarını sağır edercesine...

Demirtaş'ın elindeki kiri temizlemeye kalkıştı kısaca...

Beynimize şimşek şimşek ağrılar saplandı Tuncay Özkan'ı dinlerken. Selahattin Demirtaş'ı akladıkça, kalplerimiz burkuldu.

Şaşkın bir kafa...
Bulanık bir vicdan vardı ekranda...
İsyan ile dolup taştık gece boyunca...

Suçu, suç olmaktan çıkaran heyecanlı bir dil kullanıyordu çünkü.

İnsanlığı katleden teröristlerin alnından öpen Demirtaş ve arkadaşlarının suçunu soruyordu insanlık adına... 

Kana, bombaya, mayına, kahpe kurşunlara... her türlü vahşete merhamet istiyordu! Kalbinin sesini kısmış halde, Demirtaş'tan mesajlar tebliğ ediyordu bize. 

"Bu insanları dinleyin" diyordu ısrarla...

Sevgili Tuncay Özkan, milletçe 7 Haziran öncesinde bunları dinledik.
Kalbimize inat ettik, dinledik...
Vicdanımıza inat ettik, dinledik...
Saz çaldılar, kardeşlik türküleri söylediler...
Teröre çözüm olsunlar istedik...
Akan kana çare olsunlar istedik. 
Türkiye'nin yüzde 13'ü bu yüzden umuda oy attı... 

Sonra ne oldu?

Oylarımızı aldıktan sonra, gurur duyulacak, saygı gösterilecek bir davranış sergilemediler. Yüzde 13'ü alır almaz, ilk işleri APO posterinin önünde boy göstermek oldu. Yüzde 13'ün sahiplerine teşekkür edeceklerine, İmralı'ya selam sarkıttılar.. 

Yetmedi...

"Hendek siyaseti"ne soyundular...
Barış sürecinde yaptıkları yığınaklarla, ülkemizi cehenneme çevirmek istediler.. Huzur dolu sokakları çukura çevirdiler..

"Türkiye Partisi" yalanıyla kandırdılar hepimizi. 

7 Haziran'da bunların içindeki celladı ne yazık ki görmedik...

6-7 Ekime rağmen görmedik... 
50 kişinin katledilmesine rağmen görmedik...

Ya da...
Görmezden geldik...
Terör son bulsun diye...

Demirtaş'ı sahiplenmemizi isteyen Tuncay Özkan, sıfırdan bir sayı elde etmemizi istiyor..
Sıfırı milyonla çarp sonuç yine sıfırdır.
Tuncay Özkan'ın bunu görmemesi için akli melekelerinin kanatlarını kırmış olması gerekiyor. 

Hakaret değil amacım; aklıma başka bir şey gelmiyor!

Twitter:

Facebook:

Instagram: