Susun

Ameliyatla erkek olup Rüzgâr adını alan 27 yaşındaki oyuncuya kadınlar destek vermişler. Eminim birçok erkek de kadınlarla aynı şekilde Rüzgâr’a destek veriyorlardır. Vereceklerdir de…Versinler de…

Mustafa Sadık İNCEDEMİR sadiki@internethaber.com

Ameliyatla erkek olup Rüzgâr adını alan 27 yaşındaki oyuncuya kadınlar destek vermişler. Eminim birçok erkek de kadınlarla aynı şekilde Rüzgâr’a destek veriyorlardır.

Vereceklerdir de…

Versinler de…

İnsanların düşünceleri ile toplumsal açıdan yargılanmaları ne kadar yanlışsa, cinsel tercihleri yüzünden yargılanmaları da o derece yanlıştır.

Yaşamın birer tercihler silsilesinden ibaret olduğunu düşünürsek; aslına bakarsanız yaşamı çok da ciddiye almamak gerek.

En azından başkalarının neleri, nasıl yaptığı ile ilgili konularda kendimizi fazlaca kasmak, üstüne etrafımızın kasılmasına neden olmak; gereksiz.

Kimsenin kimseye sen bir ömür şöyle yaşa diye bir baskı yapmaya hakkı yoktur.

Olmamalıdır da zaten.

Eğer olursa orada bir terslik, bir eksiklik ve muhtemelen bir yanlışlık yaşanıyor demektir çünkü.

Unutmayın ki herkesin yaşamında mutlu olmaya hakkı olduğu gibi, kimin nasıl mutlu olacağına da o kişinin dışında kimse karar veremez.

Vermemelidir.

Tıpkı çok parası olmasından mutlu birisine bir başkasının “paran fazla birazını bana ver” demeye hakkı olmadığı gibi.

Rüzgâr’a da kimsenin bir şey söylemeye hakkı yoktur.

Çünkü o kendini erkek gibi hissedip, öyle yaşamaya karar vermiş olandır. Kararının doğru veya yanlış olmasının sonuçları da sadece onu ilgilendirir.

Ayrıca aynı duyarlılığı; erkek olmasına rağmen kadın olmaya çalışanlara ya da operasyonla kadın olanlara da göstermek gerek diye düşünüyorum.

Oysa ne yazık ki bu anlamda ciddi bir sıkıntı toplumumuza hâkim.

Tabi bahsettiğim bu hoşgörü; kişilerin tercihlerini başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışmamalarına ya da tercihleri ile başka insanların yaşamlarını etkilemeye başlamadıklarında daha şık, daha doğru olacaktır.

Toplumsal rahatsızlık; ne yazık ki bizim gibi ülkelerde çok hassas olduğu için kişilerinde bu hassasiyete olabildiğince özen göstermeleri gerek.

Ayrıca bana sorarsanız bu tür sıkıntılar; erkek egemen toplumlarda her zaman yaşanacak olan sıkıntılardır.

Çünkü kadınların erkek olması erkeklerin saçma ve gizli egolarına iyi geldiği gibi bir erkeğin kadınlaşması da bu egoya ters gelmektedir.

Erkekler; açıkça söylemeseler de bence içten içe böyle bir kazanç ve kayıp arasında kalıp, ona göre tepkilerini yönlendirmekteler.

Bilinçaltının dile gelmesi desek yeri yani…

Oysa her şeye ve herkese olabildiğince hoşgörü ile yaklaşabilsek, değerlendirmelerimizi öfkelerimizden arınmış bir şekilde yapabilsek; inanın her şey çok daha farklı olacaktır.

En başta kendimiz için farklı olacaktır.

Ama öfkeyle bezenmiş toplumsal değerlendirmelerle yoğrulmuş ve gelişmek bir yana karanlıklara saklanmış düşüncelerle kişilere ve olaylara yaklaşırsak; en başta kendi mutluluğumuza zarar vermiş oluruz.

Unutmayın yaşam kısa…

Nerede ve nasıl mutluysanız; orada olun.

Kiminle mutluysanız; ona sıkı sıkıya sarılın.

Yapamıyorsanız eğer; yapana karışmayın.

Susun…