Sempozyum, panel, çalıştay’ın farkını bilmeyen akademisyen mi olur?!.(2)

Farkını biliyorsak, neden uygulamıyoruz!..

Göktan AY goktanay57@gmail.com

GÜNCEL/ANKARA AKM: A.Selvi, (Hürriyet);Cumhurbaşkanı'nın "AKM ile ilgili 4 proje var ama daha iyi projeler olabilir" sözünü aktaran Selvi, AKM'nin içinde olduğu alanı kapsayacak birkaç projenin yapılabileceğini işaretti etti. Selvi, Erdoğan'ın Ankara'daki AKM'yi beğenmediğini öne sürerek onun yerine Ankara Kalesi ile AOÇ arasındaki alana New York’taki Central Park örneğinde olduğu gibi bir ‘Cumhuriyet Parkı’ yapılması üzerinde durulduğunu öne sürdü.” Allah aşkına, söyler misiniz? Ankara AKM’nin ve içinde bulunulan alanın beğenilecek tarafı var mı?!..

Güncel konular araya girince bu yazımız biraz gecikti. Üniversitelerde –sanat alanında- sıkça  ve yanlış yapılan toplantılarla ilgili bilgiler vermeye  devam ediyoruz.

Sempozyum
Bir dinleyici topluluğu karşısında özellikle bilim, sanat ve fikir ağırlıklı konularda çeşitli kurumlardan gelen (yerli/yabancı) konuşmacıların, önceden hazırlanmış ve kurullarca kabul edilmiş  bildirilerini, verilen süre içinde sunmalarına verilen addır. Oturumlarda ele alınan ortak konular için  değişik görüşler ve yorumlar dile getirilir. Her oturum için değişik mesleklerden belli sayıda konuşmacı bulunur. Yeni ve araştırmaya dayalı bir bilgi alış-verişi niteliğini taşıdığı için, sempozyumlar daha çok alandaki insanları ilgilendirir. Bildiride aranan özellikler; bilimsel bir yenilik getirmiş olması ve orijinal bir konuyu ele almış bulunmasıdır.
Demek ki sempozyum;  bir kurultay, bir kongre değildir!..

https://www.internethaber.com/turk-muzigi-kurultayi-mi-sempozyumu-mu-1225469y.htm
Panel
Toplumu ilgilendiren bir konunun dinleyiciler önünde, sohbet havası içinde, uzmanları tarafından tartışıldığı toplantılara panel denilmektedir. Bir konuda karar vermek yerine sorunlar çeşitli yönleriyle aydınlatılır, farklı görüşler/anlayışlar ortaya konulur. Konuşmacılar, uzmanı oldukları konunun ayrı birer yönünü ele alırlar.  Panel sonunda, dinleyiciler panelistlere soru sorabilirler.
Demek ki panel; bir kurultay, bir kongre, bir sempozyum, bir açık oturum  değildir!..
Çalıştay

Belli bir konuda, çeşitli konuşmacıların katılımıyla düzenlenen, genellikle sorun çözmeye odaklı, bilimsel ağırlıklı toplantıdır. Çalıştay'da çağrılanların yüksek profilli, alanında uzman/popüler/eserleri olan/bilinen v.b. olması gereklidir. Çalıştaylar'da, oluşturulan komisyon (lar) tarafından hazırlanan  rapor, tüm  kurula sunularak, ortak bildiriye dönüşür ve onaylanır. Alınan kararlar tavsiye niteliğindedir, yaptırım gücü yoktur.

Demek ki çalıştay; bir kurultay, bir kongre, bir sempozyum, bir panel,bir açık oturum  değildir!..

Açık oturum
Geniş halk kitlelerini ilgilendiren bir konunun, uzmanlarınca bir başkan yönetiminde tartışıldığı toplantılara  açık oturum denilmektedir. Açık oturumda tartışılacak konu, toplumun tümünü ya da bir bölümünü ilgilendirmelidir. Oturuma katılacak kişilerin konularında iyi hazırlanmış olmaları açık oturumun kalitesini artırır. Ayrıca, konuşmacıların diğer konuşmacılar ve izleyiciler karşısında saygılı olmaları da çok önemlidir. Başkan, oturum sonunda, ortaya çıkan karşıt ya da aynı düşünceleri özetleyerek oturumun genel değerlendirmesini yapar.
Demek ki, açık oturum; bir kurultay, bir kongre, bir sempozyum, bir panel değildir!..
İşte; çok basit/kolay, bilimsel alanda paylaşılmış,  uluslar arası alanda kabul edilmiş özellikleriyle bilimsel toplantılar için  “terminoloji başlıkları ve açıklamaları”…

Yıllar önce Musıki Dergisi’nde yazmışım, bir şey değişmemiş!... 
“Başlamak bitirmenin yarısıdır” derler…
Hadi o zaman!..

Bıkmak yok, yola devam!...

YENİ BİR YAYIN: ‘MAHZUNİ ŞERİF’

Cumhuriyet sonrasının en önemli halk ozanları arasında gösterilen Âşık Mahzuni Şerif’in biyografisi  “Devr-i Mahzuni” adıyla kitap oldu. Mahzuni’nin hemşehrisi, CHP Parti Meclisi Üyesi gazeteci Ali Öztunç’un kaleme aldığı eser Doğan Kitap’tan çıktı. ‘Devr-i Mahzuni’yi yazma fikri ustanın büyük oğlu Ali Mahzuni ile yazar Ali Öztunç’un ortak kararıyla netleşti. Ozanla ilgili birçok bilinmeyene yer verdiği kitabı için Ali Öztunç “Âşık Mahzuni hakkında çok fazla bilgi kirliliği vardı. Bu nedenle kitabı yazmak boynumun borcuydu. Yüzyıllar sonra da Mahzuni’nin eserleri okunacak. 20 bin şiirinin 3 bini türkü olmuş. Bu kadar eser sahibi Mahzuni’nin yaşadıklarının herkes tarafından bilinmesini istedik” dedi.

Eğer bana gel gel olsa yüceden 
Çırpar kanadımı uçar giderim 
İsteğim yok gündüz ile geceden 
Ben bir Mahzuni'yim naçar giderim

Âşık Mahzuni Şerif, Anadolu insanının feryadını, özlemini, sevdasını, ezilmişliğini sazıyla sözüyle dünyaya duyuran asrımızın en önemli ozanıdır. Anadolu'nun fakir toplumunun hayallerini kentlerdeki beyaz yakalılarla buluşturan Mahzuni, toplumun her kesimi tarafından çokça sevildi. Yaşadığı acılar, sevinçler; karşılaştığı sıkıntılar, hayal kırıklıkları... Mahzuni'nin hayatıyla ilgili pek çok şey merak edildi, tartışıldı... Ünlü ozanın yaşamıyla ilgili bilinmeyenleri Ali Öztunç'un kaleme aldığı Devr-i Mahzuni'de bulacaksınız.

Ekim2017/Doğan Kitap. Teşekkürler Ali Öztunç’a… 

GÜNÜN TÜRKÜSÜ,  Muhsuni Şerif’ten…https://www.youtube.com/watch?v=ipCzKtmO7KM

İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüzde dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da

Haydi dolaşalım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa (sıralansa) da

Bağladım canımı (ömrümü) zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline (gurbet eline)
Güldün Mahzuni'nin garip haline
Mervan'ın elinden parelensede